Online Sayaci 0







Kayıp Parola?

Kim Online

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

bagraç

( su kovası )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Bünyamin Sönmez arrow Ayı Hakkında
Ayı Hakkında Yazdır E-posta
Friday, 12 January 2007

Active Image

 

 

Bünyamin Sönmez
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Hayatta, saklı olan gerçeği bilmeyip dış görünüşe göre tavır içinde olanlar aldananlar sınıfında dâhil olurlar. Nasrettin hoca misali "ye kürküm ye!" deyişi sanki bugün için denilmiş. Bu söyleme bakıldığında Nasrettin hocanın ne denli uzak görüşünün olduğunu anlamak mümkündür. Gündelik hayatta insanların fiziksel görünüşlerine bakıp onların ruhlarını okumak, birçoğumuzun yaptığı yanlışlıklardandır. Ruhu bu kadar hafife almak, bu düşünceyi taşıyanın ruhun zelilliğini göstermez mi? "Asıl" hiçbir zaman bozulmaz. Bozulan gerçek asıl değil, taklididir. Çünkü taklit, kendi gerçeğinden mukallede (taklit olunduğuna) dönüşmüştür. Dış görünüşüne bakıp ta, "içinin asıl durumu da böyledir" demek onun asliyesine kendimizin karar vermeye çalışması demektir. Olması gereken, sadece onun içine bakabilmektir, dışına değil.

Ankara''da üniversite yıllarımın sonunda bir konferansa gitmek için yurttan iki arkadaş çıkmıştık. Benim üzerimde, "emanet" şık bir takım elbise vardı. Vakit akşam ile yatsı vakitleriydi. Çankaya''daki büyük bir otelin birindeydi konferans ama hangisinde olduğunu ikimizde bilmiyorduk. Önce Hilton''a doğru yaklaştık. Kapıda kırmızı bir halı ve sıra sıra şık giyimli beyler bekliyorlardı. Bizim geldiğimizi gördüklerinde ayrı vaziyette duranlar da bir saf hizasına gelerek gülücüklerini yüzlerine yerleştirdiler. Bir telaş, bir koşuşturmadır başladı otel lobisinde. Neler olduğunu anlamaya çalışan biz, safın dış kısmından içeri süzülmeye uğraşırken, safın da bizi içine almak üzere açıldığını fark ediyorduk. Dışarıdan süzülmenin artık imkânsız olduğunu anlayıp, girdaba kendimizi kaptırmaya karar verdik. Düğmeler iliklenmiş ve eller uzatılarak "Hoş geldiniz efendim" cümleleleri sarf edilmeye başlanmıştı. İçlerinden biri şaşırmış suratlarımızdan anlamış olacak ki, "? dan gelen şu şu beyler di mi?" diye sormak cüretini gösterebildi. Bizler de, onların konularıyla hiç alakası olmayan bir konferansa geldiğimizi söylediğimizde tabiri caizse, bizi üzerinde tuttukları saten çarşafın dörtkenarını birden bıraktılar. Kendimizi yerde bulduk. Artık içinden geçebileceğimiz bir saf yerine takım elbiselerin sırtları ve bu sırtların önünde bulunan kızgın suratlar vardı.

Merhum Nasrettin hocanın kürküne sığınıp nasiplenen onca kişi var ortalıkta gezen. Mevlana''nın dediği gibi "Nice insanlar gördüm sırtında elbisesi yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok". İnsanlık elbiseler içinde kaybolmuş. Elbiseler insansız bir yerlerde oturmakta, gezmekte, zaman öldürmekte ve içindekini eskitmekte. Eskiyen bedenler bir ruha kavuşamadan çürüyüp gitmekte. Gelecekte kendinden bir iz, bir koku bırakmak düşüncesi ne acıdır ki, hayaldir çoğunluk için. "Kişi odur ki dünyada bıraka bir eser/ Eseri olmayanın yerinde yeller eser"" demiş büyüklerden biri.

"Geyik sansardan korkar; sansar kaplandan, kaplan da ayıdan korkar, şu sarı ayı, saçı başı açık bir insana benzer ve insan gibi iki ayağı üzerinde durur. Müthiş kuvveti vardır ve insan için son derece tehlikelidir." (Kaynak; Çin Denemeleri, MEB Yayınları, İstanbul 1992) diyor eski Çin denemelerinin birinde. Çin''in Hunan eyaletinin güneyinde bir zamanlar bir takım avcılar varmış. Bunlar, bazı hayvanların seslerini taklit eden bambu''dan yapılmış aletler kullanırlarmış. Geyikleri çekmek için bu aleti kullanırlar, geyikler geldiğinde de onları avlarlarmış. Bu aletten çıkan sesleri işiten sansarlar geyik sanıp gelirler, insanları korkuturlarmış. Bu defa insanlar sansarı korkutmak için, kaplan sesi çıkaran aletler yapmışlar. Sansarın korkup kaçmasını sağlamışlar ama bu defa kaplan gelmiş. Kaplanın kaçması için ise, ayı bağırmasını taklit etmişler. Ayı geldiğinde insanı görmüş, onları parçalamış ve yemiş. Bu hikâyenin sonunda şöyle diyor "Bugün de derinde saklı olan gerçeği bilmeyip dış görünüşe bağlı kalan insanlar, ayıların avı olmaktadırlar."

Öyle anlaşılıyor ki, bir tek çıplak ses ile her işi halletmeye çalışmak ayıların pençelerinden kurtaramıyor insanı.

 

Görüntüleme sayısı: 3602

  Yorumlar (8)
Re: KİMSE YOK MU? TOSYA'DA
Yazan Tosyali_NL, 17-02-2005 12:43
gordum, kendimi zor tuttum aglamamak icin. Gittikleri koy neresiydi bilen varmi?
Re: KİMSE YOK MU? TOSYA'DA
Yazan coskun website, 18-02-2005 20:46
Köy değilmiş galiba gittikleri yer, tosya'nın bağlarında bir yermiş sanırım. Tam olarak öğrenirsem yazarım yine.
Re: KİMSE YOK MU? TOSYA'DA
Yazan Erhan, 18-02-2005 23:30
Köy değil,aile bagda kalıyormus.
Re: KİMSE YOK MU? TOSYA'DA
Yazan Erhan, 19-02-2005 00:04
Kusura bakmayın Coşkun kardesimin cevabını görmeden yazmısım.kuzyaka tarafında bir bağ.
 
O aileye yardım yapmak isteyen olursa yrd.yapacagı adresleri yollayabilirim.
Ayı Hakkında
Yazan kurt_2023, 12-01-2007 13:08
Dediğiniz gibi maalesef dış görünüş itibar derecesi olarak görülmeye başlandı.Kişilik arka planda kaldı.Ve işte toplumunu yıkılma süreci de bu etkenlerle başlamış oldu..
Ayı Hakkında
Yazan dralican, 13-01-2007 03:58
başlığa ilk baktığımda ılgaz-kastamonu yolunda var olduğu söylenen(ben hiç görmedim) levha aklıma geldi. 
o levhada şöyle yazıyormuş:1-taş düşebülü 2-tomruk yuvarlanabülü 3-ayı çıkabülü. 
türkiyede,kastamonu denilince bunlar akla geliyor. kastamonu dep dep dep. bir de tosyamızın meşhur pirinci. 
malesef kendimizi yeterince anlatamamışız. bana değişik illerden arkadaşlar böyle bir yazı gerçekten var mı diye soruyorlar. yok öyle birşey diyorum. 
yazınıza gelince,güzel bir konuya değinmişsiniz. yüzde yüz haklısınız.sadece yazınızın başlığı konuyu tam ifade edememiş diye bir eleştiri getirebilirim. 
herkese sevgi ve selamlar...
Ayı Hakkında
Yazan wholesalejewellery, 13-01-2007 09:36
Sayın Sönmez,anlatmaya çalıştığınız konu ile konu başlığının ne gibi bağlantısı var?Ayrıca yazınızdaki konuyu toparlayamadığınızı düşünüyorum.Böyle bir başlık atmaktaki amacınız yıllardır espiri konusu olan (dikkat daş düşebülü,ayı çıkabülü)sözleri insanlara hatırlatarak özellikle Kastamonu Tosya'mıza ait bir web sitesinde Kastamonu'lulara hakaret mi?Köşe yazarı olmak,gelişi güzel birşeyler yazmak değildir.
Ayı dikkat çekmek için kullanılmış manşe
Yazan Mesut34, 30-12-2007 01:57
Ayrıca hikayede güzel wholesalejewellery e katılmıyorum Ayarlı basın olmadıgınızdan eminim birilerine yaranmak için yazmayacagınızdan da  
wholesalejewellery Arkadaşa ufak bir sözüm olacak  
sözüm ona burda milliyetçilik yapıyor milliyetci bir kişi milletiyle milletine ait olanla gurur duyar bu kimligi her daim taşır Türkce Milletin dilidir wholesalejewellery nick i kullanılanan bu arkadaşın eger söylemi ile eylemi aynı ise lütfen kendine Türkce bir Rumuz edinsin Ama söylem ve eylem farklı ise bilemem  
Unutulmamalı ki Bizi Türkçe yok ederek yok edecek ler sürekli yabancılaşıyoruz bunun farkındamısınzı yakında İngiliz gibi düşünecegiz Kendi dilimize yabancı olmak acı olsa gerek  
Misyoner falıyetlerinin en belirgin örnekleri ülkemizde uygulanıyor bizlerde oyunun içindeyiz figüran olarak tabii 
Dilimizi almaya çalışıyorlar kısmen başardılar peşinden Ilımımlı İSLAM geliyor :) dinler arası kardeşlik oyunları vs Tabi senaris Vatikan sonra Din den uzaklaştılacagız ki bu da kısmen başarıldı AMENTÜYÜ bilmeyen MÜSLÜMAN var Sonra Topraklarımız parçalanacak İşte güney doğu Doğudaki olayların üç beş çapulcunun işi oldugunu düşünecek kadar saf degiliz hiç birimiz . Peki ne yapacagız TÜRK gibi Doğduk TÜRK gibi Yaşayacagız wholesalejewellery 
eger seni kırdımsa özür dilerim

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım