Online Sayaci 1







Kayıp Parola?

Kim Online

Şu anda 1 misafir bağlı

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

zaritmez

( zarar(ı) olmaz, farketmez. )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Bünyamin Sönmez arrow Doğu, Batı ve Biz
Doğu, Batı ve Biz Yazdır E-posta
Tuesday, 27 February 2007

Active Image

 

 

Bünyamin Sönmez
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır



Modern psikolojinin temellerini atan insanlardan biri olan C.G. Jung''a göre Batı, dışadönük doğu ise içedönüktür. Dışadönüklük sosyalleşmeyi ve fiziksel nitelikleri daha önce kavramayı, içedönüklük ise daha çok düşünme gücünü ifade ediyor. Yüzyıllardır doğuda olan düşünce alanındaki birikim, millet olarak bize uzak. Çünkü batı medeniyetine olan bakışımız öylesine at gözlüğü takılarak gerçekleşmiş ve gerçekleşiyor ki "her şeyiyle ve ne olursa olsun batı" kavramına gönül vermişiz. İngilizceyi bilim ve araştırma dili olarak kabul edip geliştiren düşünürlerimiz, köklü geçmişi olmayan gelişmiş batı dünyasından çok fazla bir düşünce sistemi elde etmekten uzak kalmışlardır. Çünkü Batılı düşünürler, enerjisini doğu medeniyetinin geçmiş yaşamlarındaki düşünce eserlerine yoğunlaştırıp onu modernizm düşüncesiyle yoğurup farklı isimlerle sanki yeniymiş gibi bize sunmakta. Bizden olan''ı okuyup araştırmaktan aciz olan bizler ise, Batıdan biz''i öğrenmeye çalışıyoruz maalesef. Onlar biz''i ne kadar anlarlarsa bizler de onların anladıklarından ve çıkarmış oldukları eserlerden BİZ''i o kadar tanımaya çalışıyoruz işte. Halbuki Doğu''nun Batı''ya geçişini temsil edecek bir stratejik konumda bulunuyoruz. Doğu düşüncesi ve birçok medeniyete beşiklik yapmış bir birikim coğrafyasındayız. Tüm birikimlerimizi reddedip yüzeysel bir bakışla Batı''ya yönelmek, derse çalışmayan öğretmenin dersine iyi çalışmış öğrencilerle vakit geçirmesine benzer.

Özellikle son on yılda çok şey değişti ülkemizde. Türkiye''nin farklı yerlerindeki öğrenci yapısını gözlemleyebilmiş biri olarak, söz konusu değişimin ülke sathında yaygın ve karakterinin aynı rotada olduğunu gördüm. Geçiş aşamasında olan genç bir nesil geliyor. Açıkçası bu geçiş bana çok ta sağlam temelli gibi görünmüyor. Öğrencilerimiz artık daha az çekingen, daha az utangaç. Sosyalleşme açısından çok önemli aynı zamanda güzel bir özellik olan girişkenlik önceki yıllara nazaran gayet olumlu meyanda değişti. Sağlam temelli olmaması ifadesini yeni neslin "günü yaşamak" şeklindeki adımlarından ve yaklaşımlarından anlıyorum. Geçmiş olgusu gayet zayıf, coşkulu haldeki milli - manevi değer yoksunluğu, gelecek hakkındaki düşüncelerini de daha şimdiden yemiş bitirmiş onların. Birçok davranışımız artık küreselleşen temelsiz batılı insanların davranışları olmaya başladı. Geçmişte bize uzak olan davranışlar artık bizim oluyor.

Gençliğimizin hayallerini etkileyen, düşüncelerini yönlendiren, davranışlarını kanalize eden pek çok etken var. Bu etkenler içinde okul müfredatına dayalı ders havasındaki milli ve manevi havayı neslimize aksettirmek hiç de kolay olmuyor. Toplumumuzun birincil ihtiyacı olan yüreklerin toplu vurması, aynı şarkıyı dillerimizde hep beraber haykırmak, adımlarımızı aynı yöne korkmadan heyecanla atmak gibi mefhumlar onların ihtiyaç listesinde çok gerilerde veya belki de hiç yok! İçi doldurulmayan günübirlik aşklar yaşamak onlar için çok daha elzem. Bundan beş veya on yıl sonra bu nesil toplumumuzu temsil etmeye başlayacak. Onlar düşünecek ve onlar karar verecekler. Toplum hayatında kaybedilmiş bir kuşak zehirli bir ok gibi geleceğin kalbine saplanır. Kuşakların dirilmesi geleceği düşünen geçmişine bağlı bir düşünce yapısının kabul edilmesi ve oluşmasıyla mümkündür. Bunun için "Böyle gelmiş böyle gider" zihniyetinde olmaktan ziyade "Bir ucundan tutmak" veya "Çorbada tuzu olmak" gibi güzel yaklaşımlarda bulunmak en iyisi.

Batı neden bizden pek çok şeyi alıyor olmasın? Neden üretkenliğimiz tüm dünyanın ilham aldığı ve faydalandığı bir durumda olmasın? Geçmişte pekala olmuştu. Geçmişimizden daha şanslıyız çünkü geçmişimizden daha çok geçmişimiz var ders almak ve faydalanmak için. Gelecekte "2000''li yılların Türkiye''si dünyayı sallamıştı" diye neden söyletmeyelim ve tarih kitaplarında şanlı bir yer edinmeyelim? Çok mu zor? Hiç te zor değil yeterki çorbaya herkes biraz tuz koysun tabi kuru değilse...


Görüntüleme sayısı: 2413

  Yorumlar (1)
Doğu, Batı ve Biz
Yazan kurt_2023, 27-02-2007 16:00
alkışlıyorum Bnüyamin Hocam sizi. Yazınız aynen düşüncelerimi aksettiriyor. Sizin yazı da kendimi buldum. 
 
Maalesef gelinen nokta dediğiniz gibi bazı yoksunlukların aşırılığa ve önlenemeyecek boyutlara gelmesine neden olmaya başladı. Bunun bir an önce önlemini almak ancak tabiri caizse silkinlemek, titremekle olacak. Fakat şu an bu bile zor. 
 
Ama neden olmasın özümüze dönmek, neden olmasın lider ülke olmak, neden olmasın güçlü olmak ve mutlu olmak...

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım