
Bünyamin Sönmez
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
İnternetin tarihi çok gerilere gitmese de, ortaya çıkışından sonra günlük hayatımıza girip alışkanlık haline gelmesi çok çabuk olmuştur. Bunda en önemli etken zannımca, a-sosyalleşmenin, diyalog problemleri yüzünden iletişememenin, bastırılmışlığın vermiş olduğu içe kapanıklığın ve geri kalmışlığın ezikliği gibi bir çok etkenin üzerimizde bıraktığı tesirden kaynaklanmaktadır. Tüm bunların yanı sıra İnternetin etkileşim gibi sihirli yanının da olması, insanları kendine çeken önemli bir unsur olarak göze çarpmakta.
Önceden Televizyon için söylenen "Doğru kullanıldığında çok iyi bir alet ama..." gibi sözler, şimdi internet için söylenmekte. Malesef ki insanları cezbeden bir diğer şey de yanlışa, kuralsızlığa, aykırılığa olan düşkünlük internetin faydalı olan yönünü, zararlı olan yönüne göre sadece buzdağının yüzeyi yapmakta. Bu çok tehlikeli durum gün geçtikçe sadece ülkemiz sınırlarındaki gençliğimizi değil tüm dünya milletlerini endişelendiren kocaman bir girdap haline dönüşmekte. Bir televizyon programının reytingi, içeriğiyle birlikte vermiş olduğu şiddet ve aykırılıkla doğru orantılı olmakta. Bu da, materyalist düşüncedeki yapımcıların istikametini belirlemektedir. İnternette reytingin karşılığı tıklanma sayısı. İçeriğindeki aykırılık, milli ve manevi duygulardan yoksunluk, kuralsızlığı kural olarak tanımaklık, cinselliği hayvani dürtülerle fütursuzca sergilemek gibi durumlar tık sayısını tavana vurdurmakta. Milli, manevi, ahlâki yöndeki otokontroller ve programatik olarak yapılan tüm engellemelere rağmen engellemeleri kırmak için yapılan tıklama saldırıları için harcanan zaman gün geçtikçe artmakta.
Ülkemiz gençliği açısından değerlendirmek gerekirse internetin ne gibi bir tehlikesi olabilir. İnternet, özellikle içedönük yaşayan milletlerin en büyük düşmanlarından. Çünkü, içedönük diğer bir ifadeyle içekapanık fertlerden kurulu topluluklar iletişim ve diyalog problemleri yaşarlar. Günlük hayatta karşılıklı selamlaşma, konuşma, sohbet etme adabını doğru dürüst bilemeyen gençlerimiz, internette karşılaştığı aynı frekansı yaşayan ve yayan başka bir kader arkadaşlarıyla, uçsuz bucaksız muhabbet ortamında buluyorlar kendilerini. Milli, manevi, kültürel, örfi tüm otokontrollerden uzak bir camın karşısında sınırları aşan bir sohbetin mesajlarını tuşluyorlar. Çoğu zaman yalanlardan kurulu bir dünya oluşturup içinde başrol oynuyor ve karşıdakinin yalanlarına kendini inandırmaya çalışıyorlar. O anlarının pembe dünyasında mutluluğu buldukları saatlerini, oturumun kapatılmasıyla son buldurmuyorlar. Çok samimi bir arkadaşını bile kablolardan gelen arkadaşlık yüzünden kırabilir hale geliyorlar. Elektrik sinyalleri dostluğa tercih edilmeye başlıyor. Arkadaşlık bağları gerçekte birler ve sıfırlardan oluşan sinyallere bağlı. Fişi çektiğinde tüm bağların uçup gitmesi endişelendirmiyor onları. Gerçek dünya ile sanal dünya arasındaki fark o kadar kapanmaya ve herşey o kadar normalleşmeye başlıyor ki en kolayından yalan, ruhlara işleyen basit söylemler oluyor. Yüz kızartıcı bu büyük günah, yerini belleklerdeki normal kelimeler fontlarına bırakıyor. Toplumu toplum yapan değerlerdeki sıradanlaşma toplum dinamiğini olumsuz etkiler. İnternetin böyle bir sonucu da çıkıyor karşımıza. Televizyon ve radyo ile birlikte başlayan dilimizin kullanımındaki bozulmalar, bu interaktif ortamda da karşımıza çıkıyor. İnsanlar artık karşılarındakine "slm, nbr, ii, ok, u" gibi ne olduğu belirsiz, duygu ifade etmeyen, yazım kurallarını hiçe sayan harf dizileriyle hitap ediyorlar.
(Devam Edecek)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.