Bünyamin Sönmez
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Öteki Adam…
Beyin damarlarını koruyan zincirler pas tutmuşlar. Gıcırtıları ruhun derinliklerini kıskaç altına alıyor. Sosyal hayatın sakin çocuğunun içindeki düşünceleri umutsuz çırpınışlar dövüyor. Virüsler öyle bir saldırıya geçmişler ki, en güncel temizlik araçları gerekmekte. Yüklenen en son anti virüs programı, geçici hafızadan yerini çoktan terk etmiş olan, yıllar öncesinin okul kitapları. Uçsuz bucaksız okyanusların sığabileceği hücrelerde tek bir oda kalmış yaşam bulunan. Yoğun bakım odası… Bu odada daha sağlam hücreler, üzerlerindeki çarpık düşünceleri sıkı sıkı tutmaktalar. Yine odanın bir köşesinde saçlarına aklar düşmüş uzman hücreler, yeme içme faaliyetleri ve günlük rutin işleri düzenliyorlar. Yaşamın diri kollarını, değişimin aç cümlelerini, hayatın güzel açıdan yaklaşma taraflarıyla empatinin güzelliğini ölü hücreler, balık hafızalarıyla ezberlemeye çalışıyorlar. Sahibin, dış dünyadaki odasında tozlarını üfleyebileceği bir kitaplığı olsa da, dudaklarını ona doğru uzatmaya yetecek iradî kuvveti iyice silikleşmiş. Beyin için çok faydalı besinler vücudu beslediği halde, sorun fiziki gücün çok çok ötesinde bulunuyor. Asfaltı bozulmuş yollar misali tozlu ve dar düşünceler aydınlık odaları özlüyor oturdukları yerde. Bünye, bir hareket bir kıpırtı arzulamakta ama harekete geçirecek bölüm hala yapım aşamasında. Zamanın stresini taşıyan korkuluklar zımparalanıp parlatılmayalı çok olmuş. Vurdumduymazlık, "banane"cilik almış yürümüş. Kendi içinde yalnızlığı yudumluyor devamlı. Başkasının derdiyle dertlenip, hüznüyle erimek, o yüzüne bile bakmadığı romanlardan birer alıntı sadece… Adam, ağacın altından geçerken ilgilenmediği kuşlar vardı dallarda…
Beriki adam…
Küçücük bir kuş sesiyle uyanıverdi zihni. Beyninin odalarını bir bir gezdi önce. "İdrak" odasında kuş sesinin güzelliğini yeniden keşfetti. Bu tınıyı sonsuzlaştırmak için bir kez daha hücrelere kaydet emrini yağdırdı. O masumiyeti üyesi olduğu bedenin kardeş hücrelerinin tamamına duyurmak istedi. "Sevgi" odasındaki tüm hücreler çoktan ayaktaydı. Anlık bir sesten, dünyaları kaplayan bir sevgi felsefesini sosyal iletişime akıtmaya hazırdı. Karşısındakinin yerine düşünen bir ferman vardı ruhunu kaplayan. Avazı yettiği kadar zeytin bahçelerinin gücünü o kuş sesine bağlayıvermişti "Anlamak" bölgesinde. Mütevazılığın hüküm sürdüğü oldukça çorak kibir hücreleri, pörsümüş balonları andırıyordu. "Ben" yaygarasını tomurcuklaştıran odalarda darlığından dolayı gezinmenin imkânı yoktu. "Her şeyi biliyorum" cümlesi, elindeki kitap sayfaları sola döndükçe "Ne kadar az şey biliyorum ben" vecizesine devrediyordu kendini. Bakan gözler görmeyi, duyan kulaklar anlamayı öğrenmişti bu sayfalardan. Tozlu raflar yoktu odasında. Okunmamış ağlayan kitaplar bulunmuyordu kitaplığında. Onun için, yürüyüşüyle güven veren bir eda aktarıyordu dış dünyaya farkında olmadan. Beynin tüm pencereleri açıktı sonuna kadar. Zararlı tüm atıklar için filtreler kurulmuştu, üst üste binen sayfalardan. Bilgiye aç hücreler ağızlarını açmış bekliyorlardı yeni yemlerini. Yeni bir sayfayı çevirdi tekrar sola doğru…
Görüntüleme sayısı: 1411
Yorumlar (3)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.