Bu yazı bir iş bulma ümidiyle bekleşen on binlerce gencimizi ilgilendirmektedir.
"Öğretmen sormuş: "Çocuklar, insanlar ne için çalışır?" Öğrenciler hep bir ağızdan, "Ekmek parası için öğretmeniiiim." Diye bağırmışlar. Ortalardan cılız bir ses yükselmiş söz hakkı bile istemeyi akıl edemeden, "Peki öğretmenim, fırıncılar ne için çalışırlar." Tabi ki ekmek parası burada gerçek anlamıyla kullanılmamıştır. Sanırım geçim sıkıntısının en alt limiti karın doyurmak olduğu için, "ekmek parası kazanmak" bir deyim halini almıştır. Bugün ülkemizde ekmek parası kazanmak için bir iş bulmak, kalifiye bile olsanız oldukça zor. Hele son yıllarda okullarını bitiren vatandaşlarımız türlü türlü sınavlara giriyorlar. Bunlardan en meşhuru da KPSS sınavı. İnşallah birçok insanımız için hayati önem taşıyan bu sınavın kısaltmasını yanlış yazmamışımdır. Halk içinde memurluk sınavı olarak ta bilinen bu sınav, gençlerimizin iflahını kesmiş durumda. Sınavdan sınava koşan millet olduk artık. Zaman zaman daha önce mezun olmuş öğrencilerimden de bu sınav için kurslara gidenlere rastlıyorum. Onlara, "Nasılsın? İyi misin?" Serenadından sonra, "işler nasıl gidiyor?" sorusunu yönelttiğimde, "Hocam, Eylül''de sınav var da ona hazırlanıyorum" diyorlar. Artık ezberlediğim için "ne sınavı" diye sormuyorum. Biliyorum ki memurluk sınavı. Herkeste bir memurluk sevdasıdır başladı. Osmanlı''nın son zamanlarını anlatan filmlerden veya o dönemleri anlatan kitaplardan, hatta "katip uykudaaan uuyanmıış gözleriii mahmuuur" gibi eski şarkılarımızdan da anladığımız kadarıyla memurluk, en gözde para kazanma ve itibar görme mercileriymiş. Gerçi, bugün artık memurun "itibar görmesi" konusu tartışılır da, yine de garanti para kazanma mercii olarak memurluk çok fazlaca talep görüyor. Yüzbinlerce gencimiz, bitirdiklerinde ne sonuç elde edeceklerini düşünmeden bilinçsizce girdikleri ve mezun oldukları okullarından sonra, kurs sertifikaları alarak yeni meslek edinme peşindeler. Aynı zamanda şu bahsi yukarıda geçen sınav için dersler almaktalar. Yeni meslekler edinmeye yönelik kurslara karşı değilim tabi. Olsa da şöyle ufkumuzu genişletecek kurslara gidebilsek ve yeni bir açıdan farklı alanlar hakkında bilgi sahibi olabilsek. Bilgiden zarar geldiğini hiç duymadım çünkü. Benim asıl karşı olduğum şey, gençlerimizin yıllarca belli bir alanda eğitim aldıktan sonra o alanı ile ilgili hiçbir girişimde bulunmayıp ta tamamen farklı bir alana yönelip, kendilerine göre kolay yoldan bir memuriyet kazanmak istemeleridir. Ömrü hayatında hiç çay demlememiş birinin onlarca yetişmiş çaycı arasından sıyrılıp çaycı olması gibi, birçok gencimiz bir başka alandaki 3?4 yıl o işin eğitimini almış gençlerin şeritlerine atlamaya ve o alanda istihdam olmaya çalışıyor. Şerit değiştirmeye çalışan o gençlerimize de hak vermek lazım. Çünkü mezun oldukları okullarına girmeden önce, alanla ilgili doğru dürüst bir tanıtım yönlendirme yapılmamış kendilerine. Mezun olduğu okula teyzesinin oğlu, kızı veya çok sevdiği arkadaşı gittiği için gitmiş. Tabi teyze çocuğu okulu bitirip te onu yarı yolda bıraktığında da, kendisi başka bir alan için yeniden çalışmaya başlamış. Zaten okulu yata yata geçmiş, öğretmenlerinin "çalışmayana ekmek yok, bilesiniz" demelerine aldırmamış, bir sihirli değneğin sırtına dokunacağını hep düşünmüş gençlerimiz, tabi ki sonrasında suçu atabilecekleri en kolay yere atmak durumunda kalıyorlar. Ya mezun oldukları okullarından iyi eğitim alamadıklarına, ya torpillerinin olmadığına ya da "iş yokki olsaydı girerdim" bahanelerine sarılıyorlar. Hayatın gerçekçi değneği sırtına keskinlemesine indiğinde işin rengi değişiyor. Yaşın kemale ermeye başlaması stres oluşturuyor. Bu sıkıntılar altında tek çıkar yol olarak ta memurluk sınavına bel bağliyorlar. Mesleğiyle ilgili bir iş aramak, kendisini mezun olduğu alanda yetiştirip kalifiye olmak yerine üretkenliğin olmadığı masa başında oturmaya çalışıyorlar.
Bu sınav meselesi o kadar yaygın durumda ki, sadece orta öğretim mezunlarımız değil, fakülte mezunlarımız bile Mevlana nakaratıyla "ne olursa olsun, memurluk olsun" döngüsündeler. Ülkemizde iş sıkıntısı yok. Aksine, kalifiye olan insanlara hemen her iş sahasında ihtiyaç var. Bir KPSS kursu dolusu insan, tek amaç için çabalamakta. Memurluğa yerleşme oranı göz önüne alındığında bu topluluğun kurs yeter sayısını doldurmaktan başka bir mana taşımadığını göreceksiniz. Yeni şeylerin öğrenilmesi elbette güzeldir. İnsanlar bu kurslarda elbette yeni yeni bilgilerle donanabilir. Ama hayatın gerçekleri de göz ardı edilmemeli. Bu kurslara gelen insanlar veya bu sınavlara hazırlanan insanlar, milli piyango bileti alan insanların hayalindekinden daha farklı bir hayal kurmuyorlar. Sadece beklenti biraz daha mütevazı o kadar. Buradaki gençlerimize özellikle kendi alanlarında çok ihtiyaç var. Bunları zaman zaman öğrencilerimizle konuşuyoruz ve tartışıyoruz. Göremedikleri şeylerin neler olduklarının farkına vardırmaya gayret ediyoruz. Bir meslek lisesi mezununa kalifiye olduğu taktirde çok ihtiyaç var. Zaman en kıymetli hazinelerden birisidir. Üç yılını bir lise için harcamış gencimizin, mesleğinin öğrenilmesi konusunda devamını getirmesi mutlaka gereklidir. Sınavlara girip bir memuriyet kazanma peşinde koşmak arzu edilen sonuç değildir.
Bir fakülte bitirdiyseniz ve KPSS sınavına girmek istiyorsanız lütfen şu soruların cevaplarını uygulamadan girmeyin.
Mesleğinizle ilgili şu ana kadar kaç iş başvurusu yaptınız?
Kendi alanınızla ilgili kaç farklı yere özgeçmişinizi (veya CV''nizi) bıraktınız?
Kaç işverene kendinizi anlatma ve tanıtma peşinde oldunuz?
Özellikle üniversite mezunlarımızdan pek çoğu işsiz durumdalar. Bunların bir kısmı alanlarında kendilerini geliştirme fırsatı bulamamış olanlar, bir kısmı girişimci bir ruha sahip olamayıp iş görüşmelerini istemeyenler, bir kısmı da "aman nasıl olsa tanıdıklarını alacaklar beni almazlar" görüşünü paylaşanlardır. Burada kilit nokta şu, alanınızla ilgili bilinmesi gerekeni SİZ bilmelisiniz. Aynı alanda başkaları da olsa bilen kişi denildiğinde SİZ gösterilmelisiniz. Ve kendinize önce siz inanın ki başkası size inanmaya başlasın. Frank Bettger, "Satışta Başarı" isimli kitabında, "İŞİNİZİ BİLİN VE İŞİNİZİ BİLMEYE DEVAM EDİN" diyor. Bilgi günümüzün en büyük silahıdır. Buna SİZ sahip olun, görün bakın nasıl tüm kapılar siz daha çalmadan açılıyor. Kendinizi geliştirin ve mutlaka bir iş görüşmesine gidin. Çekinmeden gidin. Kendinize olan güveniniz pekişecektir. İş görüşmesine gitmek özellikle bir alanla ilgili eğitim almışsanız o alandaki eğitiminize harcadığınız zaman ve maliyeti de boşa çıkarmayacaktır.
Aşağıda Mustafa Özel beyin bir iş başvurusu yazısından aldığım eğlenceli bir bölüm var.
"İş başvurusu nasıl yapılır?
İş başvurularında sadece işvereni memnun edecek cevapların işe alınmanıza yetmeyeceğini bilmeniz gerek. Bazen tam tersi cevaplar daha sonuç alıcı olabilir. İşte size yaşanmış bir başvuru hikâyesi:
1. Adınız Soyadınız:
Mehmet Tartar
2.Yaşınız:
Yirmi sekiz.
3) Şirketimizdeki hangi pozisyon için başvuruyorsunuz?
Mümkünse yatay bir pozisyon için. Eğer daha ciddi bir cevap istiyorsanız, ne iş olsa yaparım. Şart öne sürebilecek durumda olsaydım, burada olmazdım.
4. Düşündüğünüz ücret:
Aylık 5.000 YTL maaş artı yıllık kârdan yüzde 10 hisse! Eğer bu mümkün değilse, siz bir ücret önerin, ben size evet yahut hayır derim.
5. Egitiminiz?
İdare eder!
6. Son işiniz.
Sadist bir şefin deneme tahtası olmak.
7. Son ücretiniz:
Hak ettiğimin çok altında.
8. Önemli başarılarınız:
Arakladığım kalemlerden muhteşem bir kolleksiyonum var; evde sergiliyorum.
9. İşten ayrılma sebebiniz:
Bkz. Cevap 6.
10. Size ulaşabileceğimiz saatler:
Banka atm''si gibiyim: 7/24.
11. Çalışmak istediğiniz saatler:
Pazartesi, Salı ve Perşembe 13.00-15.00 arası.
13. Şimdiki işvereninizle görüşebilir miyiz?
İşverenim olsa burada olmazdım.
14. Fizik durumunuz 20 kilogramdan fazla taşımanıza engel mi?
Belli olmaz, ne taşıdığıma bağlı.
15. Otomobiliniz var mı?
Evet, ama soru yanlış sorulmuş. "Çalışır durumda bir otomobiliniz var mı?" diye sorsaydınız, cevabım farklı olurdu.
16. Daha önce bir yarışma veya madalya kazandınız mı?
Madalyam yok ama lotoda iki kere 3 tutturdum.
17. Sigara içiyor musunuz?
Otlanacak bir enayi bulabilirsem.
18. Beş yıl sonra ne yapmayı hayal ediyorsunuz?
Bana tutkun zengin bir fotomodelle Bahama Adaları''nda yaşamayı. Bir yolunu biliyorsanız bunu beş yıl beklemeden de yapabilirim.
19. Yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu taahhüt ediyor musunuz?
Hayır, ama sıkıyorsa aksini iddia edin.
20. Sizi bu başvuruyu yapmaya iten gerçek sebep nedir?
Birbiriyle tutarlılık derecesini kestiremediğim iki cevabım var:
a) İnsan sevgisi ve tüketicilerin iyi beslenmesine katkıda bulunma arzum.
b) Gırtlağıma kadar borca batmış olmam..
Sonuç: Mehmet Tartar işe alındı."
Herkese iyi işler.