Online Sayaci 0







Kayıp Parola?

Kim Online

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

kırlent

( oyalı yastık )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Bünyamin Sönmez arrow Yetmiş Milyonun Ruhu
Yetmiş Milyonun Ruhu Yazdır E-posta
Sunday, 18 March 2007

Active Image

 

 

Bünyamin Sönmez
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır



Mart ayı şanlı tarihimizde unutulamayacak bir zaferi gördü. Bizler yataklarımızda bu zafer sayesinde rahat yatıyoruz. Çanakkale Zaferi''nden bahsediyorum. Birinci Dünya Savaşı vahşetinde bu topraklarda doğmuş büyümüş vatan evlatları armağan etmişlerdi bu zaferi bize. Çok büyüyemeden cepheyi yerinde gören 1900 doğumlu onbeşlikler de vardı orada kanlı elbiseleriyle gömülen. Onlar için yakılan türkülerle uğurlanmışlardı kimisi de.

"Hey onbeşli onbeşli,
Tokat yolları taşlı,
Onbeşliler gidiyor,
Kızların gözü yaşlı."

Amacım Çanakkale Zaferi''ni etraflıca anlatıp bilgi sunmak değil. Ama herkesin bu zaferi dillendirebileceği bir hareket tarzı vardır diye düşünüyorum. Çanakkale zafer haftası öyle bir yaşanmalı ki o günlerdeki tüm gündemler ikinci planda kalmalı. Çanakkale olgusu bir "RUH" tur. O ruhu anlatabilmekte kelimeler kifayetsiz kalacaktır şüphesiz. Ama zaferlerle dolu şanlı tarihimizde bahsedilebilecek o kadar büyük işler var ki. Aklıma "O balıklar ki, denizin içinde denizin kıymetini bilmezler!" deyişi geliyor. Kendimizi övmemek düşüncesi mi yoksa tembelliğimiz midir nedir bir türlü tarihimizdeki o parıltılı yaprakları ebedileştirememişiz. Dünya tarihine daha dün giriş yapan bazı milletler (bilmiyorum topluluk mu desem) küçücük, başarı dahi denilemeyecek ebatlardaki hareketleri için binlerce saatlik prodüksiyonlar, kitaplar, gösteriler hazırlamakta ve bunları bize pazarlamaktalar. Onlara bu konuda imrenmemek elde değil. Anlaşılan edebiyatçı, müzisyen, tiyatrocu, ressam kısacası pek çok konuda Çanakkale Zaferi ve diğer olağanüstü geçmişimiz hakkında eserler üretebilecek sanatçıya ihtiyacımız var. Bana göre, milli ve manevi değerlerimiz hakkında bir düşüncesi olmayan hiçbir millet evladımız olamaz. Çünkü, o değerlerdir bizleri bu topraklarda yaşatan. Yaşamaya yüzümüzün olması için bir şekilde harekete geçmek lazımdır.

Çanakkale''de hayatlarını ölümsüzlüğe adayanlar ölemediklerinde "Şehit olamadım paşam!" diyecek kadar üzüntülerini yaşayıp yazılan destana katkıda bulunmuşlardı. Evladını savaşa gönderip öldüğünde sevinen bir neslin torunları olarak bize çok iş düşmekte. Yine bana göre benim şu an yazmaya çalıştığım o zaferi hatırlatan satırlar ne kadar kıt da olsa yazılmalıdır. Çünkü yetmiş milyon vatan evladının yetmiş milyon efkârı var. Mehmet Âkif''in dediği gibi "Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez!". Basit bir matematikle okuduğunuz bir sayfanın yetmiş milyon sayfa olması birkaç dakikamızı alacaktır. Bu muazzam bir eser demektir. Bu eserin önsözü Çanakkale''de yazıldı ve son sözü milli şairimiz tarafından "Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana" diyerek yazılmıştı zaten. Bize aralarını doldurmak kalıyor. Bu kadarcık bir efkârı da onlara hediye etmek hiç de zor değil sanırım.

Özellikle gençliğimizin Çanakkale duygusunu ve ruhunu çok iyi anlamaları ve yaşamaları milli bağlarımızı sıkılaştırıp devam ettirecektir. Geçmişimizle olan bağlarımız onların bize verdikleri armağanları hep açıp bakmamızla kuvvetlenecektir. Bu konuda medyaya büyük iş düşmüyor. Çünkü medya üzerine düşen işi layıkıyla yapmak yerine ruhsuz işlerle uğraşmayı daha çok seviyor. Maddiyat maneviyatı iteledikçe iteliyor. Yapılan birkaç iş de maddiyatın örtüsünde iyice ruhsuzlaşıyor. "Yaşanmayan" şeyler, örtüden öteye gidememekte. Milli ve manevi değerlerin temelinde gençlerimiz çocuklarımız yer alıyor. Öyle bir gençlik düşlüyorum ki maddi planları bozup her ne pahasına olursa olsun milli ve manevi değerleri arzulasın. Maddeye olan düşkünlüğün bir amaç olmaktan çıkarılıp araca dönüşmesini sağlasın. Medyadan halkı bu konuda yönlendirmesini istemek çok yanlış. Halkımızın bu yönlendirmede asıl büyük rolü olmalı. Ailede verilmeye başlayan bir milli ruh ömür boyu kendini gösterecektir. Okul bu ruhun destekleyicisi olacaktır.

Çanakkale bir ruh ise bu ruhun anlamını gençlerimiz ana ocağında öğrenmeye başlayacaklardır. Hayalim odur ki 2015 yılı Çanakkale Zaferi yılı olur. Ve hafta değil yıl boyu 1915 Çanakkale ruhu aynen yaşanır. Yoksa o ruh yaşanmadıkça içinde bulunduğumuz ataletten kurtulmamızın imkanı kesinlikle yoktur.


Görüntüleme sayısı: 2543

  Yorumlar (5)
Yetmiş Milyonun Ruhu
Yazan kurt_2023, 18-03-2007 20:35
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE 
 
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor  
Bir hilal uğruna Yarab ne güneşler batıyor  
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker  
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer  
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi  
Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi  
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın  
Gömelim seni tarihe desem sığmazsın  
Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber  
Sana kucağım açmış duruyor Peygamber  
Güfte: Mehmet Akif ERSOY Beste: Sadettin KAYNAK  

Yetmiş Milyonun Ruhu
Yazan Misafir, 05-04-2007 15:38
Bu kadar güzel bir konuyu daha etkili bir biçimde anlatabilirdin.Ayrıca sunduğun alıntılyla konunun fazla bir alakası yok.Sadece düzeltmek için söylüyorum:Eğer başarılı bir köşe yazarı olmak istiyorsan, ki bu ciddi bir birikim işidir önce başarılı bir okur olmalısın.
Yetmiş Milyonun Ruhu
Yazan Misafir, 21-04-2007 01:12
O zaman sahiden inanan insanlar vardı de mi?
Yetmiş Milyonun Ruhu
Yazan Misafir, 23-04-2007 09:07
Sevgili misafir kardeşim yazar zaten orda belirtmiş "kelimeler kifayetsiz kalıyor" diye. sen bir sayfa yazıda o muhteşem zafer ile ilgili neyi anlamak istiyorsun. Tabiki daha güzel anlatılabilirdi. Mehmet Akifin bu konuda yazdığı şiirlerden bile güzel anlatılabilir ona bakarsan. Çünkü o zafer bi Türk destanıdır. Herkesin bir damlası olacaktır. İyi dersen en iyinin düşmanı yaparsın iyiyi. Daha iyi her zaman kızıl elma olmalı ki ulaşıldıkça sonraki kızıl elma belirmeli ufukta. Yoksa nasıl gelişiriz.  
 
Ben de böyle bir eleştiri ile bu güzel sitede yer aldığım için özür dilerim. Daha güzel eleştiriler yapmak ümidiyle.
Yetmiş Milyonun Ruhu
Yazan Misafir, 22-04-2007 12:43
(( 2 - Misafir 
Tarih: 2007-04-05 16:38:49 
 
Bu kadar güzel bir konuyu daha etkili bir biçimde anlatabilirdin.Ayrıca sunduğun alıntılyla konunun fazla bir alakası yok.Sadece düzeltmek için söylüyorum:Eğer başarılı bir köşe yazarı olmak istiyorsan, ki bu ciddi bir birikim işidir önce başarılı bir okur olmalısın. )) 
 
sevgili kardeşim, anladığım kadarı ile yazarın amacı çanakkaleyi anlatmak değil, çanakkaleden kısaca söz etmek. Ki kendisi de yazısında belirtmiş. Ayrıca sataşma yapacaksan kişi mail adresini yazısının altına yazmış oraya yap. Şu an benim yaptığım gibi yorum bölümünde alakasız ve gereksiz cümleler kurma.. Sen kimsin, köşe yazarını eleştirmek kim, önce kendine bak. Sunulan alıntıda konuyla gayet alakalı, insanların yıllarca hareketli bir türkü olarak dinlediği, ki çoğulaı gibi senin bile aslını bilmediğin bu türkü aslında bir ağıttır, 15 YAŞINDA SAVAŞA GİDENLERİN arkasından yakılan bir ağıttır. 
OLUMLU, TAMAMLAYICI VE YAPICI OLMALIYIZ.. OLUMSUZ, GEREKSİZ, YIKICI VE MUHALİF DEĞİL.. 
 
Gereksiz yere yorum bölümünü işgal ettiğim için özür dilerim.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım