Davut Zat
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Bizimde bir zamanlar kumlarında yattığımız, sularında önce yüzme öğrenip, sonrada serinlediğimiz bir çayımız vardı, adı Devrez olan! Tarlalarında pirinç yetiştirmek için tutulan bentlerle, akıtılan sularıyla, çeltik bitkisinin yetişmesine de hayat kaynağı olan. Hayvanlarımızın etrafında otladığı, her türlü yeme, içme ve serinleme ihtiyacının giderildiği kendisinden yararlanılan…
Okuldan çıkar çıkmaz hafta sonu ve yaz tatillerinde koşarak gittiğimiz, sabahtan öğleye kadar balık tutarak çocukluk hayallerimizi süslediğimiz, öğleyin ısınan suyunda kulaç atıp kumsalında bronzlaşarak hayatımıza anlam kattığımız. Sonrasında koşarak dut ağaçlarında açlığımızı bastırmak üzere daldan dala zıplayarak dut yediğimiz, bostanlardan aldığımız kavun ve salatalıklarla kayalarının üzerinde damak zevkimizi şenlendirdiğimiz... Bir güzel çaydı Devrez, rüyalarımızı süsleyen…
Zamanımızın tüm mesaisini, sert dalgalı sularında boğuşarak harcadığımız, kayalarına çıkıp, balık gibi kendimizi bıraktığımız bir Devrez’imiz vardı bizimde. İçine düşmemek için kıyısına uzanıpta kana kana suyundan içtiğimiz, hararetlenince başımızı soktuğumuz, sıcaktan bunalarak kaçan hayvanlarımızı dahi sularına sürerek yüzdürdüğümüz ve serinlettiğimiz, bir billur çayımız vardı bizimde.
Bir Devrez’imiz vardı bizimde bir zamanlar! Köylüsü, şehirlisi ve yoldan geçen ziyaretçilerinin bile izlediği, ten renkleri desen desen süslü balıkları ve kendisi de ismi gibi berrak suları olan… Balıkların yüzmesini izledikten ve sonrasında bir kaç tanesini yakalayarak, suyuyla hayat verdiği söğüt ve iğde ağaçlarının gölgesinde piknik yaptığımız.. Serinliğinde çaylar demleyip, şırıl şırıl su sesinin derinliğinde de stres ve yorgunluk yükünü attığımız ve terapi olduğumuz… Evet, membaı suyunu aratmayan bir tat ve temizlikteki akarından güvenle içtiğimiz ve dalgalarına kendimizi bırakmaktan sakınmadığımız. Her futbol maçı ve güreş antrenmanları sonrasında bedenimizin hararetini sularında söndürdüğümüz bir güzel çaydı Devrez..!
Kış ayları geldiğinde yeşilbaş ve tıkır ördek avladığımız. Başta çeltik olmak üzere, pancar, buğday, sebze ve meyvelerimizi doya doya sularıyla kandırdığımız bir Devrez çayımız vardı, kirlenmeden önceki bir zamanda! Evet, bizimde bir Devrez’imiz vardı; kendisine kanalizasyon atıklarının çıkmadığı zamanlarda hülyalarımızı besleyen. Baharın ilk güneşiyle ışıyan havanın erittiği karlarla boz bulanık sellerin aktığı... Deli dalgaların ağaçları kökünden söktüğü, değirmenlere girerek tahıl, herkil ve ambarları alıp, sel üstünde balık gibi yüzdürdüğü. Üzerinden geçenlere öfkelenmişçesine tüm köylerdeki köprüleri yıkarak intikamını aldığı, özgürlüğünü kısıtlayan arkların bentlerini söküp, sağa sola vura vura götürdüğü, düzgün şekilde akışına engel olan ve istikametine set çeken tarla, ağaç, doguzdama her ne varsa kıra kıra bitirdiği bir Devrez’imiz... Öfkesi geçmeye başladığında ise kabaran sularının da inmeye başladığı ve yavaş yavaş normal bulanıklığa ve sonra da duru bir hale gelerek, sükûnetle akmaya başladığı sakin, saydam ve şeffaf bir billurlaşma ile normalleşen bir Devrez…
Evet, bizimde bir Devrez’imiz var artık, şimdilerde yukarıda saydıklarımızın hiç birini yapamadığımız ve yaşayamadığımız ve tam tersi olumsuzlukların üst üste yaşandığı… Biz o güzel zamanlarına yetiştik Devrez’imizin. Ama bizden sonraki nesil bu hatıraların hiç biriyle avunamadı bir kirli kanalizasyon atığı nedeniyle ve müsebbiplerinin umursamaz ve vurdumduymaz tavırları yüzünden… Evet şimdilerde ne yapıyor bu Devrez diye merak ediyorsunuzdur sanırım, bunca yaşanmışlığın ardından...! O merakınızı da giderelim. Şimdilerde o Devrez, kanalizasyonun yeşil ve siyahlaşmış yosunlarıyla kirliliğe bürünmüş durumdadır. Deterjan köpüklü ve kimyasal kokulu tüm iticiliği üstünde olan bir Devrez’dir artık! Tarlalarımıza bin bir yabancı ot tohumu taşıyan, mezbahanenin kan rengiyle sıvanmış kırmızı renkte bulanık akan, sularında yüzülemeyen, iğde ve kokulu ağaçları altında piknik yapılamayan ve kumsallarında rotamizmal tedaviler için güneşlenilemeyen… Şimdi de var bir Devrez’imiz tatile gelenleri kıyılarında gezdiremediğimiz, balıklarından yediremediğimiz, sularında yüzdürüp, güzel kokulu yeşil vadisinde piknikler yaptıramadığımız…
Var evet var ! Şimdide bir Devrez’imiz var... Bütün bu haksızlıklara isyan ederek, sularını yöremize bereketli ve bol bir şekilde taşımayan, baharında delirip, boz bulanık sellerini akıtmayan ve küskünleri oynayan bir çayımız var artık... Bazen kırgın, bazen dargın, bazense yorgun bir devrezimiz var. Eskiden olduğu gibi deli dalgaları olmayan, küresel ısınmaya kendini teslim etmiş, sularını buharlaşmaya terk eden, kendisini besleyen, dere, çay ve ırmakların da bir bir kendisine küsmesini sağlayan ! Vadisi boyunca tüm yerleşim birimlerine hayat sunuyorken, artık yeterli olamayan… İçinde yaşattığı tarihiyle özdeşleşmiş nice yaşanmışlıklarıyla birlikte, yeşil vadileri de boz kır olmaya yüz tutan…
Barajlar kurularak canlılığı desteklenmeyen, kanalizasyonun kiri üzerinden çekilmeyen ve asırlardır devam eden tüm yaşanmış mazisinin zıddına, her geçen gün biraz daha yokluğa, tükenişe ve can çekişmeye terk edilen… Ve bizim 17 yıldır kulakları sağır edercesine seslendiğimiz haykırışlarımızın yetkili ve etkililerce duyulmadığı, günü kurtarma edebiyatlarıyla adım adım tedavülden kalkması beklenen… Nokta nokta uyutulan, hafıza gerisine atılarak unutulan ve ilgisizliğe terk edilerek yok olma kaderiyle, çaresiz bırakılan bir Devrez çayı…
Meğer ne büyükmüş bizim Devrez'imizin çilesi. Meğer ne kadar öfkelilermiş Devrez’e ve ondan beslenenlere. Meğer ne kadar vurdum duymazmış insanlar çevreye, temizliğe ve güzelliklere..!
Evet, sevgili okurlar, Devrez çayını sevenler ve onunla hayat bulanlar. Çevre dostları, çevre sakinleri ve çevre kirleticileri… Çok değil ama bundan bilmem kaç yıl veya zaman sonra, artık bizimde bir Devrez Çayımız var diyebilecek miyiz? Lütfen bir kez kendinize bu soruyu sorun! Vicdanınızdan gelen sese kulak vererek cevabı dinleyin! İçinize dokunmuyorsa bu mutsuz son! Ne diyelim…?
Bu nedenle vakit geç olmadan tekrarlıyoruz ki, Bizim halâ bir Devrez'imiz var! Haydi, dostlar hayat damarlarımızı besleyen suyumuza hep birlikte sahip çıkalım...
Çünkü sizinde hâlâ bir Devrez'iniz var!
Görüntüleme sayısı: 1808
Yorumlar (3)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.