Online Sayaci 28
Serdar Elektronik - elektronik37.com - Kastamonu D-Smart Bayi

Üyelik Paneli







Kayıp Parola?

Kim Online

Şu anda 27 misafir bağlı

Çok Okunan Haberler

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

dabak

( önü düz kesik küt )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz

RSS - Güncel Haber

mutlugelin.com - evlilik hakkinda online kaynak
Anasayfa
Dünü ve Bugünü İle Kastamonu Olmak Yazdır E-posta
Pazartesi, 05 Kasım 2007

Active Image

 

 

Davut Zat
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Batı Karadeniz bölgesinde gür ormanların, denize kıyı sahillerin, bol akarsuların arasında, tarihi yapılarıyla ve kültürel özellikleriyle tam bir Anadolu şehridir Kastamonu…Yeşil ve mavinin cennetinde verimli bitki örtüsüne sahip toprakları olmasına rağmen, ormanlarla kaplı olan bir coğrafya üzerinde görürsünüz çevresini… Bir zamanlar İstanbul’un Üsküdar’ından Ankara’nın Kaleciğine kadar sınır çizen, bu günün 37’nolu plakalı İli. Göçvermişliğin talihsizliğinde çırpınan viran evlerin, sıla özleminin hararetinden yanan gurbet beylerinin ve gittiği yaban elleri  mesken tutmakta zorlanan çilekeşlerin, hasret dolu Sıla’sıdır Kastamonu…    

Yüzlerce yılın  ardından zamanın aşındıramadığı mabetlerin, mekanın kısıtlayamadığı manevi liderlerin, tarihe iz düşen beylerin, valilerin ve devlet adamlarının, gönüllere ışık olan onbinlerce evliya, ilim, fikir ve din adamlarının, gönüllere aydınlık katan iman ve ahlak kahramanlarının doldurduğu bir birikim şehridir Kastamonu Olmak !  Savaşta ve fedakarlıkta en ön sırada,  yokluk, yoksulluk, yatırım, teşvik, sağlık, eğitim ve istihdam gibi konularda son sıralarda yer almaktır. Ne kendi iş adamlarınca, ne bürokratlarınca, ne de siyasetçilerince sahip çıkılmamaktır Kastamonu olmak…     

Tarihin en anlamlı ve  en fedakar şehirlerinden  olmasına karşılık, bu kadar geri kalmak Kastamonu’nun kaderi olmamalıydı. Maziye bu kadar çok tanıklık eden bir şehrin getirildiği nokta, vicdan sahibi olan herkesin kendini mesul hissetmesini gerektiren bir husus olsa gerektir ! Başarı ve kahramanlıklarla dolu tarihinde; Kastamonu, Kastamonu olalı böyle bir gerileme sürecini sanıyorum hiç yaşamamıştır. Bağrından çıkardığı bu topraklara görev ve minnet borcu olan bizzat kendi insanınca, bu denli umursamaz ve sahipsizlik duygusuna terk edilmemiştir…     

Bir asırdan beri  yatırım alamayan, fabrikaya hasret, pirinci para etmez, hayvancılığı kendine yetmez, sarımsağı zarar eden, pancarı kotaya kurban, buğdayı ancak evinin ekmeği olabilen bir şehirdir artık Kastamonu… Ormanını işleyecek ağaç sanayinden yoksun, ürettiğini ancak kendi tüketmek zorunda kalan bir ekonomi görülür iç piyasasında. Suyunda yetişen balıklarından kendisi dahi yiyemeyen, İnebolu limanında yelkenlileri yüzemeyen, doğa cenneti olmasına rağmen turist ağırlayamayan, tarımın bile artık kendine yetmemeye başlaması karşısında, hala suskunluğunu koruyan bir Kastamonu’dur bizim şehrimiz.      

El sanatları, hayvancılık, arıcılık,  yöresel sebze ve meyvecilikte de tükenme aşamasına gelmiş, istihdamsızlık düzeyinin had safhada olduğu, milli gelirden ve teşviklerden alınan payın hiçte tatmin edici olmadığı ve  refah düzeyindeki seviyenin en alt sıralarda olduğu bir yörenin adıdır artık Kastamonu… Sularından elektrik üretememek, motorlarla araziyi sulayamamaktır. Yer altı ve yer üstü kaynaklarından yeterince istifade edememektir. En büyük bakır madeni yataklarına sahip olmakla sadece övünebilmektir. Denizinin dalga sesleriyle, akıp giden sularının sadece havaya kattığı musiki şırıltılarından  istifade edebilmektir. Ormanlarından ise ancak, soluduğumuz oksijeniyle teselli bulabilmektir..!      

Cide'nin Çilekçe’sinde ve Yeniköy'ünde, Şenpazar'ın Mutlu, Gürve ve Demircili'sinde  İnebolulu'nun Güzine’sinde, Azdavay’ın Valay'ı ve Umay'ında, Tosya'nın Keçili'sinde, kısacası tüm İlçe, Belde ve Köylerinde zaman zaman ağır iklim şartlarına teslim olup, elektriksiz, yolsuz vs.siz kaldığı halde, halinden şikayet edememektir Kastamonu ve Kastamonulu olmak. Bu yüzden memur atamalarında görev zorluğu açısından, Güneydoğudan sonra en yüksek puana razı olmaktır. Tabiat güzelliklerinin yanısıra bir o kadarda acımasız bu iklim şartlarının getirdiği çilekeşliğin kederini yaşarken, duyguları isyana taşımadan safiyetini koruyan arı ve duru bir yüz ifadesiyle görünebilmektir. İşte böyle numune bir şehirdir bizim Kastamonumuz ..!       

Kastamonu olmak, başta İstanbul olmak üzere değişik illere yaklaşık 2,5 milyonluk bir nüfus katkısı yapmaktır (!)  Başarılarıyla dolu tarihinin  zıddına,  ekmeksiz kalmak, geçim telaşına düşmektir. Yollara dökülüp göç etmek sonucunda, yıllardır aynı  nüfusla yerinde saymaktır. Bu göçün tabii bir sonucu olarak ta evlat ataya hasret, ata evladının yolunu gözler ve sevdalıların özlemle dolu yürek yarası “kör olasın gurbet” türkülerinde teselli ararken görülebilmektir... Kısmen yaşlılar şehrine dönen Kastamonu ve İlçelerini bu göç vermişliğin yalnızlığında boynu bükük bırakmamak için  memleket sevgisini ve özlemini hep yüreklerde taşımak, yaşatmak ve hiç terk etmemektir Kastamonu olmak.       

Her ne kadar bu tabloları kabullenmek içimizden gelmese de, güzel Kastamonu’muzun mazisi bu sonuçları hak etmese de, sebepler ne olursa olsun bu neticeleri haklı kılmaz ise de; Kastamonu’nun ve Kastamonulu’nun hissesine düşen, derin bir “ah !!!” çekip, buna da şükür demektir…      

Kastamonu olabilmek, İstanbul’un fethinde Bizansın surlarını döven asker veya  komutan olmaktır. Çanakkale’de düşmana karşı en çok şehit veren ilk üç ilden biri, en çok şehit veren ilk köy  olmaktır. Candaroğlu İsmail Beyleri unutmamaktır. Kadı Nasrullahları her daim fatihalarla anıp, Nasrullah Şadırvanından soğuk su içerken tarihe yolculuk yapabilmektir. Mehmet Akifleri hatırlamak, İsmail Bey külliyesinden yetişen ilim adamlarına hayranlık duyarak onları selamlamaktır. Taşköprü’nün Selçuklu mirasında atalarımızın bilime düşkünlüğüne bakıp şuan ki halimize iç geçirmektir. Kısacası Kastamonu olmak, ceddini unutmamak ve unutturmamaktır. Bakir bir Anadolu şehri olarak kalabilmektir, Kastamonu olabilmek.     

Yine, Kurtuluş mücadelesinin ana arterlerini oluşturmak demektir. Kendi bölgesine işgal uğramadığı halde Vatan müdafaasında en çok şehit veren iller arasına girebilmektir.  Milli Mücadelenin lojistik ve mermi desteğini temin için can ve mal verebilmek, ter döküp yok ve yoksul kalmayı göze alabilmektir. Vatanın olmadığı yerde, Kastamonu olmanın hiçbir anlam ifade etmeyeceğinin idrakinde olabilmektir. O günlerde silah ve asker sevkıyatının yapılabildiği liman olarak, Ülkemizin tek gazi İlçesi unvanına sahip “İnebolu’su” olabilmektir. “Şerife Bacı” olup, çocuğu sırtında  kağnı arabası ile mermi taşırken kar altında donmayı göze alabilmektir. Top mermisi ve cephane ıslanmasın diye çocuğunun üzerindeki battaniyesini cephane üzerine örterek, dünyaya parmak ısırtacak örnek tercihlerden birini yapabilmektir.  İstiklalin büyük Şairi Mehmet Akif’in şiirinde tanımını bulan; “Bir yıkık türbesinin üstüne Mevla titrer” dediği mısralarından nasibini alabilmektir. Yani Evliyalar diyarı olmak, Onları etkinliklerle anmak ve manevi tasarruflarından feyizlenebilmektir. Özetle; Kastamonu olabilmek, yeri geldiğinde topyekün  ve tek yürek bir “Türkiye” olabilmektir.   

İşte, tüm dejenerasyon amaçlı ithal empozelerin getirdiği yozlaşmaların aksine, özüne sahip çıkan  fedakarlıklarla dolu, tarihine ve ced’lerine  yakışır bakir bir Kastamonu kalabilmek, anlatılan bu birikimler sayesinde mümkün olabilmektedir. Köy Odası sistemi ile misafirine sahip çıkma görevini  yaşatan, kendi  yemeğini misafirine verecek kadar cömert, yardımlaşma ve dayanışmada  son derece özverili bir yapı, Kastamonu’nun doğal halidir. İmece ile iş bitiren, bayram, düğün ve cenazelerde her ne pahasına olursa olsun bir araya gelebilmenin haklı gururunu yaşayan,  bunu da övünmeden kendi doğallığı içinde yapan insanların yurdudur Kastamonu…         

Büyük tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın bir Konferansındaki ifadesi fazla söze hacet bırakmamaktadır.  “Kastamonu’nun mazisi bu gururu hem meşru hem de haklı kılar” diyor, büyük Hocamız.       

Tarihi bir zaman dilimine şahitlik eden Kent dokusunun, aslına uygun olarak korunması ve yenilenmesi de bizlere bu eserlerden yola çıkarak, tarihin o günlerine bakma fırsatını elde etme imkanını sunmaktadır. Örnek Restorasyon çalışmaları ve böyle bir hizmetin gerçekleştirmiş olması gerçekten takdire şayandır. Bu çalışmaların devamını diliyorum.     

Sorumluluk sahibi olan herkesi, mazisinde hiçbir  boşluğa yer vermeyen ve hiçbir  mahcubiyeti bizlere yaşatmayan, bunca yaşanmışlıkların yurdu olan Kastamonumuzu el birliği ile korumaya, sahip çıkmaya ve kalkındırmak için  katkı sağlamaya davet ediyorum.      

Bu vesileyle, böyle bir birikimi bizlere miras bırakanları sonsuz bir  minnetle,  tüm Kastamonu halkımızı, İlimize emeği geçenleri ve yöremizi seven insanlarımızı da sevgi ve saygı ile Selamlıyorum.


Görüntüleme sayısı: 1940

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2012 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım