Online Sayaci 1







Kayıp Parola?

Kim Online

Şu anda 1 misafir bağlı

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

enseri:

( genelde )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa
Geleneklerimiz ve Değişim Üzerine Yazdır E-posta
Monday, 07 December 2009

Active Image

 

  Davut Zat
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


İçinde yaşadığımız toplumsal yapının normlarından biriside gelenek dediğimiz gerçekliktir, hiç kuşkusuz. Kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar gelmiş, tecrübeye dayalı bir kültür mirasının ürünü olan geleneğin unsuru, genellikle manevi ve sübjektiftir. Tarihin süzgecinden geçmiş, toplumların tekrarlarla doğruluğunu test ederek, sosyal yaşamda yer edinmesine fırsat verdiği bir takım kural, inanç ve değerler manzumesidir geleneklerimiz. Bunların birçoğu yazılı iken, bir kısmı da yazıya geçmediği halde; yer yer toplumumuzda kabul görerek uygulanan ve kural halini almış davranış kalıpları olarak da karşımıza çıkmaktadırlar.

Bana göre gelenekler, adetlere göre bir mesafe daha üstte yer alarak toplum hayatının düzenlenmesinde etkin bir role sahiptirler. Bazen düzenleyici, bazen denetleyici, bazen de yol gösterici ve tavsiye edici olabilmektedirler... Gelenekleri zaman zaman da toplumun değer yargılarını yansıtan bir hüviyette görebilmekteyiz. Bunların bazısı sözlü hukuk kuralı olarak fertler üzerinde sosyal baskı oluştururken, kimi zamanda yargıçların verdiği kararlardaki kanaatlerine yön verici olabilmektedirler...  

Sosyal yaşam içinde daha çok muhafazakâr yapısını sürdüren bölgeler de kendini gösteren gelenekler, varlığını sürdürdüğü yerlerde belirleyici rol üstlenirler. Bu yönleriyle bir iç disiplin anlayışını da oluştururlar. Toplumsal yapıya zıtlık teşkil eden bir davranış biçimi, geleneğin duvarlarına çarparak hizaya gelir…! Her ne kadar değişen toplumsal yapı, modernizm adı altında geleneklerimizi bir bir yıkmaya devam etse de; yine de bakir kalmış yöreler, birçok geleneği tüm güzelliğiyle yaşatmaya devam etmektedirler…  

Şahsi kanaatim yasanın, inancın ve hukukun yerini almadığı sürece, yardımcı faktör olarak geleneklerin, varlığının korunması taraftarıyım. Fakat söz konusu alanların üzerine taşmış bir gelenekçiliğin de özü tahrip ederek, baskıcı ve asıldan uzaklaştırıcı olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan bakıldığında gelenek, toplumsal gelişmeye zarar verici ve asıl değerlerimizin yerini işgal edici bir konuma gelebilir. Nasıl mı? Hukuk kuralları varken yasa tanımaz bir şekilde gelenekçilik, dini kurallar varken dinin üzerinde bir gelenekçilik, bilimsel verilere ters düşen ve adı gelenek olan bir gelenekçilik, gelenek olmaktan ve fayda sağlamaktan fersah fersah uzaktır, hatta zarar vericidir… 

Yıllanmış kurallar olması bakımından gelenekler konusunda toplumlar, oldukça dirençlidirler. Kolay değişmez ve değiştirilemezler... Gelenekçiliğin hâkim olduğu bir bölgeye -yöre, kasaba veya köye- yeni bir düzenleme getirilmek istendiğinde; hemen tepki koyduklarını görürsünüz. “Bizim büyüklerimizden gördüklerimiz böyle değildir. Senin yaptığın bize terstir. Kaç yıllık eski köye, yeni adet mi getiriyorsun” gibi reaksiyonlarla karşılaşmanız hiç de sürpriz olmaz! Bu yüzden toplumda yer etmiş geleneklere karşı durma cesareti gösterebilenler, kesin yorulurlar, üzülürler ve sert duvarlarla karşılaşırlar… Ellerindeki veriler çok güçlü olsa dahi… İdealist bir kişinin geleneğe karşı bir tez ileri sürerken, bu dirence hazırlıklı olmasında oldukça fayda vardır. Çünkü insanın üzerinde bir yılgınlık etkisi yapar ve idealizmi baltalar…

Kendi içinde gelenekler, bir bakıma iç tüzük kuralları gibidir. Bazen olur yasaların yönetip denetleyemediği ve düzenleyemediği şeyleri gelenekler düzenler. Çünkü geleneğinde kendince bir ağırlığı vardır ve sosyal baskıyı da beraberinde taşır…  

Günümüz değişen şartlarına uyum sağlayan, insani olan ve insanlığın faydasına olan her türlü kural, örf, adet, gelenek ve göreneklerin; sosyal hayatın sürekliliği içerisinde devam ettirilmeye değer olduğu düşüncesindeyim. Çünkü, nasıl ki Anayasayı tamamlayan kanun ve yönetmelikler varsa,  geleneklerde bu bağlamda toplum ahenginin sağlanmasına manevi katkı sağlarlar. Hangi sahada ve alanda doğru bir gelenek varsa;  huzur ve ahengin sağlanmasına da olumlu katkılar sağlayabiliyorsa, totaliter değilse ve aslın yerini almıyorsa, geçmişten gelen tecrübelerin bir ürünü ise; o geleneğin yaşatılmaya değer olma hakkı olduğu, zannımca geçerli bir sav ve savunu olmalıdır. 

Kısacası, modernizmi yaşarken geleneği iptal etmemek, gelenekçi olurken de fanatizme kaçmamak ve katı olmamak, toplumsal yapının yararınadır...  

Eski ve yeninin sentezinde; geçmişin mirasına sahip, geleceğin ufkuna hâkim fert ve nesillerden olabilmek temennisiyle, esenlikler diliyorum.


Görüntüleme sayısı: 3311

  Yorumlar (1)
Yazan hbenek, 26-12-2009 18:32
geleneksel bize yol gösterir bu yol bize hakkı hukuku hayayı, arlı olmayı anlatır. ama gelenekseli koruma ve degişim işinde denge ve abartmamak gerekir. her şeyi gelenek diye koruyamacagımızı ve her yeniligi yeni diye alamayacağımızı iyi ifade etmişsin eline düşüncene sağlık.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım