Davut Zat
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Peygamber Efendimiz (sav) temiz ve asil bir soydandır. Hz. İbrahim (as)'ın oğlu İsmail (as)'dan devam edip gelen ve Mekke'de bulunan Kureyş Kabilesi'nin Haşimîler zincirine eklenen en değerli halkasıdır. Dedesinin adı Abdulmuttalip, babasının adı Abdullah'tır. Annesi ise Vehb kızı Amine'dir.
Kur’an-ı Kerim’de; "Muhammed (as)’de, onların arasından seçilerek, onlara peygamber gönderilmiştir” (1) buyrulmaktadır. Efendimiz ise; “Ben, Âdemoğulları soylarının en hayırlı, en temiz olanlarından, devirden devre, aileden aileye geçe geçe nihayet, şu içinde bulunduğum aileden vücuda getirildim!" (2) diye anlatmaktadır. İbni Haldun da; "Muhammed (as)´dan başka, hiçbir kulun, ilahî ikram olarak ne soyunun bu derece mazbut olduğunun, ne de Âdem (as)’dan kendilerine gelinceye kadar soy şerefliliğinin kesintisiz devam ettiğinin görülmediğinden" (3) bahsetmektedir.
Gönüllerin Efendisi (sav) henüz doğmadan, yani; bundan yaklaşık 1400 yıl önce dünyanın durumu yaşanılabilir olmaktan oldukça uzaktır. Çünkü; insanlar her türlü değer ölçülerini yitirmiş, yollarını şaşırmış, sosyal hayatları bozulmuş, ahlâk tamamen kokuşmuştur. Küfür ve haksızlık insanların gözlerini kör etmiş ve gönüllerini karartmış, Allah'a giden doğru yoldan uzaklaşmışlardı. Kız çocukları diri diri toprağa gömülüyor, kadınlar, esirlere yapılan muâmelenin aynısına tabi tutuluyor ve bir eşya gibi alınıp, satılıyordu. Dünyanın birçok yerinde savaşlar nedeniyle kan akmaya devam ediyor, huzur, sükun, can ve mal güvenliği ortadan kalkmış bulunuyordu. Kâinatta, insani erdemlerden olan şefkat, merhamet, sevgi, saygı, fedakarlık... gibi iyilik adına ne varsa hepsi tatile çıkmış, kurak toprakların suya hasreti misali gönüller, rahmete duyulan hasretten kavrulmaktaydı.
Bu ortam içinde insanlık; cehalet, küfür ve zulmü yıkacak, karanlıkları dağıtarak nura boğacak ve kuraklıkların susuzluğunu dindirecek kurtarıcı bir el olan alemlere rahmet misafirini, büyük bir açlık içinde beklemektedir. Bu beklenti içinde iken Şanlı Peygamberimiz (sav), takvimlerin 20 Nisan 571 tarihini gösterdiği bir Pazartesi gecesi Mekke’ de dünyayı şereflendirmişlerdir. Kurtarıcısını bekleyen dünya; bir şafak vaktinde insanlığın hayat ufkuna Allah'ın bir rahmeti olarak tebessümlerle doğan gönüller sultanının gelişiyle, nura kavuşuyor ve beklentiler böylece makes buluyordu.
Hz. Muhammed (sav)' in, Fil yılında Ebu Talib Şıb’ı Caddesinde, "Mevlid Sokağı" denilen Hz. Abdullah'ın evinde ay takvimine göre Rebiu'l-evvel ayının 12'nci günü dünyaya geldiği ve bu sene de 19 Mart 2008 Çarşamba tarihine rastlayana geceye, İslam literatüründe "Mevlid Kandili" ismi verilmektedir.
Efendimizin doğum yıldönümü nedeniyle kutladığımız kutlu doğum gecesinde; yeryüzünde bir çok önemli gelişme meydana gelmiştir. Bu gece; Kisra’nın sarayından on dört sütun yıkılmış, İranlıların, bin yıldan beri hiç sönmeden yanan ateşleri sönmüştür. (4) Save Gölü’nün suyu çekilmiş, Semave Vadisini su basmıştır. Doğumu ile ilgili husus kainatın gözbebeği olan Efendimizce; "Ben, atam Hz. İbrahim’in duası, kardeşim Hz. İsa'nın müjdesi, annem Amine'nin rüyasıyım. Annem bana hamile olduğu sırada bir rüya görmüştü; içinden bir nur çıkmış ve bu nur Suriye' deki sarayları aydınlatmıştır." (5) şeklinde ifade etmişlerdir… İşte bunun gibi daha bir çok hadiseyi sıralamak mümkündür.
Böylelikle, Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail'in duaları ve İsa (as)'nın müjdesi gerçekleşmiş oluyordu. Bu nurlu gecede meydana gelen olağanüstü olaylar ve sonrasında yaşanacak hadiseler nedeniyle kutlu doğum, insanlık tarihinin en mühim hadiselerinden biri olup hem de insanlığa bir hidayet güneşi olması nedeniyle, Allah' ın bizlere sunduğu en büyük nimetlerindendir. Peygamberimizin gönderiliş sebebinin bütün alemlere ve insanlığa merhamet ve şefkat kaynağı olduğu, bizzat Kur'an-ı Kerim’de; "(Ey Habibim) Ben seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdim." (6) şeklinde bildirilmektedir.
Efendimizin doğumu ile Allah (cc) yeryüzünü rahmetiyle doldurmuştur. O bir milletin değil, aynı zamanda tüm insanlığın son peygamberi olarak gönderilmiştir. İki cihanın Efendisi (sav)' nin doğduğu gece yaşanan olaylar, kişi hak ve hürriyetlerine de yeniden kavuşulacağının habercisi hüviyetindedir. Kutlu doğumla insanlığın üzerine çökmüş kara bulutlar dağılmış ve alemler yeniden hayat bulmuştur. Bu nedenledir ki, Efendimizin doğumunun ne derece önemli olduğunun idraki içinde olmamız hepimizin üzerine bir gerekliliktir.
Mevlit kandili gecesi, insanların gönlüne ferahlık ve düşüncelerine berraklık kazandıran bir zaman dilimidir. Seçilmiş zamanlardan afv ve mağfiret edilmemiz açısından bir fırsat olması nedeniyle Mevlit Kandili gecesi ihya edilmelidir. Geceye özel saygı gösterilmeli, günah işlemekten sakınılmalı ve bolca ibâdet edilmelidir. Oruç tutmak, zekât ve sadaka vermek, çok sayıda Salât-ü selâm getirmek, zikir yapıp günahlara pişmanlıkla tövbe etmek, Kur'an okuyup dua etmek, kaza ve nafile namazlar kılmak geceyi ihya açısından önemli bir yer teşkil etmektedir. Ayrıca, geceyi fırsat bilerek geçmişimizin muhasebesi ile geleceğimizin planlaması yapılmalıdır. Yakınlarımızın kandillerini tebrik edip duaları alınmalı, gece içinde yapılan ibadetlerin sevapları geçmişlerimize hediye gönderilmelidir. Çevremize ve çoluk çocuğumuza güzel örnek olup gecenin ehemmiyeti onlara da fark ettirilmeli, Müslüman kardeşlerimizin kandilleri kutlanıp gönülleri alınmalıdır. Çevremizde bulunan fakir, muhtaç ve hastalara yardım edilmelidir. Dualarımızda kendimiz, ailemiz, milletimiz, ülkemiz ve bütün insanlığın huzur ve sükuneti içinde talepte bulunmayı unutmamalıyız.
Yine; Peygamber Efendimizin doğumunu anma vesilemiz olan bu Kandilde, Hz. Peygamber (sav)'in hayatının inceliklerini öğrenmek ve öğretmek için Siyer-i Nebi okuma seferberliği başlatılmalı, Peygamberî ahlakın yaşantımıza yansımasını sağlayacak kararlar alınmalı, sahabelerin örnek hayatları incelenmelidir. Çeşitli yaş gruplarına yönelik kutlu doğumla ilgili etkinlikler, anlatım ve şiir yarışmaları düzenlenmelidir. Televizyon ve radyo programlarına ilaveten açık oturum, panel ve tartışma programları ile de insanların gönül dünyasındaki yumuşamanın ve manevi derinliğin sağlanmasına yardımcı olunmalıdır. Kutlu Doğum kutlamaları bütün dünyada yaygınlaştırılmalı ve O’nun alemlere rahmet ilahi mesajı, bütün insanlığa ulaştırılmalıdır.
Peygamberimizin doğumunu anmaktan maksat; O’nun evrensel olan Peygamberliğini, getirdiği esasları, yüksek ahlakını bir kez daha benimsemek ve sünneti seniyyesini yaşamak azminde olduğumuzu kendimize ve çevremize hatırlatmaktır. Çocuklarımıza onun hayatı ile ilgili bilgi vererek onu sevdirmeye çalışmaktır. En güzel ahlak sahibi Efendimizin hayatımıza girmesini, O'na duyulan muhabbetimizin artmasını ve manevî aydınlanmamızın öncüsü olmasını sağlamaktır.
Bu geceyi ihya etmekle; geçen yıl kutladığımız mevlit kandilinden bugüne kadar geçen zamana ait otokritiğimizi yapma imkanını da kendimizde buluruz. Bu muhasebe, insanın güzel ahlakı kazanmasına imkan sağlar. Kul olmanın hazzını iç dünyamızda daha bir coşku ile hissettirir. Kişinin maneviyatına destek olur ve Allah'a layık olma yolunda bir kul olunmasına yardımcı olur. Gecenin ihyası manevi doyum ile birlikte iç dünyamıza ait huzuru yakalamamıza da yardımcı olur.
Öyleyse; imanımızın geçerli olabilmesinin temel şartlarından birisinin de Peygamber (sav)’i sevmek olduğunun bilincinde olalım. Kutlu Doğum haftasını fırsat bilerek (sav)'e olan sevgimizi artıralım. O'nun güzel ahlakını benimseyip (sav)'e ümmet olmanın bilinciyle şükür, hamd ve sena içinde olalım. Kandil, Allah'a ve O'nun Resulüne duyulan aşk, heyecan ve gayretimizin artmasına vesile olsun. O'nu gerçek anlamda sevmenin, O'na ittiba etmekten ve sünnetlerini tatbik etmekten geçtiğinin bilincine ermemizi bizlere idrak ettirirsin ve Fahri Kainat Efendimiz (sav)'e açılan kapının bir anahtarı olsun…
Mevlit ve O'nun kutlu doğumu münasebetiyle, rahmet Peygamberi Efendimiz (sav)'in; insanlığa yeniden merhamet elini uzatmasını ve karanlıkların onun nuruyla yeniden aydınlanmasını beklerken, Hz. Peygambere olan sevgimizin daha da çoğalması temennileriyle Mevlit Kandilinizi kutluyorum.
Manevi kazancınızın bereketli olması dileklerimle...
KAYNAKLAR: 1- Sebe Suresi: 28 2- Tövbe Suresi: 128 3- M. Asım Köksal, İslam Tarihi 4- Taberî , Beyhakî 5- Şibli, İslam Tarihi, 6- Enbiya Suresi 107
Görüntüleme sayısı: 1833
Yorumlar (2)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.