Online Sayaci 0







Kayıp Parola?

Kim Online

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

kırlent

( oyalı yastık )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Davut ZAT arrow Kadınlar Günü ve Bizim Kadınlarımız
Kadınlar Günü ve Bizim Kadınlarımız Yazdır E-posta
Sunday, 07 March 2010

Active Image

 

  Davut Zat
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


İşte bir kadınlar gününe daha ulaştık 2010 yılının bu mart ayında da. Tek bir günle sınırlamak mümkün mü kadınlarımıza tahsisli günleri? Sadece yılda bir gün onlara deyin ki; bugün sizin gününüzdür! Peki, sonraki günler kimin? Halbuki bir gün hatırlanıp, sonrada tüm günlerde unutulmayacak kadar ulvidir bizim kadınlarımız. Onlar hayat sınavının öyle bir yerindeler ki, çilekeşlikleri benzemez bir başkalarının kine...

Anadolu'da kadın olmak zorların da zorudur adeta. Bir taraftan annelik rütbesine erişmişken,  diğer taraftan da eş olmanın yükünü çekerler. Kadın olmanın haklı gururunu yaşayabilirler mi bilinmez! Hele de kırsalın zorluklarında hayatı paylaşıyorlarsa,  daha bir çileli olur hayatları. Her tarafa yetişebilmek için adeta bir iyilik meleği olup, koşup dururlar hayat mücadelesine destek verebilmek adına. Elleri öpülesi, cennet ayakları altına serilesi, kocasının dert ortağı ve hayat arkadaşı olduğu kadar onlara can yoldaşlığı ederlerken de daha bir abideleşirler elbette… Neler yoktur ki fedakârlıklarının içine sığdırılmış. Bir hudut çizmek mümkün müdür acaba. Kendilerine ayırdıkları zaman ne kadardır dersiniz?  Evet, zordur bizde kadın olmak. Sadece bizde mi böyledir. Kastamonu’nun ve yurdun her yerindeki kadınların çilesi de benzerdir aslında bizim kadınlarımızın çilesine. Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde daha bir derinleşir bu çilekeşlik.

Özetle; küresel dünyada da Türkiye’mizde de kadın olmak zordur... Fakat biz kendi bölgemizden başladık konuya, öyle de devam edeceğiz bir genellemeyi içeriğimize dâhil ederek. Kadınlar günü denilen 8 Mart, sahi onlar için ne anlam ifade ediyordur, bir soranınız var mı acaba... Farz edelim sordunuz, böyle bir günün varlığı kendilerinde nasıl bir çağrışım yapıyordur? Bu günün ardından ellerine geçen nedir? Çiçekli, biblolu veya diğer ambalajlar içindeki hediye paketleri değildir onların beklentileri… Ya nedir diye sorarsanız, sanıyorum bu sorunun cevabı da yine kendilerinde saklı olmalı… 

Bunca iş yükünün ağırlığından bitap düşseler bile, yine de; evlerinin günlük işlerini, çocuklarını, eşlerini ve komşularını asla ihmal etmezler. Uykularından feragat ederler de, yapmaları gerekenlerden feragat etmezler. Ve elleri tutup, güçleri yettiği zamana kadar da kendi işlerini başkalarına yaptırmayacak kadar da minnetsizdirler. Onların fedakârlığının bedenlerindeki nişanları; ellerindeki nasırlar, yaşlandıklarında bellerinin bükük olması, dizlerindeki romatizmalar ve ten renklerindeki güneş yanığı izlerden belli olur. Hiç kolay değildir işleri, hayat ve yaşam şartları onları ezmektedir her geçen günde. Hayat mücadelesi yorgunluğunun izlerini taşır, her bir kederli yüz ifadesi. Niyetleri sâfiyane, fedakârlıkları ile sabırları ise zirvededir. Her şeye rağmen yine de fiziksel güzelliklerinden de hiçbir şey kaybetmezler. Taş bebekler gibi olup, katıksız güzeldir onlar; süssüz, boyasız ve en doğal, hal ve endamlarıyla… Nedense günümüz modern toplumunda; çalışan kadın tanımlamasının içine köy kadınları hiç dâhil edilmezler oldum olası. Fakat onlar, çalışma hayatının en ağır kısmını hem de maddi bedelsiz, fakat birçok manevi bedel ödemek suretiyle yerine getirenlerdir. Yine onlar, sevdikleri üzülmesin diye kendi üzüntülerini ve yaşayabilecekleri zevkleri feda eden ve öteleyen kadınlardır. Narin bünyelerine yüklenen sorumlulukların, kapasitelerinin çok üzerinde olduğunda çoğu insanın hem fikir olacağı inancındayım…  

Dünya nüfusunun yarısından fazlasını teşkil eden bir cinsiyete aidiyetin mensupluğunu taşısalar da, yine de kültürel kodlarımız itibariyle başka milletlerin kadınlarından ayrılırlar bizim kadınlarımız. Kadınlar günü kutlamalarıyla ilgili olarak kendilerine bu günde bir ayrıcalık da tanımazlar. Diğer günler gibi sıradan bir gündür onlar için! Ya da diğer günler ne kadar özel bir günse, bu günde öyle özel bir gündür. Kendine has bir kutlama beklentisi içinde olmamalarının kendilerince birçok haklı sebebi vardır. Ya da hayat denilen gerçek öyle bir çökmüştür ki tepelerine; kendilerini ilgilendiren bu türden kutlanılası günlerle bile derinlemesine ilgilenecek vakit bırakmamıştır belki de…

 

İsterseniz hali hazırdaki durum nasıldır istatistiklere de şöyle bir göz atalım. Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nün yaptırdığı araştırmalara göre; "aile içi şiddetin yüzde 87’si, kadınlara karşı işleniyormuş.  Kadınların yüzde 20’si okur-yazar değil. Lise ve daha üstü eğitimli 15-24 yaş grubunda bulunan kadınların yüzde 39.6’sı ise işsizmiş.  Kadınların yüzde 40′ı görücü usulüyle evleniyor, yüzde 20’si ise nikâhsız yaşıyormuş. Yılda 2 bin 500 kadın anne olmak isterken yaşamını yitiriyor.  Eğitim gören 100 kadından sadece 2 tanesi yüksek öğrenim görüyor. Şehirlerde evli kadınların % 18’i, köylerde de % 76’sı eşleri tarafından dövülüyormuş. Kadınların % 57,7’si evliliklerinin ilk gününde şiddetle karşılaşıyormuş. Aile içi suçların % 90’ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturmakta…" 

 

Dünyada ise; Mültecilerin yüzde 80′i kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünya HIV/AIDS hasta nüfusunun yüzde 51′i kadınlardan oluşuyor.  Halen en az 54 ülkede kadınlara yönelik ayrımcı yasalar bulunuyormuş. Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre de;  Dünyadaki işlerin %66’sının kadınlar tarafından görüldüğü, ancak buna karşılık kadınların dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahip olduğu, Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahip oldukları belirtiliyor.   

 

Bu tablolar; tasvip ettiğimiz bir profili ortaya koymasa da, maalesef dünyanın ve ülkemizin bir gerçeğidir. Ve bu şartlarda bir yaşam süren işte o kişiler bizim kadınlarımızdır, kimisi annemiz, kimisi eşimiz, kimisi kardeşimiz, kimisi de kendi çocuğumuz olan…

 

Sonuç olarak gerek köy şartlarında, gerek şehir hayatında, gerekse dünya üzerindeki bütün kadınların sorumlulukları oldukça ağırlaşmıştır. Toplumsal hayat kendilerini buna zorluyormuş gibi gösterilmeye çalışılsa da düşüncem o ki; kadınlarımızın daha rahat etmelerine imkân sağlayacak bir standardın yakalanması acil bir zorunluluktur... 

 

Bu gün vesilesiyle tüm kadınlarımızın kadınlar gününü kutlarken, bir an evvel hak ettikleri değere ulaşmalarını ve layığınca muamele görmelerini temenni ediyorum.


Görüntüleme sayısı: 1644

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım