Davut Zat
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
İnsan olarak her birey, doğduğu andan başlayarak ölümüne kadar bir tekamül süreci içerisindedir. Her yaşadığı gün için yeni bilgi, beceri, görgü ve tecrübe kazanmaya devam etmektedir. Bizler ilk eğitimimizi ailede ebeveynlerimizden alırken, daha sonra eğitim kurumlarında öğretmenlerimizden almaktayız. Bundan sonraki süreçte de toplum hayatı eğitim sürecimize katkı sağlamaktadır. 24 Kasım tarihinin “Öğretmenler Günü” olması nedeniyle bu özel günü vesile bilerek, üzerimizde emeği olan sevgili öğretmenlerimize saygı ve teşekkürlerimi sunmak amacıyla bu yazıyı kaleme almak istedim.
Bilineceği üzere eğitimin yaygın ve örgün olmak üzere iki ayağı vardır. Anne ve babalarımız hatta dede ve ninelerimiz yaygın eğitimdeki bizim ilk köşe taşlarımızdır. Sonra görev sırası, örgün eğitimdeki okul öğretmenlerimizdedir. Bir çocuğun yetişmesinde onlara bir şeyler öğretmenin zorluklarını hepimiz biliriz. Öyleyse çocuklarımıza ve bize; ilim, bilgi, güzel ahlak, doğru ölçü, görgü kuralları, sosyal ilişki ve doğru iletişim öğretme noktasında emek veren eğitimcilerimizi hiçbir zaman unutmamız gerekir. Onlar, bizim ufkumuza ışık olmuş nadide kandillerimizdir…
Takvimle belirlenmiş bir güne sığmayacak kadar ulvidir bizim öğretmenlerimiz. Bu sebepledir ki hiç unutulmadıkları gibi hep hatırlıdırlar yanımızda, ricaları emirdir her zaman bâş üstüne… Onlar, bizim şahsiyet kazanmamız, geleceğe hazırlanmamız ve hayata özgüvenle atılabilmemizin temelini veren, yetişmiş eğitim ustalarıdır. Üniversite hayatı da ilave edildiğinde okul, öğretmen ve öğrenci ilişkisi yaklaşık 17 yıl süren bir serüvendir. Elbetteki bu süreç, bilgilenmenin yanında eğitilme sürecidir de aynı zamanda… Bir kaç formül ezberlemek ve kelime öğrenmekten ibaret değildir öğretmenlerimizle olan ilişkimiz. Kaldı ki; “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” demiş Hz. Ali efendimiz. Bu ölçü, öğretmenlerimize ne kadar saygı gösterilirse gösterilsin, yine de az olduğunu ispat etmeye yetecek bir açıklamadır.
İlim öğrenmek, dinimizce de farz olan görevler arasında sayılmış ve “İnsanların en hayırlılarının ilim öğrenen ve öğretenler” olduğu belirtilmiştir. “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu” ihtarı ile bilginin önemine dikkat çekilmiştir. Yine; “İlim beşikten mezara kadardır” ve “İlmi Çin’de de olsa gidip alınız” tavsiyelerini hayatına mihenk yapmış bir toplumun fertleriyiz. Bu yüzden toplumumuzda öğretmenlerimiz her daim saygıya ve övgüye değer olmuş, güvenilen, örnek alınan terbiyeciler olarak eğitim ve öğretim hayatımız ile sosyal ve ahlaki hayatımızın da vazgeçilmez şahsiyetleri arasında yerlerini almışlardır.
Bugünü ve yarını ayakta tutanlar kaliteli insanlardır. O yüzden iyi insan olmak ve kaliteli insan yetiştirmek herkesin amacı olmalıdır. Çünkü; insana yapılan yatırım en büyük yatırımdır. Bu amacın gerçekleştirilmesinde ilham kaynaklarımız ise hiç şüphesiz öğretmenlerimizdir. Öğretmenlerin öğrencisine şekil vermeye başladığı ilk günden itibaren, verdiği mücadele ve gösterdiği sabır, öğretmenlik mesleğine asillik kazandıran en büyük unsurdur.
Onlar, ilmin ve bilginin aktarıcılarıdır eğitim hayatımızda. Kesinlikle mekanik bir teyp yada bilgiyi sunan bir bilgisayar beyni yada disketi de değildirler. Bilakis, teknolojinin bombardımanı altında kalan ve eğitim sisteminin çarpıklığından kaynaklanan mekanikleşmeler, öğretmenlerimizin önemini daha da artırmaktadır. Çünkü toplumumuzda artan suç eğilimleri, aile içi anlaşmazlıklar ve genel anlamda toplumun çözülmesine paralel olarak okullarda işlenen öğrenci suçlarındaki oranlar, hiç de tasvip edilecek boyutta değildir. Bu hazin tabloların düzelmesi ancak sistemli bir eğitimle mümkün gözükmektedir. Dolayısı ile bu eğitimi verecek olanlar da idealizmini kaybetmemiş olan ilim ve insan sevdalısı öğretmenlerimizdir…
Yavrularımızı emanet ettiğimiz, onların şuurlanması ve bilinçlenmesi için elinden geleni esirgemeyen, samimi çabalarıyla birlik ve beraberlik ruhunu aşılayan, vatan ve millet sevgisini nesillerimizin beyin ve ruh dünyasına işleyen eğitim ustalarıdır vefakar, cefakar ve fedakar öğretmenlerimiz. Bu yüzden tarihe yön veren Yavuz Sultan Selimler; “Alimlerin atının ayağından sıçrayan çamur kaftanımız için süstür. Öldüğümde beni bu kaftan ile gömünüz” diyecektir. Öğretmenlerimizi gördüğümüzde koşup ellerini öpmemiz, onlara saygı ve hürmette kusur etmememiz, aradan geçen yıllara rağmen öğretmenlerimizi gönül dünyamızın özel yerlerinde saklayıp hep saygı ile anıyor olmamız, onlara ne kadar çok şey borçlu olduğumuzun açık bir ispatı değil de yâ nedir? Bu yüzden onlara olan saygımızı sonsuza kadar sürdürmeye hep devam edeceğiz…
Günümüzde ilim, hayatı kuşatan bilgi olmaktan daha çok pazarlanan ve maddi değerine göre ölçülen bir konuma dönüştürülmektedir. Sınav süreçleri ve bu süreçlerin kaçınılmaz bir getirisi olan psikolojik travmalar, bilginin de değerini azaltmaktadır. Sistem, git gide OKS, OSS, KPSS, DYS, ve diğer SSS..odaklı sürekli test çözmekten ibaret bir konuma dönüştürülmektedir. İlme ve bilgiye verilen kıymet, karne veya optik okuyuculardan çıkan puanlara göre değerlendirilmektedir. Öğretmenlerimize verilen değerde sistem içindeki rolüne göre hesap edilmeye çalışılmaktadır.
Her ne kadar eğitimcilerimiz, izah edilen sistemin bir parçası yapılmak istense de görünen o ki; öğretmen ve öğrenci arasındaki oluşan manevi bağı yok etmeyi asla başaramayacaklardır..! Onun içindir ki Türk toplumu için ilim, eğitim ve öğretim demek; sadece okul süreçlerini ilgilendiren ve mesleki faydalardan ibaret bir faaliyet değildir. Bu bağlamda öğretmenin değerine de maddi olarak değer biçilemez. Çünkü, onların verdiği emek manevidir. Manevi değerleri ise maddi bazda ölçecek bir cihaz henüz geliştirilememiştir..! Zaman zaman kurumsal desteğini yitirdiklerine şahit olsak da, özverisi, çabası, gayret ve tutumuyla kendi değerini korumasını bilmiştir öğretmenlerimiz. İnkar edilemez emek ve sabırlarının yanısıra, ilkeli duruşlarıyla mesleki saygınlığını da ayakta tutmasını başarmıştır eğitim sevdalısı gönüller…
Her kademeden insanın yetişmesinde bir öğretmen olduğu gibi, öğretmenlerimizin hamurunda da yine bir öğretmen eli vardır. Kendi eğitim sürecinde ihtiyaca göre bilgilendirilen öğretmen, öğrendiğini hayatında tatbik edip, o bilgiyi kendi malı yaptıktan sonra talebesinin kapasitesini tespit ederek, kabiliyeti oranında ona sorumluluk yüklemiştir. Öğrencisinin ruhi durumuna bağlı olan çalkantılarını, yetişme bozukluklarını ve üzerindeki olumsuz etkileri, bir matematik problemi çözer gibi çözüp çıkarmasını bilen bir eğitmenin, öğrencisine verdiği eğitim, hiç kimsenin küçümseyemeyeceği bir hakikat olsa gerektir.
“İlmin değeri nedir?” sorusuna büyüklerimiz; “Onun değeri, onu koruyabilecek ve hiçbir şekilde zayi etmeyecek kimselere öğretmektir.” şeklinde cevap vermişlerdir. Yani buradan çıkartılacak sonuç, herkese de her ilmin öğretilemeyeceği gerçeğidir. Bu bağlamda bir öğretmenin mutluluğu ise, yetiştirdiği öğrencilerini toplum içinde iyi ve yararlı bir fert ve meslek sahibi olarak görmesinde yatar. Şayet, öğretmenlerimizin bizlere öğrettikleri bilgi ve ölçülerle hayatımıza yön verebiliyorsak ve eğitildiğimiz alanlarda başarılı birer meslek sahibi olabilmişsek, işte o zaman öğretmenlerimiz açısından dallar meyveye durmuş demektir. Bu sonuç, her öğretmenin görmek istediği haklı bir tablodur. Sorumluluk sahibi bir öğrenciye düşen görev elbetteki kendisini yetiştiren öğretmeninin, öğrencisinde yaşaması imkanını vermektir…
Öğretmenler günü vesilesiyle sitemizde köşe yazarı olarak birikimlerini bizlerle paylaşan öğretmenlerimiz başta olmak üzere, bize emeği geçen ilkokul öğretmenlerim; Kadriye Tekin’i ve Figen Kara’yı saygı ve şükranla, Recep Demir’i de rahmet ve minnetle anıyorum. Yine; Dini bilgiler konusunda bize ışık olan Köy hocalarımızdan; Şerif Zan, Mehmet Yavuz ve Hüseyin Türk ile Tosya İmam Hatip Lisesinin saygı değer tüm hocaları ve sonrasındaki eğitimimize katkı sağlayan öğretmenlerimle birlikte Ülkemizin her bir okulunda görev yapan tüm öğretmenlerimizin “Öğretmenler Günü”nü kutluyor, kendilerini saygı, minnet ve şükranla yâd ediyorum...
Görüntüleme sayısı: 2215
Yorumlar (2)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.