Davut Zat
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Bakir bir doğanın kucağına kurulmuş, yüksek kayalar ve başı dumanlı dağlarla etrafı çevrili bir kenttir Kastamonu’muz, tarihin hatıralarını sinesinde taşıyan... Gidip görenler kent dokusunun tarihi dekorlarla bezenmiş olduğuna şahit olurlar. Buram buram tarih kokan güzel şehrimiz, bizim dünyamızda ayrı bir sevdadır hiç şüphesiz. Gördüğümüzde hemşerilerimizi bir başka çarpar yüreklerimiz, tabiiyeti Türkiye Cumhuriyeti ve Vilayeti Kastamonu olmanın ortak aidiyetinden. Hatta bunun ötesinde, Kastamonu’ya komşu vilayetlerden olan hemşerimizde bu sevdaya ortak ettiklerimizdir…
Şehrimizin doğusunda bulunan saat kulesi 128 yıldır zamanı belirlemeye devam eder, her saat başı vuran zil sesiyle. Kastamonu ya ilk defa ziyarete gelenleri, bu sesle davet eder kendisine. Eskiler içinse artık, hayatın bir parçası olmuştur saatin tik-takları. Kaç turluk bitmek tükenmek bilmeyen yolcuğundaki bu sesler, kim bilir kaç tembele kalk ihtarı ve kaç yorgunun istirahat molasıdır. Devriâlem yaparken kendi güzergâhında; bilmem kaçıncı kez işte bu tarih; “tam o saatidir özel zamanın” diye ihtarını yapar, hatırasının sahiplerine. Tabi ki dilinden anlayabilene…
Kent sokaklarının parke taşlarıyla süslendiğini görürsünüz yürüdüğünüz kaldırımlarında. Kastamonu Kalesi ise, kente hâkim bir yükseklikten seyreder şehirde olup biteni... Kuzeyinde ki “Kırk Kızlar Burcunda” yatar, şehre ismini verdiği düşünülen “Moni” ve etrafındaki kırk hizmetçisi. Türk kumandanına atılan kale anahtarlarıyla, babaya yapılan ihanetin sorgusu yapılır aşkın gözü karalığındaki duygularda... Moni’nin aşka sadakatine ve hazin sonuna dair düşünceler kaplar ufkunuzu, kalenin burçlarından bakarken aşağıdaki mezara...
İnşa edildiği devre ait kendine has mimari özelliklerle yapılmış, birçok han ismiyle karşılaşmanız mümkündür, caddelerinde gezinirken. Hemen aklınızda bir dizi sorular silsilesi sıralanır. Ne kadar esnaf ticaret yapmıştır bu dükkânlarda. En uzun süreli kimin ismi yazılmıştır taş duvarlardaki başarı panolarına. Kaç çırak, kalfa ve usta yetişmiştir âhilik terbiyesinde. Ne ahlaklar bezenmiştir bu mekânlarda, ya şimdiki esnaflık ve ticaretin haline ne demeli acaba? İster istemez kıyaslıyorsunuz o günlerle bugünü, tarihe kurduğunuz özlem köprüsünde yol alırken...
Kastamonu denilir de; Nasrullah meydanı unutulur mu hiç? Avlusunda yatan ve alana adını veren Kadı Nasrullahı, camisini, şadırvanını ve meşhur suyunu tabi ki unutmadık. Nasrullah meydanı, yıllardır şehrin kalbinin attığı ana merkez konumunda olmuştur hep. Tarihin birçok anlamlı olayına tanıklık etmiştir bu meydan. Nice mitinglerin ev sahipliğini yapmış, nice mücadelelerin fitili burada ateşlenmiştir. Yıllarca siyasi parti mitingleri başta olmak üzere, her türlü toplantının ve bir sürü organizasyonun yapılmasında, üst olma görevini yürütmüştür. Bu meydandan saat kulesine, valilik binasına, eski terminal yönüne ya da fakülteye gitmek istediğinizde; Kastamonu’yu iki yakaya ayıran çay boyundan birini tercih etmek zorunda kalırsınız. Karşıdan karşıya ulaşmak için kullanılan en eski geçit, 502 yıllık tarihiyle hiç şüphesiz Nasrullah Köprüsüdür. Nice yiğitler ve nice beyler geçmiştir üstünden, nice güzellerin ve âşıkların sırlarına şahitlik etmiştir yontma taştan yapılmış örgü duvarları…
Yine, İlimizin diğer taş binalarının asırlara meydan okuyan dik duruşuna baktığınızda; yeni yapıların dayanıksızlığı ile kıyaslayıp, elinizde olmadan isyan edersiniz şimdiki mimarinin yetersizliğine ve zevksizliğine. Tahta darabalı kaplamalardan yapılı evlerdeki insanların, fakir ama yine de halinden memnun mütevazı duruşları, kanaat dersi verir almasını bilene. Saygı duyarsınız, bir bardak çayın sıcak dumanına gizlenmiş şeker tadındaki masum sevgilere.
Paşa konaklarında yemek yerken baktığınız fotoğraflar, yaşanmış fetihlere, eski Kastamonu’ya ve Paşaların hayatlarına dair ipuçları verir ve özel bir yolculuğa götürür sizi. İsmail Bey Külliyesi devrinin ilmi çalışmalarına tanıklık eden 557 yıllık mazisiyle ve şahane mimarisiyle, kayalık bir zemin üzerine kurulmuştur. Herkesin görmesi gerektiğine inandığım, tüm ihtişamıyla bizlere gülümseyen bu eserin, yapıldığı dönem itibariyle çok fonksiyonel bir görev üstlendiğine tanık olacaksınız. Abdurrahman Paşa Lisesi ise gerek geçmiş zamanın, gerek Cumhuriyet devrinin önemli bir eğitim kurumu olarak, verdiği mezunlarıyla adından her dönem söz ettiren bir okul olmayı başarmıştır. Kastamonu Müzesi, Hanları, Hamamları, Kümbetleri ve Valilik Binası gibi daha birçok burada sayamayacağımız sayıda nice eser, güzel şehrimizin öz değerleri olarak bizlere ışık tutmaktadır. Selçuklunun hatıralarında, gök bilimleri araştırmalarına yönelik çalışmaların izlerini görürsünüz. Osmanlı hatıraları her bir köşeden size gülümser, her attığınız adımda size selam durur, yapısı ve çatısıyla…
Kurtuluş destanında ölümsüz Kastamonu yiğitlerinin imzalarını görürsünüz. Her köşe bucağı adeta ben ülkenin kaderinde varım der size. Ya Şerife Bacının hikayesine ne dersiniz? Onu ifade eden parkta ki sembol görünüm, herkesin tüylerini diken diken eder yapılan şanlı fedakarlık karşısında. Karlı bir kış gününde kucağında çocuk, önünde kağnı arabası yürürken gıcırdayan seslerle, top mermisine gösterilen ihtimam yaşartır gözlerinizi. Yine bundan 32 yıl önce hayata veda eden Kurtuluş harbinin Gazi kadını Halime Çavuşa ait hatıralar, neler hatırlatmaz ki, halden ve dilden anlamasını bilene...
Bütün bu yönleri kadar; Hz. Pir namıyla anılan Şeyh Şaban-ı Veli, Müfessir Alaeddin, Benli Sultan, Âşıklı Sultan, Mehmet Feyzi Efendi ve daha nice evliya türbelerinde hak âşıklarını bir başka tanır ve anlarsınız. İçiniz bir başka kabarır onların manevi ortamlarında. Kendileri vesile edilerek yapılan dualarda başka bir güven gelir ruh dünyanıza. Ve insanların akın akın yaptıkları bu mekanlardaki ziyaretlerin oluşturduğu meltem serinliği, daha bir içselleştirir duygu dünyanızı...
Tarihsellik, doğallık, geleneksel yaşam, temiz havası, güven veren insanları ve kendine has yemek kültürü, şehrimizin temel karakteristiğini oluşturmaktadır. Düşlerini kurduğunuz otantik bir doğallığı görürüsünüz Kastamonu’muzun her bir köşesinde. Yaşayamadığınız çocukluk özlemlerinizin tadına varırsınız, insanların doğal davranışlarında, kent sokaklarının sükunetinde ve evlerin çiçekli bahçelerinde...
Evet, bunca geçmiş yıl zarfında nice mevsimler yaşanmıştır Kastamonu’da da. Ne kültürler tarih olmuştur zamanın kıskacındaki yüz yıllar boyunca. Kaç devran dönmüş bu evlerde, kaç âlim hitap etmiş mabetlerinde, kaç müezzin ezan okumuş minarelerinde, ne yuvalar kurulmuş yapılarında, ne yiğitler uğurlanmış askere, ne sevdalara köprü olmuş cumbalı pencereler… Kısacası koca bir tarihtir, geçmişle olan bağı. Ve zinciri takip edilemeyecek kadar uzun sürelidir mazisi…
Bütün bu gözlem ve düşüncelerle yapacağınız bir Kastamonu gezisi, sizi alır götürür başka dünyalara... Kent yaşantısının koşuşturmacısından bunalmış gönüllerinize rahatlık getirir bu ufuk turu. Başı karlı ve dumanlı Ilgaz dağlarından eserek gelen şehrin meltemleri yüzünüze eserken, tatlı bir huzur kaplar içinizi. Ruhlarınız şenlenir doğal, manevi ve samimi ortamlar da. Burada geçirdiğiniz zamanın güzelliği hiç çıkmaz aklınızdan ve hatıralarınızdan. Hep özlemini duyarsınız bir daha gelip görebilmek arzusuyla...
Ama artık vakit bitmiştir sizin içinde... İstemeseniz de dönüş kaçınılmazdır artık koca şehirlerin gürültüsüne, klakson seslerine, hava kirliliğine... Ve insanların birbirini yercesine yarıştığı her türlü olumlu ve olumsuzluklarla dolu sıkıcı hayata…
Evet, her sıkılıp bunaldığınızda, gidip görebileceğiniz güzel şehrimize; Kastamonulu olan olmayan herkesi bekliyor ve davet ediyoruz. Sizde gelin memleketinize ve memleketimize. Ortağı olun memleket sevdamızın içten güzelliğine...
Görüntüleme sayısı: 1683
Yorumlar (4)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.