Davut Zat
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Çevre dediğimiz olgu, bir yörenin tabiat güzellikleri, park, bahçe, yeşil alanları, şelale, akarsu, konakları vs. o memleketin adeta solunumunu sağlayan ciğerleri konumundadır. İnsanoğlu ise her zaman aynı moral ve duygu modunda olamaz tabiatı gereği. Yani değişken bir özelliği vardır insanın. Sürekli aynı moral ve motivasyonda kalmaya çalışmak da sıkıntı verir insan denen donanımlı varlığa. İnişleri ve çıkışları olur ruh halinin. Zaman zaman rahatlamak ister, farklılık ister, ortamını değiştirmek, nefes almak ister hep aynı şeyleri yapmış olmanın bunalmışlığından kurtulmak için. Ruhen genişlemek ve dinlenmek ihtiyacı duyar, bıkkınlaşıp bezginleştiği zamanlarda.
Bunu sağlayabilmek için; kimi bir su şırıltısına ihtiyaç duyar, kimisi kuş sesine. Bazısı gül bahçelerini hayal ederken, kimisi de çam kokusunu özler dağ yamaçlarından esip gelen. Biri iğde çiçeğinde yaşarken yeniden baharı, bir diğeri deniz ve akarsularda kulaç atarken bırakır dertlerini, suyun derinliklerine… Kimi kır gezisi yaparken kırlangıç böceğinin sesiyle, kimi kanarya ötüşüyle, kimisi de keklik sesinin namelerinde bulur rahatlatan teselliyi. Kimisi buket yaparken kendini soyutlar memleket bahçelerinden topladığı çiçeklerle. Kimisi meyve ve sebzesini bizzat kopartırken dalından, başka âlemlere gider geçmişin acı tatlı anılarında. Rüzgâr eserken yavaştan yavaştan, yüzünü okşayan meltemler ona başka ufuklar açar, sıkışmış şehir gürültüsünden ötelere. Evet, bu örnekleri çoğaltmak mümkündür, hem de insan sayısı kadar farklı çeşitlilikte...
İşte bütün bu güzellikleri, bazen kendi doğallığı içinde tabiat sunar insana. Bazen de yerel yönetimlerin meydana getirdiği suni oluşumlar nefes aldırılır; şehre yapılmış yeşil alanlarla, su şırıltılı havuz ve şelaleler. Sunî de olsa beton yığınlarının arasından sıyrılarak, bölgenin örtüsüne bir canlılık katar bu düzenlemeler. İlgisini çeker ve takdirini alır halkın, bu ve buna benzer çalışmalar. Çünkü çevre, artık rafine değildir birçok coğrafi alan için. Ortamlar, teneffüs edilen havalar, solunan oksijen, boşaltılan nefes, etrafa yayılan enerjiler, hatta insanlar arası ilişkilerde bile bu kirlenmeyi gözlemlemek mümkündür adeta. Hissedersiniz her an negatif enerji dalgalarını…
Bir ilkbahar mevsimi daha geride kalırken, her memleket ve yöre; güzel bir başlangıçla karşılamak ister yaz mevsimini de. İç ve dış turizm adına yöneticiler ve işletmeler birbirleriyle yarış yaparken, Tosya ise bir kültür haline getirdiği “gümele” adındaki bağ evlerine taşır kendini. Nedendir bilinmez ama bireysellik hâkimdir Tosyalının yaşantısına. Kurumsal ve kollektif bir açılım yapmaz bilerek ve isteyerek..Kaygıları vardır hep halkımızın. Bir yüzme havuzu yapılırsa acaba ahlak mı bozulur? Üniversite gelirse Tosya’nın mazbut yapısında bir dışsal sapma mı olur? Kabuğunu biraz genişletse iç bünyede erime mi meydana gelir türünden kaygılar, ister istemez bireyciliği körüklemiş, az olsun, ama benim olsun anlayışını geliştirmiştir. Bakkal dükkânı olsun ama benim olsun, atölye olsun benim olsun, küçük gölet haline gelsin ama yine benim tarlam olsun vb. örneklerde de görüleceği gibi. Halbuki gelişen şartlar Tosya’daki tüm bakkal dükkanlarını, bir tek hipermarketin içine alabileceğini, tüm atölyelerin günlerce yapamadıklarını bir fabrikanın tek başına kısa sürede yapabildiğini ve büyük bir araziden kalkan ürünün, tüm göletçiklerde yetişen üründen daha az emekle ve daha büyük bir verimle elde edilebileceğini görmek istemesek de göstermektedir bizlere!
Çevrenin kirlendiği, gürültünün ve teknolojinin insanı boğduğu ve duyguları kaskatı hale getirdiği zamanımızda; insanlar yediği, içtiği ve gezip dinlendiği mekânlarda artık bir doğallık ve rahatlık aramaktadır. Sıkıştığı anda bâkir bir bölge bildikleri ve bir çok hatırasını taşıdıkları memleketlerinde kendilerini dinlendirmek ve nefes almak istemektedirler. Ne var ki; bir dost, bir eş, bir aile yâda Tosya dışından gelen misafirlerimizi ağırlayabilecek, bizimde hoş yerlerimiz var deyip, bir yemek ikram edebileceğimiz sosyal tesislerden yoksundur bizim ilçemiz. Neleri meşhurdur bu ilçenin denildiğinde, işte buyurun gezelim diyecek bir açık hava müzesi, botanik bahçesi, şark köşeleri yoktur. Kurumsallaşmış ve tescillenmiş kalite belgeli mekânlardan da yoksundur.
Yoksa; bizim memleketimizde yaşanmış bir tarih yok mudur, müzesinde maziden kalanları sergilenecek? Üretilen el emeği eserleri yok mudur, şark köşelerinde yerini alacak? Çiçek yetişmez mi toprağında, botanik bahçeleri kurulacak? Yöremizde hiç ağaç yetişmez mi milli bir park oluşturulacak? Yoksa suyu ya da pınarları yok mudur havuz ve şelaleler kurulabilecek? Ne eksiği vardır Beypazarı ve Safranbolu evlerinden Tosya ev ve konaklarının? Hiç yetiştirdiği insanları yok mudur, Kütüphanesinde Tosya köşesi oluşturulacak? Dağları veya tepeleri yok mudur, Ilgaz’ın otel ve motellerine benzer özelliklerde tesisler kuracak?...
İşte güzel Tosya’mızın kültür varlıkları da, tabiatı da, el sanatları da, iklim örtüsü de, Allah vergisi çiçek ve ağaç çeşitleri de, su kaynakları da bütün bunları gerçekleştirmek için müsait bir zenginliktedir. Sadece düzenleme yapmak ve biraz çalışmak gerek, sahip olunanları sergilemek için. Evet, Tosya kabuğunu kırmak ve ekonomisini ayakta tutmak istiyorsa şayet; bu türden açılımlar yapmak zorundadır muhakkak. İç ve dış ziyaretçiler taşıyabilmelidir yöresine. Gurbetteki insanlarını yaz tatillerinde olsun memleketine gelmesini sağlayacak sosyal konutlar yapmak zorundadır, hareketlendirmek için iç piyasasını...
İlçemizin içinden geçen E–80 karayolu da muhakkak avantajlı hale dönüştürülmelidir. “Arabalar akar, Tosyalı bakar” dedirtmemeliyiz çevremize. Sadece kendi insanlarımıza yönelik değil, yoldan gelip geçen insanların bir an olsun yorgunluğunu atıp, geçici bir süreliğine bile olsa konaklayacağı, geceleyeceği, çay ve kahve içebileceği, Tosya’nın tas kebabını, pirinç pilavını ve kuyu kebabını yiyebileceği, aile ile vakit geçirilebilecek yerlerin oluşturması kaçınılmazdır diyorum. Gerek özel sektörün gerekse kurumların yapabileceği, sosyal konut, havuz, yürüyüş parkuru, spor alanlarını kapsayacak bir alanı olmalı Tosya’nın ve Tosyalının.. Sabahları kalkıp, insanların farklılık yaşayabileceği ve çoluk çocuğu ile birlikte kahvaltı yapabileceği açık alan ya da kamelyalar var mıdır bizim ilçemizde?
Elbette ki Tosya’mızın iç bünyedeki ihtiyacını karşılayacak benzinliklerin bünyesine kurulmuş tesisleri, kendi istirahatına ve pikniğine yetecek bağ gümeleleri ve amatör denecek düzeyde de olsa sosyal tesise benzer yapıları da vardır. Şehir merkezindeki esnafına yetecek özel lokantaları da vardır hiç kuşkusuz. Bunlar çok güzel hizmet de veriyorlardır eminim.
Fakat benim kastettiğim bunlar değil kesinlikle. Profesyonel bir işletmecilik ihtiyacından bahsediyorum ben. Tosyalıyı kıraathanelerin dışına taşıyacak ve tabiatın içinde ağırlayacak sosyal tesislerdir benim kastım. Bağlardaki özel gümelelerin ötesinde, dışa hitap edebilecek mekânlardır sözünü ettiğim. Herkesin bağ ve bahçelerindeki minik sulama havuzları da değildir, ifade etmeye çalıştığım. Çeşitli seçenek imkânlarının olduğu, ailelerinde girebileceği imkânlar göz önünde bulundurularak Tosyalının tercihine uygun, bayanlara ayrı baylara ayrı, sıhhî ve profesyonel yüzme havuzlarıdır. Yine Tosya’mızda yeterli rezervi varsa şayet, yeraltı sularının çıkartılarak hamam düzeyine getirilmesi ve insanların hizmetine sunulmasıdır talebim.
Bağ gümelelerinin birkaçında yapılacak örnek bir uygulama ile orijinal ve güzel bir düzenleme yapılması, Dipsizgöl’e daha bir işlerlik kazandırılması, Yeşilgöl, Kösen Çayırı ve Çukurhan gibi dinlenme ve mesire yerlerinin sosyal konut oluşumlarını tamamlayarak iç ve dış turizme açılmasıdır kastettiğim. Yani mevcudun ötesine geçerek; daha geniş, kapsamlı, düzenli ve disiplinli sosyal donatılara ihtiyacı vardır Tosyalının ve Tosya ekonomisinin demek istiyorum. Bu manada kastettiğim bir işletmecilik kazandırılabilirse ilçemize, söz konusu mekânlar basit piknik alanları olmaktan çıkarak ilçe ekonomisine gelir getirici, duygu dünyasına moral katıcı ve insanlarımızın motivasyonu ile sosyalitesine katkı sağlayıcı bir imkâna kavuşacağı ümidindeyim.
Bunu yapabilecek çevre, yerel yönetim ve özel teşebbüs gücü Tosya’mızda mevcuttur. Geriye, sosyal sorumluluk bilinci ile maddi kaynaklarını ve birikimini halkın hizmetine sunacak, yaşam kalitesinin yükselmesine katkı sağlayacak ve bu arada da para kazanma isteği içinde olacak girişimcilere ihtiyaç bulunmaktadır.
Oluşturulacak böyle bir kombine yapıyı içinde barındıracak olan tesisler, her yörenin olduğu kadar Tosyamızında olmazsa olmazları arasındadır. Zira sosyal yaşamın zenginleşmesi, ekonominin canlanması ve esnafın ayakta kalması ancak Tosya’dan geçen insan sirkülâsyonuyla mümkün olacaktır.
Yaklaşan yerel seçimler öncesinde; Tosya’mızı yönetmeye talip olan adaylara, politik kaygıların ötesine geçerek hizmet üretme noktasında bu türlü projelerinin olup olmadığı, şayet varsa ortaya koymaları ve yapılması noktasında da ne derece samimi oldukları test edilmelidir düşüncesindeyim.
Bu duygu ve düşüncelerle tüm okurlarıma ve Tosya halkına; sağlıklı, mutlu ve sorunsuz bir yaz mevsimi geçirmelerini dilerim.
Görüntüleme sayısı: 1877
Yorumlar (3)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.