Online Sayaci 1







Kayıp Parola?

Kim Online

Şu anda 1 misafir bağlı

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

yidekk

( dügünlerde gelen pilav serisi:) )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa
Tosya'nın İçe Dönüklüğü Yazdır E-posta
Friday, 10 July 2009

Active Image

 

  Davut Zat
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


İçe dönük olmak; ya kendinden emin olup değerlerini ayakta tutabilmenin kendince haklı bir refleksi, ya da özgüvensizliğin kıskacında kendini koruma tedbirine yönelik ortaya konmuş bir duruş biçimi olabilir. Bazen bir insanda görülen kibir misali “biz falan yerliyiz, falan eğitimliyiz…” türünden kendini farklı gösterme teşebbüsü olabileceği gibi,  bazen de kendi öz değerlerinin bizzat farkında olan bir sübjektiflik içinde duruşunu belirleme alçak gönüllüğüdür…

Benim tespitlerime katılıp, katılmamak sizin tercihiniz pek tabiî ki. Fakat ben Tosya’mız için böyle bir içe kapanık yapının var olduğu düşüncesindeyim. Değişen dünya şartları içerisinde istediği hamleyi yapamamanın ve kendi kabuğunu kıramamanın iç sıkıntısını taşıyan bir içe kapanma şeklinde tarif ediyorum bu duruşunu. Veya açılımını yapmaya hazırlanan bir şehir toplumunun oto kontrol sistemini devreye koyan endişeli bekleyişi. Ya da bir başka sebep! Yani zaten var olan böyle bir kültürü geçmişten gönümüze sürdürme geleneğinin devamı… Tosya’mızın bu içine kapanıklığını veya kendisine yine kendi penceresinden bakmasının adını siz nasıl koyarsanız koyun, hangi sebebe bağlayarak sonuca giderseniz gidin neticeleri ortadadır! Bu durumun nedenselliğini ortaya koyma ihtiyacı ise, kabuğunu kırma diye tarif edilebilecek mobilitenin başlangıcı için olması gereken bir zarurettir. Çünkü neden bilinmeden, niçin’liğini irdelemek ve somut çözümler getirmek mümkün olmayacaktır. Zira, içe kapanıklığımızın nedenlerine ait yapılacak tespitin arkasında “aksiyon” bir an önce hareketlenerek hayata geçebilmek için nöbet sırasını beklemekte…

Yılların şehri Tosya! Birçok fedakârlığı ve yaşanmışlığı mazisinde taşımış bir şirin ve güzel şehir. Batı Karadeniz’in her anlamda en bakir ilçelerinden... Mili Mücadeledeki katkıları da tartışmasız bir şekilde tüm açıklığı ile ortada. Sorumluluklarını yerine getirdiğini ortaya koyduğu duruş ve anlayışı ile gösterdiği halde; farkını fark ettirememiş bir ilçemiz, dostlar şehri Tosya… İktisadi açıdan psikolojik yapısına bakıldığında; tutumluluktan öteye geçen bir eli sıkılık diyebileceğimiz tasarruf anlayışına sahiptir yöre insanı. Çok çalışkan ve üretkendirler. Parayı kolay kazanamadıklarından mıdır bilinmez, fakat onu harcarken olağanüstü bir seçiciliği vardır insanımızın. Adeta kılı kırk yararlar harcama yaparken... Belki de yaşadıkları zor günlerin kötü izlerini hala hatırda tuttuklarındandır, kim bilir? Belki de yarınlar için olası tedbire yöneliktir bu hassasiyetleri... 

Fakat yenilenen her gelişme ve yenidünya düzenindeki küreselleştiren süreç, toplumları da kültürel, sosyolojik ve iktisaden değişime zorlamaktadır. Ülkemizde olduğu kadar İlçemizde de TV’lerin ve diğer telekomünikasyon ağının -faydaları bir yana bırakılırsa- ahlaka ve sosyal yapımıza kötü model oluşu ve toplumsal değerlerimizin her geçen gün bir bir erozyona uğraması karşısında; İlçemizde ahlaki yozlaşmalardan nasibine düşeni almaktadır. Bireyciliğin popüler olduğu yeni düzende, bireysel hatalar genele şamil olmasa da ilçe insanı ahlaki değerler konusunda haklı olarak aşırı tedbirlidir. Belki de içe kapanmasının temelinde bu aşırı hassasiyet de etkili sayılabilir… İktisadi olarak ise küresel istilanın ekonomik hayatın dengelerini alt-üst ettiği tamda bu süreçte,  kasaba esnafımız da küçülmekten kendini koruyamamaktadır. Açılmakta olan büyük marketlere birkaç zincir daha eklenmesi halinde esnafımız, iyice dibe vurmaya namzettir! Bu ne büyük marketlerin suçudur, ne de küçük işletme sahibi olanların! Çünkü dünya artık küreselleşmekte ve bu sürecin yaşanılması kaçınılmaz görünmektedir. Hatırlarsınız bir zamanlar Rus pazarları vardı, daha sonra onların yerini Japon pazarları aldı. Şimdilerde ise Çin mallarının tüm dünyayı istila edercesine büyük bir pazar haline getirmesi, hem ülke genelinde hem de mikro haliyle İlçemizde yerel esnafımızı da,  yaptıkları üretimi de alabildiğine olumsuz bir şekilde etkilemiştir.

Tosya’nın, ayakta kalma mücadelesi adına yapılan bir tercih ise şayet bu içe kapanış hamlesi, bu refleksin ne derece doğru olduğu tartışmaya açıktır. Öyleyse gelinen noktada şunu söylemeden geçemiyoruz; “ya değişirsiniz, ya değiştirilirsiniz, ya da tükenirsiniz!” Biz istemesek de hâkim güç, her alanda mutlaka dayatmasını yapacaktır. Bu durumda Tosyalılar olarak kendimizce haklı gördüğümüz bu içe kapanış şeklindeki “tepkisizlik tepkisi” tartışmaya açılmalıdır. Kendimizi haklı görüyor olmamız, sonuca pek de çözümsel bir katkı sağlamamaktadır. Mademki öyle, “nasıl edeceğiz ve ne yapacağız da ayakta kalabilmeyi başarabileceğiz” derseniz; bu ayrı bir yazı konusu olarak işlenmeye değer husustur. İnşallah en kısa zamanda bunları da sunabileceğimiz bir yazı kaleme alma imkânımız olur. Bu arada ne yapılabileceğini bizim kadar herkes düşünmek durumundadır.  Üretim alanlarının çoğalması ve üretim şeklinin değişmesine ilave olarak değerlerin aşınması karşısında; Tosyalılar olarak kendimize bir çeki düzen vermeli ve omuz omuza hareket etmenin yolunu öğrenmeliyiz, bu kaçınılmazdır.  

Çünkü sadece Rus, Japon ve Çin pazarları yâda büyük marketler değildir Tosya ekonomisini baltalayan... Dışa açılımın kaçınılmaz olduğu ve insanlarımızın büyük şehirlere daha kolay ulaştıkları bir zamanda gittikleri yerlerdeki alış-veriş imkânlarını da değerlendirdikleri bir hakikattir.  Süper veya hiper marketlerle tanışıp, alternatif değerlendirmeler yaparak önemli ölçüde ihtiyaçlarını da karşıladıkları bir Tosya gerçeğidir. O zaman ne öneriyorsunuz, bunlar herkesin az-çok bildikleri denilebilir. Önerim; alternatif oluşturulma zorunluluğu ve istihdamın artırılmasına yönelik müteşebbis insanları Tosya’mıza çekebilmektir. Ya da kendimiz bir araya gelerek müteşebbis olma kabiliyetinde olduğumuzu ispat etmektir. Şayet alternatif model olarak piyasaya kendi kaliteli üretimlerimizi arz edebilirsek ve istihdamı artırıcı fabrikalar kurabilirsek, iktisaden ayakta kalabiliriz. Aksini düşünmek bile istemiyorum. Bunun içinde herkes kendine düşeni yapmalı, kabuğunu kırmalı, içini dışına çıkarmalı, eteğindekileri dökmeli ve içe mıhlanmaktan kurtulmalı, yönümüzü de dışa döndürebilmeliyiz. Yani; “Tosya’nın iktisadi ve girişimci hayatını kurtarmaya yönelik; oda, dernek, vakıf, kooperatif vb. kurum ve kuruluşların kayda değer çabalarının ötesine geçilmek suretiyle,  Tosyalı kendi iş merkezlerini kuramaz mı, arsa ve arazilerini değerlendiremez mi…?” diyorum. Birer iktisadi kurum olabilmek için daha organize olarak, güçlerini bir araya toplamaz mı Tosya esnafı? Mini bakkallarını ve marketlerini bir çatı altında toplayıp kendi süper, hiper adı her ne ise marketlerini kuramaz mı? Kendileri holdingleşemezler mi? Mucit denecek kadar tasarımcı, çalışkan ve üretken olan bu insanlarımız, metal sanayilerini fabrikasyona, tela tezgâhlarını fabrika üretimine, küçük marangoz atölyelerini büyük üretim merkezleri haline dönüştüremezler mi...

Küresel sermayenin karşısında durabilmenin başka ihtimali olmadığını göre daha bunları yapmak için harekete geçme zamanı gelmedi mi? Ey Tosya ve Tosyalı! İşte MYO kapıda, işte Doğalgaz kapıda. İşte yeni Marketler zinciri kapıda!  Diğer faktörler de zaten değişimi zorlamakta. İster değişime hazırlanıp açık yakalanmazsınız, ister içe dönüklüğünüzü devam ettirip “Tosya açılım yaparsa bozulur” diyerek direnmeyi sürdürürsünüz… Evet tekrar ediyorum, Tosya ekonomisi ya can çekişerek tükenecek,  ya istemeye istemeye de olsa sektörleşmeyi sağlayacak, ya da isteyerek ve severek, azimle beklenen yapılanmasını gerçekleştirecektir. Şayet ayakta kalmak ve hayatta kalmak istiyorsa...  Tek başına güç olmanın artık güç olmaya yetmeyeceğinin farkında olarak…

Tabiî ki bunun içinde güven denilen faktörü devreye sokarak, birbirine güvenmeyi ve dayanmayı öğrenerek.  Bu olursa Tosya içe dönük olduğu kadar,  dışa da dönebilir, ticaretini düzeltebilir, sanayisini kurar ve sektörleşebilir. Sonrasında zaten Tosya sınırlarının dışına çıkması kolay…

Aksi mi? Bütün bu anlatılanları yapamadığı sürece; kendi yok oluşunu seyreden ve bundan da zevk alan bir mazoşist psikolojisinden kurtulamayacaktır...


Görüntüleme sayısı: 2064

  Yorumlar (3)
Yazan gülsüm, 11-07-2009 09:32
tek kelıme; 
tebrık edıyorum sızı davut bey...
Yazan devreza, 13-07-2009 09:47
Davut Bey Kardeşim, 
'Tosya açılım yaparsa bozulur' hoşuma gitti.Sanki çok mu düzgünüz de bozulalım.Bir haftalık boş içki şişelerini toplayıp depolasak halimzi görürüz. Şehrin kenarlarında,kuytak ve sota yerlerinde gündüz gece dolaşırsak ne kadar açılım yaptığımızı görürüz.
Yazan neminarin, 14-07-2009 08:57
Tosya dışına çıkmış kişilerin, Tosya için tespitlerini bir çatı altında toplamışsınız... Çok Güzel. 
 
Tosyanın durumunun düzelmesi için, 100 kişilik bir psikolog ordusunun 1 yıl süreyle tedavi uygulaması gerekiyor.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım