Online Sayaci 0







Kayıp Parola?

Kim Online

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

kıyılmak

( kazınmak midem kıyıldı )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa
Üşüyen Adam Muhsin YAZICIOĞLU Yazdır E-posta
Tuesday, 28 April 2009

Active Image

 

  Davut Zat
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Siyaset denilen şey birazda yıpranmayı beraberinde getiriyor doğrusu. Hele de bizim gibi ülkelerde. Zira belli tavizler vermeksizin siyaset yapılması zor görünüyor mevcut işleyişlere bakıldığında. Belki de bu yüzden iktidardaki bir siyasetçi olamamıştı Muhsin Yazıcıoğlu da.  O, hak bildiği inançları, ahlakı ve kişiliği ile siyaset arasına sıkışmayan ender örneklerden birisiydi, Türk siyasi hayatı içinde. İşte siyasetteki başarısı da, bazılarına göre başarısızlığı da tam bu noktada kendini gösteriyordu!

Vefatı ile ilgili süreçte kendisi hakkında birçok yazı kaleme alındı ve çok şey söylendi. Onu tanımayanlar farklı yönleriyle bir kez daha tanıma imkânı bulurken, tanıyanlarda hatıralarını tazelediler hiç şüphesiz. Ben de şahsıma faydası dokunmuş bir insan hakkında vefa duygumdan kaynaklanan bir itmeyle bu yazıyı kaleme almayı kendime bir borç bildim. Muhsin Yazıcıoğlu kapısı herkese açık bir siyasi idi. Bir sorunu olan ve çözümün adresi olarak onu görenler, Büyük Birliğin kapısını çaldıklarında; samimi bir insan profili görürlerdi karşılarında. Çünkü o bir halk adamıydı. Hep halktan biri olmayı tercih etmişti. Çünkü onun aldığı terbiye bu şekildeydi. Bir Anadolu evladı ve Alpereniydi. Bu yüzden ardından; “adam gibi adam, gerçek bir alperen, dava adamı” gibi sıfatlarla anılıyordu.  Türk Siyaseti onun gibi bir siyasetçiyi ender görürdü bundan sonra da! Zira onun siyasete bakış açısı da misyonu da farklıydı. Siyasetin dürüst, cesur ve gülen yüzüydü. Belki de bu farklılık onu, diğer siyasetçilerden ayıran en belirgin özelliğiydi. Halkımız ona siyaset adamı olarak sandıkta yeterince destek vermese de, gönlünde yeterince yer vermesini biliyordu.

12 Eylül darbesinin ardından yaşananları anlatırken; “Gözleri bağlı olarak getirildiği Mamak Cezaevinde 26 gün ağır işkenceye tabi tutulduğunu,  bedenine bağlanan aparatlarla kendisine her gün saatlerce elektrik verildiğini, bir kalasa bağlanıp tavana asılarak sürekli darp edildiğini” anlatır. Yine; elektrikten parmak uçlarının yandığını, dayaktan ayakaltlarının piştiğini ve başında derin yaraların açıldığını bilmeyenimiz azdır. Tavana asıldığı için sırt ve kollarının morardığı herkesin malumu. Doktor muayenesinde bunlar kayıtlara aynen geçmişse de işkenceden olduğu yazılmadığı da... 26 zorlu günün ardından 5.5 yılı tek kişilik hücrede olmak üzere tam 7.5 yıl cezaevinde kalan Yazıcıoğlu, kendisine isnat edilen veya işlemediği halde işlemiş gibi itiraf etmesi istenen suçları işkence altında bile üstlenmedi… Netice de 7.5 yıl cezaevinde geçen kötü günlerin ardından suçsuz bulunarak tahliye edilir. Bunlar Muhsin Yazıcıoğlunun kamuoyu ile paylaştığı o dönemin acı gerçeklerinden sadece bir kaçı…

Bu haksızlık karşısında çok içerleyen Büyük Reis, adalet mekanizmasının yanlış işlediğinin en canlı ispatı niteliğinde kendisine yapılanları göstererek, sistemi eleştirmekteydi. Fakat asla isyan etmiyordu. Şayet uluslararası mahkemelerde bir hak arayışına girmiş olsaydı, alacağı tazminat saltanat sürmesine yetecek düzeyde olabilirdi. Ama o asla böyle bir şeye tevessül edecek insan değildi. Bilakis,  cebindeki son kuruşuna kadar neyi varsa halkı ve davası uğruna harcayan doğruluk insanıydı. Daha ceza evinden çıkar çıkmaz cezaevindeki arkadaşlarının ailelerine yardım amaçlı bir vakıf kurarak “Vefa”nın en güzel örneğini sergiliyordu. 

Evet Muhsin Başkan, “ilahi adalete” güvenen sonsuz bir imanın vardı senin. Bu yüzden isyana yer yoktu senin kitabında. Buz gibi betonlarda üşürken de,  karlar altında üşürken de..!

Yazıcıoğlu siyasi yaşamı boyunca ülkenin birliği ve bütünlüğünü savunmuştu. Bu nedenle partisinin adını da “Büyük Birlik” koymuştu.  Her zaman “tek devlet” ilkesini savundu. Onun davası; Türk-İslam dünyasının birliği ve Lider ülkesi olarak da Türkiye’yi görebilmekti.  Zira O bir vatan ve din aşığı idi. Vatanını ve dinini çok seven, tüm cesaretiyle ve samimiyetiyle; ''insan, vatan ve ezan'' söylemini sürekli tekrarlayan bir siyasi liderdi. Ülkü davasının hilalini, Hz. Peygamber’in (sav) remzi olan “gül” ile taçlandırmıştı. Onun yolunu ifade eden en güzel bütünlük ancak bu şekilde resmedilebilirdi.

Henüz genç bir yaşında, bıyıkların yeni terliyorken girdin dava bildiğin “ülkü yoluna.” Giderken ise daha saçların bile ağarmamıştı. Hep bir umut vardı halkının içinde. Öncekilerden kurtulduğun gibi bu kazadan da kurtulacak diye. Ama o beklenen haber bir türlü gelmeyecekti. Gelen haber, can yakan türden bir haberdi. Kimsenin hazırlıklı olmadığı, beklenmeyen ve daha erkendi dedirten cinsten… Şaka ile karışık beni öldürmek mi istiyorsunuz demiştin, o acı zulüm” tuttuğunuz helikoptere binerken. Azrail, birçok kez seninle köşe kapmaca oynamıştı. Bu kez de çıkıp geleceksin, Azraile çelme atacaksın diye çok bekledik! Ama bu kez olmadı. Çünkü bu defa çelme atan Azrail olmuştu. Arkanda seccadesini gözyaşıyla ıslatmış bir dua ordusu vardı, senin için semaları inleten. Ama sonsuzluğun sahibi, okunan Salâvat, Kuran-ı Kerim ve dualar ile getirilen tekbirleri senin amel defterine hasenat olarak yazarken, seni bize geri vermeyecekti. Çünkü artık vadeler tamam denmişti bir kere. 55 yıllık bir mücadele insanı için hayat duruyordu neticede. Zaten sen “uzakları özlüyorum” diyordun ya hep. İşte özlemine kavuşma vaktiydi şimdi. Belki de bu defa geri dönmek istemeyen sendin, kim bilir..?   Şu ya da bu sebep, netice kader! Lakin geride bırakılanlar esas olan. Büyük Reis de geride bıraktıklarıyla anılacak muhakkak. Hem de yiğitçe, namusluca, olanca dürüstlüğü ve temizliği ile güzel insan oluşuyla, davasıyla ve manasıyla...

Evet Muhsin Başkan! Sen, 55 yıla sığdırdığın bir ömrün ardından; inandığın idealler uğruna her şeyi göze alabilecek kadar cesur bir insan olarak hatırlanacaksın.  Bedel ödemeyi göze almış bir lider, tam bir Anadolu evladı, bizden, bizim gibi biri olarak. Köylü ve yerel olmaktan utanmayan, başı dik, doğru ve düz giden, fırıldak olmayan biri. Tüm ömrünü büyük Türk milletinin hizmetine adamış, dininden ve davasından ödün vermemiş bir sadakat insanı, iyilik babası, iyilerin babası olarak hatırlayacağız seni…

Tabii ki birde üşüyen adam olarak! Üşüyordun, çünkü başka üşüyenlerin sorumluluğunu yüreğinde taşıyordun sen. Tıpkı, hatırasına komşu olduğun İstiklal Şairi Mehmet Akif gibi. Artık üşüme ne olur..!  Ömrü hep, üşümekle geçen adam sen değil misin zaten… Sanki yıllar öncesinden içine doğmuştu üşüyorum derken bu acı son. Tıpkı yapılan bir duanın kabul olmuş son finali gibi…

Evet artık üşüme sen cesur adam! Doğru, düzgün, vefakâr ve cefakâr insan, dürüst siyasetçi…   İzinden gittiğin kutlu önderlerine kavuştun şimdi. Tacettin Dergâhında tüm iman ve ahlak kahramanları ile gönül sultanları sana yer açtılar. Evet, o dava erleriyle komşu ve arkadaş oldun. Ruhaniyetleri seni karşılayıp, sinelerine basmıştır hiç şüphesiz. Sizce de ne kutlu bir komşuluk değil mi?

Ruhun şâd, mekanın cennet olsun güzel insan. Ruhuna binlerce Fatiha…


Görüntüleme sayısı: 2188

  Yorumlar (2)
Yazan neminarin, 30-04-2009 16:41
Güzel bir yazı ve araştırma olmuş. Ellerinize sağlık. 
 
Muhsin Yazıcıoğlu'nun çok ama çok iyi insan olduğunu herkesin bildiği ama çok az kişinin siyasette desdek verdiği en üzüldüğüm nokta oldu. Türk halkı olarak reklamı seven bir yapamız var. Bu yüzden reklam yönünden eksik kaldığı için Yazıcıoğlu'nu sadece sözde desdek verip ard plana bıraktık. bu pişmanlığı şahsen ben çok hissediyorum.
Yazan Arısoy, 08-05-2009 14:55
Sevgili Davut; 
Duygu yüklü,bir o kadar da milli ve manevi değerler bahçesinin gül kokularını taşıyan yazını okudum ve fevkalade duygulandım. 
Yüreğini,kalbini ve kalemini tebrik ediyor,gözlerinden öpüyorum. 
ALİ SÜRER

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım