Yeni dünyalar tanımak üzere kurdum dünyamı. Bunun için de rehber olarak kitapları seçtim. Kelimelerden oluşan bu dünya beni her zaman mutlu yaptı. Her öğrendiğimle yeni dünyalar inşa etmeme yardımcı oldu. Her öğrendiğim “yeni” bana nefes verdi ve kendimce çok zengin olan dünyam daha da zenginleşti.
Kendimde bir sürü dünya biriktirdim yani. Fakat elimdeki, zihnimdeki ve kalbimdeki dünyalara şimdi bakıyorum da; içlerinden birini ihmal etmşim. Onu yeteri kadar anlayamamışım. O dünyanın sınırlarını ben çizmişim ve o çizgi dışına çıkarmamışım yaşamım boyunca. Hep “Yeni dünyalar tanıyorum, kendimi yeniliyorum.” diye övündüğüm ben onu anlamada eksik kalmışım. Ona büyük haksızlık yapmışım meğer... Şimdi anlıyorum...
Oysa... O dünya aracı olmuş benim benim bu dünyaya gelmeme. Hemen kabul etmiş beni: “İnsana verilen en değerli armağan.” diye. Bir yabancılık hissetmemiş bu armağana; çok uzaklardan gelse de ona hiç uzaklık çekmemiş. Onu gözünün nuru yapmış; onu en samimi kelimelerle sevmiş; ona en güzel hikayelerini kucağında anlatmış... Bu hiç değişmemiş...
O dünya kendinden vermeye alışmış zamanla... Fakat bir gerçek varmış: Alıştığı için değil evlat uğruna olduğu için kendinden vermiş. Çünkü o, cennetlerin ayakları altına serildiği, sevgi abidesi olan “anne” imiş.
“Anne” olduğundan düşünmez bile ne kadar fedakarlık yaptığını; ne kadar daha yapması gerektiğini... Çünkü materyal dünyanın ürettiği sayısal değerler ve kelimeler yoktur onda, evlat uğruna sayıları sonsuza, kelimeleri sınırsıza vardırır. Çünkü onların olduğu yer kendi ülkesidir.
Fakat...
Anne! Senin benim için sınırları zorladığın ülkende ben kendimi yabancı gibi yaşatmışım...
Anne! Senin ülkene uzak kaldım ben. Seni anlamada eksik kaldım. Seni yaşamada bir arpa boyu mesafe bile alamadım. Sen kendi dünyanı benimle zenginleştirirken ben senin eşsiz dünyana giremedim.
Anne! Sana verilen roller vardı toplumda ve bu rolleri en üst seviyede yapman gerekiyordu. Zannettim ki vazifen olduğu için benim annemsin... Zannettim ki vazifen olduğu için beni seviyorsun, beni dinliyorsun ve beni anlıyorsun... Zannettim ki; hayatını benim önüme sermekle yükümlüsün, sarsıldığım zaman sabitlemek, düştüğümde kaldırmak zorundasın...
Anne!
Hala öğrenmem gereken çok şey var değil mi hayatta? Aslında biliyorum, bunlar kendini mecbur hissettiğin için yaptıkların değil, bunlar anne olmanın sana yaşattığı muhteşem duyguların ayrıntıları sana göre...
Anne! Uzak kaldım dünyana fakat hep hissediyordum: Elimdeki, zihnimdeki ve kalbimdeki en değerli dünya sensin...
Görüntüleme sayısı: 732
Yorumlar (4)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.