“Nerelisin?” sorusuna her zaman “Kastamonuluyum.” dedim farklı şehirlerde. Kastamonu’ya ait olduğumu belirtsem de ne Kastamonu’da doğdum ne de uzun yıllar Kastamonu’da yaşadım. Hatta şu zamana kadar Kastamonu il sınırlarında kalışım 30 günü geçmemiştir.
“O halde sen Kastamonulu sayılmazsın.” tepkisiyle karşılaştım bazen. Israrcı ve kendime güven dolu bir sesle “Hayır, ben Kastamonuluyum; çünkü kendimi ziyadesiyle oraya ait hissediyorum.” Bu ifademin karşımdakini ne kadar tatmin ettiğini bilmiyorum; fakat kendi adıma öyle çok “çünkü”lü cümle kuruyorum ki.
Kastamonuluyum; çünkü bu şehir bana bir mekana ait olma duygusunu yaşatıyor. Kastamonuluyum; çünkü çocukluğum annemin ve babamın anlattığı köy hatıralarıyla dopdolu. Bu hatırlar, kelimlerin büyüsüne inanan bende bir defa daha yaşamaya devam ediyor. Özellikle annemin anlattığı köy hayatı bütün zorluklarına rağmen müthiş bir gizeme sahip.
Sadece ağaçtan yapılan evler; bütün odalara geçişin sağlandığı “hayat” denen salon; tarladaki ağaçlar; kuyudan çekilen su; sert kışın yaşandığı karlı günlerde yemek sofrasını ters çevirip üzerinden kayılan tepeler ilk çocukluğumun yanında ikinci çocukluğumu yaşattı bana. İkinci çocukluğumu kelimelerle yaşadım ve zihnimi Kastamonu’ya ve köye ait dünya üzerine kurdum.
Kastamonuluyum; çünkü Moni’nin arkasından ben de ağladım küçüklüğümde. Her büyük aşk gibi sonu hüzünle biten bu aşk hikayesi benim de canımı acıttı. Kastamonuluyum; çünkü büyük veli Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri’nin türbesinde dua ettim, suyundan içtim ve menkıbelerini öğrendim. Kastamonuluyum; çünkü Çanakkale’de en çok şehiti veren bu şehirle gurur duyuyorum.
Kastamonuluyum; çünkü sürgüne gönderilen Saat Kulesi’nin önünde bir gece semaverden çay içme fırsatım oldu; ve her yudumda bu inanılmaz sürgün hikayesinin sızısını hissettim.
...
Yaşamadığım ve bilmediğim çok şey var Kastamonu’da. Fakat Kastamonu “Kastamonuluyum.” diyene çok şey veriyor kendisinden. Bir cümle ile de olsa vefa gösterenine sahip çıkıyor.
“Kastamonuluyum.” dediğimde ayaklarım sabitleniyor; Ilgazlar bir kat daha yücelip arkamda duruyor.
Hem bir şehre ait olmak için ne o şehirde doğmak ne de uzun yıllar o şehrin ekmeğini yemek gerekiyor. İnsanın yüreği en çok hangi şehre ait olduğunu hissediyorsa o şehir onu kucaklıyor; içine alıyor. Beni bütün yüreğiyle içine alan, yüreğimi coşturan şehir Kastamonu ve ben Kastamonuluyum.
(Not: Kendisini Kastamonulu hisseden, fakat türlü sebeplerden dolayı bu güzel şehirde kalma, yaşama fırsatı olmayan bütün Kastamonulular adına yapmak istediğim bir savunmadır bu.)
Görüntüleme sayısı: 1373
Yorumlar (7)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.