Online Sayaci 1

Üyelik Paneli







Kayıp Parola?

Kim Online

Çok Okunan Haberler

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

idiviyon

( ediveriyorsun )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz

RSS - Güncel Haber

Cumhuriyetin Nitelikleri Yazdır E-posta
Salı, 27 Ekim 2009

 

 Hüseyin BENEK


Cumhuriyet; sistem açısından düşünülünce ülkemizde kurulduğu zamana kıyasla iyi ve ileri, şimdiki zamanla kıyasladığımız da, yine iyi ve çağdaş bir sistem. Kurucu irade ve lider iyi bir tercih yapmıştır. Kurucu liderimize ve arkadaşlarına katkısı olanlara teşekkürlerimizi sunuyor, minnetle anıp Allah’tan rahmet diliyoruz. 

Cumhuriyeti M. Kemal ve arkadaşları kurdu bizler cumhuriyete inananlar da onu yaşatacak ve geliştireceğiz. Cumhuriyet nasıl gelişir? Gelişmelidir. Nitelikleri nelerdir, neler olmalıdır. Bu yazıda bu konuyla ilgili düşünce ortaya koymaya çalışacağız.

Cumhuriyeti anlamak için ondan öncesine kısa bir göz atmamız gerekecek. Cumhuriyet öncesinde devlet otoritesinin(iktidarın) tek kişide toplandığı ve ülkenin kralın ve padişahın mülkü, kralın ülkesinde yaşayanlar da teba sayılmakta olduğu bir sistemdi. Yönetim değişikliğinin geleneksel olarak babadan oğula geçtiği veya iktidarın kanlı darbelerle değişebildiği yöntemlerin geçerli olduğu yönetim şekilleri mevcuttu. Bu yönetim şekilleri artık, ömrünü tamamlamıştı. Bunun sonucu olarak da cumhuriyet ve demokrasi uygarlık tarihinde yerini almıştır. Cumhuriyetin en temel özelliği tebaalık ve sahiplikten vatandaşlığa geçişi sağlamasıdır. Bu özellik devletin ve iktidarın yasalarla sınırını çizmiş, vatandaşa da vatandaşlık görevleri vermiştir. Kralların, padişahların keyfi yönetim dönemini kapatmış yasaların hâkimiyetini ilan etmiştir. 

 Cumhuriyetin demokratik, laik, özgürlükler ve anayasal olması en önemli özellikleridir. Cumhuriyet de amaç ilkeler çerçevesinde vatandaşlarla birlikte ortak iyiyi bulma çabasıdır. Cumhuriyet ortak iyiyi ararken çeşitli kurumlara ve kurallara ihtiyaç duymuş, cumhuriyetin kurumları da kuralları da böylece ortaya çıkmıştır.

Kişi haklarını garanti altına alma ve kurumların görevlerinin belirlenmesi ihtiyacı da anayasanın ve kanunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu kurallar hem vatandaşın hak ve özgürlük sınırlarını devletin otoritesini kullanan kurum ve kişilerin sınırlarını belirlemektedir. Bu sınırlar özgürlüğü kullanan vatandaşlara özgürlüğünü kullan ama başkalarının özgürlüğünün kullanılmasına mani olma. Devlet otoritesini kullananlara da vatandaşların vatandaş ve insan olmaktan kaynaklı haklarını ihlal etmemeleri öngörmüştür. İyi uygulandığında denge sağlandığında görüyoruz, takdir edersiniz ki ne kadar güzel sistem. Ama zaman, zaman özgürlüklerin ve hakların kötüye kullanıldığına tanık olmaktayız. Bu nedenle yasaların hâkimiyetinin iyi işletilmesi gerekmektedir.

Bunun içinde cumhuriyete inananlar da inanç kökenli toplumsal çatışmaları engellemek için laikliği, temel siyasi özgürlükleri güvence altına almak için de hukuk devleti ve anayasayı ortaya atmışlar ve uygulamaya koymuşlardır. Cumhuriyetin niteliklerini biraz açalım isterseniz.

 Laiklik; inanana da inanmayana da, başka halle inananlara da inanma ve inanmama hakkı vermektedir. Devlet anayasada görevlendirilmiştir, herkesin yaşam tarzını, hakkını korumakla görevlidir. Laik yasalar bu kuralları koymuştur. Toplumsal çatışmaları da bu yasalar en aza indirmiştir.
Cumhuriyet sistemi hukuki olarak da siyasi olarak da tek adam yönetimine karşıdır. Siyasal yönetimin halkın seçimi ve rızasına dayanması gereği de cumhuriyetin önemli bir ilkesinin de demokrasi, olmasını gerekli kılmıştır.

Demokrasi, ilk olarak Yunan kent devleti Atina’da uygulanmıştır. Halkın kendi kendini yönetmesi demektir. Bu yönetim iki yöntemle olmaktadır. Biri doğrudan, biri de temsili olarak, doğrudan olan yöntem dar topluluklarda iyi sonuçlar vermiştir. Günümüzde ülkeler hem sınırları açısından hem de nüfus bakımından doğrudan demokrasinin uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle temsili demokrasi uygulanmaktadır, uygulama ülkemizde de şu an uygulanan yöntemdir. Demokrasiye düşünsel katkıları olan düşünürleri de anarak, dinimiz İslam’ın ilk halifeleri de, seçimle işbaşına gelmiştir, Peygamber efendimiz hiç kimseyi kendi yerine seçilmesi için işaret etmemiştir. Bu uygulamayla da anlaşılmaktadır ki,  bize seçimin ve demokrasinin bizim peygamberimizin önerisi olduğudur. Bu seçme işi demokrasinin önemli ilkelerindedir, bunu önemseyelim ve seçimlerimizi dikkatle yapalım. Seçim işi yönetme gibi önemli bir yetkiyi vermektir, bu bilinçle hareket edelim.

Demokrasi ve cumhuriyet anayasal kurallarla işler, o nedenle şimdi cumhuriyetin anayasal niteliğine bakalım.

Anayasa; Cumhuriyete demokrasiyle elde ettiğimiz bütün haklar ve ödevlerin yazılı kurallara bağlanmasıdır diyebiliriz. Anayasa vatandaşların hak ve özgürlüklerini teminat altına alır. Bizim anayasamızda hiçbir ayrım gözetmeden vatandaşlık bağıyla bağlı herkese aynı hakları tanımıştır. Devlet kurumlarının görev ve yetkilerini birbiriyle ilişkilerini de düzenler. Örneğin; Yasama, Yargı, Yürütme görevleri ve sorumlulukları ayrı, ayrıdır, anayasal düzen içerisinde görevleri bellidir. Yasama (vatandaşın seçtiği temsilcilerin oluşturduğu meclistir) görevi sistemin temel değerlerini ve vatandaşların taleplerini dikkate alarak yasa yapmasıdır. Yargı, (hukuk sistemidir) yürütmenin ve vatandaşların yasalara uygunluğunu denetler. Yürütme, (hükümettir) ise vatandaşlar adına iktidarın kullanılmasıdır diyebiliriz. Anayasa, vatandaşın haklarının korunması devlet gücünün sınırlandırılması ve nasıl kullanmasıyla ilgili düzenlemeler. Bu kurallar özgürlüklerimizin de teminatıdır.

Özgürlükler: Anayasa ve demokratik hukuk kurallarıyla belirlenmiş vatandaşın özgürlük alanıdır. Bunlar; yaşama hakkı, güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, eğitim hakkı, düşünce ve inanma hakkı örgütlenme ve ifade hakkı vs. gibi onlarca hak ve özgürlükler haklar olarak anayasada yerini almıştır. Anayasal haklar vatandaşların en temel hakları olup bunlar sahip çıkılıp korunmalı ve kullanılmalıdır. Bunların korunması özgürlüklerin korunmasıdır aynı zaman da, bunlar Anayasada yerini almıştır. Bir de cumhuriyetimizin vazgeçmeye başladığımız ilkeleri var; Bunlarda devrimcilik, devletçilik, halkçılık, bunlara da bir bakalım, sistem için gereksiz mi de vazgeçiyoruz. Liberal düşüncelerde bile devletin ekonomiye düzenleyici ve destekleyici olarak müdahalesi asgari de olsa gerekli olduğu ortaya çıkmış bu son krizde. Bizim cumhuriyetimizin kurucuları devletçiliği gerekli görmüşlerdir. Neden? Çünkü o zaman büyük yatırımları yapacak müteşebbisimiz yok. Kar hırsının toplumsal yapıya zarar vermesi mümkün.

Şimdi ise devletin en önemli kuruluşları pazarlamacı mantığı ile satılıyor. İktisat da bölünemez hizmetler dediğimiz sağlık, eğitim, güvenlik, toplu ulaşım, şimdilerde ise iletişim ve enerji de bu alana sokulabilir. Devleti buralardan da çekelim mantığının geçerli olduğu ve devletin birçok kurumunun ve devletçiliğin yok edildiğini görüyoruz. Ardından görmekteyiz ki özel teşebbüsler de iflaslar başlamaz mı, hani devlet iyi idare edemezdi ne oldu da batıyorsunuz? İyi idare edilmeyen her kuruluş devletinde olsa özel şahısların da batar. O zaman demek ki suç kamu idaresinde değil, şimdi ne oldu da kriz ve iflaslar var. Bana göre bu batışların nedeni kötü idare ve aşırı lüks harcamalarla insanlığın müsrifliğidir.

Satışların gerekçesi efendim siyasetçilerin arpalığıymış, yapılmasına izin verme. İşçiler çalışmıyormuş, çalıştır. Gereksiz personel alımları varmış, belki de işsizliğin olduğu ülkelerde normaldir vs. Şimdi yabancı yatırımcılar (bana göre sermaye işgalidir) aldığı kurumun bütün gelirlerini şirket merkezine( kendi ülkesine) transfer ediyor, işçileri çıkarıp, yerine yeni ve sendikasız daha düşük ücretli işçiler alarak daha çok kar elde ederek daha çok para (döviz) götürüyor. Özelleştirerek ekonomimizi ve kurumlarımızı çok verimli hale getirmişiz. Muhtemelen kargalar ve bu kurumları alan şirketler gülüyorlardır. Devletçilikten vazgeçmek sistem için tehlike oluşturmaya başladığını düşünüyorum. Bu mesele üzerinde kurumları yönetenleri düşünmeye davet ediyorum.

Devrimcilik; Devrimciliği değişim diye düşünürsek daha anlaşılır olur. Cumhuriyet ilan edildi aradan yüz yıl geçmeden yeni olgularla karşılaştık. Bu yeni durumlar karşısında yasalarımızı değiştireceğiz ki yeni durumlara cumhuriyet uyumlu hale gelsin gençleşsin. Bizler bu değişimleri sisteme saldırı gibi algılayıp direniş göstermemiz devrimci ilke ile ne kadar örtüşüyor. Devrimcilikten de mi vazgeçtik?

Halkçılık; Cumhuriyetin bu ilkesi siyaseten ve ekonomik acıdan halkın korunması demektir. Vatandaşın düşüncelerinin iktidara ve yasalara yansıması demektir. Biz halkımızı artık devlet olarak sermayenin insafına bıraktık. Siyaseten de halkın bir talebi olduğunda halkın talebini halkçı cumhuriyet dikkate almalıydı. Sosyal devlet olma özelliğini bırakarak. Liberal devlet olma aşamasındadır bizim devletimiz. Bizim düşüncemiz anayasamızın, devletçi, halkçı, demokrat, laiklik, ilkeleri doğrultusunda, halkın yararına kullanılmasıdır.  Cumhuriyete ve demokrasiye inanış bunu gerektirir. Ülkemiz bazı eksikliklerine rağmen iyi noktadır ve her alanda gelişmesi için potansiyeli vardır. Bu sistemi tercih edenleri kuranları tekrar saygıyla analım, Atanın emanetine bütün kurum ve kuruluşlarıyla sahip çıkalım. Cumhuriyeti ve demokrasiyi devlet, vatandaş sınırı ve sorumluluğu çerçevesinde geliştirelim. Selam ve saygılar.

Cumhuriyetimizin 86.yılı hepimiz için kutlu olsun.


Görüntüleme sayısı: 7276

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2014 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım