Yitik bir ömrü yakalayabildiği yerden kavramaya karar verdi. Böyle gitmemeliydi… Ya her şey yani bu ömür burada bitmeli ya da yeniden başlamalıydı hayat… Ay bastı… Hem serin hem ılık olur muydu gece? Farklıydı bu gece her şey… Ay bastı… Gece sessiz… Odasında yatağının üzerinde bağdaş kurdu ve bir sigara yaktı. İlk defa düşündüklerine hükmetmek gelmiyordu içinden. Sıyrılmak gerekiyordu her uyarılışında ona korku veren alışılmazın dışına çıkmaktan. Bu gece sondu… Her son yeni bir başlangıç…
O ve bir sevgi… Yüreğinde ince bir toz gibi hissettiği, çıkartıp atamadığı. Beklide atmak istemediği farkında olmadan. İşte o toz tanesi büyümeliydi bu gece. Büyüyecek… Sevgi… O… Allah… Yaradan…
Yaradanın sevgisiyle ağlamak… Yudum yudum içmek… Hiçbir dünyevi menfaat gözetmeksizin ellerini açıp, hayır hayır secdeye kapanıp, titreye titreye, sessiz çığlıklarla ağlamak… Ağlamak ne güzel şey… İsyan mıdır gözyaşı yoksa ümit mi? Bilemedi … Eskisi gibi ağlayamıyordu artık. Ağlasa açılırdı. ‘Gözyaşlarımı geri ver bana Allah’ım’ dedi.
Soğukta donmak üzere olan kedi yavrusu gibi acıdı kendine. Gene dedi ‘yitik bir ömür…’ Ay bastı… Allah vardı… Özgür yıldızlar onundu… İnsanlara bahşedilmiş dünya onundu… Kendisi? Ya kendisi? Onundu! Yaradanın…
‘Sevgiyi yaratan rabbim, sevginle doldur yüreğimi.’ Gözyaşı kadar saf, billur, temiz su damlası olur mu dünyada? ‘Bana gözyaşlarımı geri ver… Bana öyle gözyaşı ver ki, cehennem alevlerini söndürmeye yetsin…
’Onu düşünüp ağlamamak, gözyaşlarıyla sarhoş olamamak… Canı yanıyordu… Aklından geçenleri, ruhundan geçenleri anlamıyordu. Yakıyordu onu bu susuzluk… ‘Bir duyabilsem seni içimde… İçimde arıyorum seni, hissedemiyorum. Açılsın gönlümün kapıları, dol içime. Gözyaşlarımı geri ver Allah’ım, aksınlar özgürce…
’Dil söyler, dilden önce yürek… Göz ağlar, gözden önce yürek… Kendine yönelen kalpleri sonsuz merhametiyle sarmalayan yaradan, yaratır mıydı sevmeseydi yaradılanı? Bana bir adım atın, ben on adım atarım der miydi? Can damarını yaratan o değilmi ki ondan daha yakın olamasın? Yürek söyler… Yürek ağlar… Sonsuz aşk işte bu!
Gözlerinden akan iki damlanın tuzu yayılırken dudaklarına, gözleri semada, teşekkürlerini sundu yaradanına… Huzur işte buydu demek ki… Meğer ne güzel bir duyguymuş ki bu, kelimeler bile yetersiz kalsın anlatmaya…
‘Selam sana yaradanım. Beni senin sevginden ve gözyaşlarımdan mahrum etme. Gözyaşlarımı bana hep ver ki, cehennem ateşini söndürmeye yetsin.’dedi.
Yorgun göz kapakları artık içinde duyduğu huzurla kapanmama inadından vazgeçti. Ömründe uyumadığı kadar kısa ama uzun uyudu…
Görüntüleme sayısı: 757
Yorumlar (1)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.