|

Hülya Çemçem
Alkış tuttu yalancı yüreğinden gelen bol ışıltılı sözler. Gözleri doldu kimilerinin… Sustum… Güzel kurulmuş cümleler… Beynim uğulduyor… Kabahatini gizleyen, sordukça, soruldukça daha da hiddetlenen ve kalbini altın taşlarla örüp, vazgeçilmez sandıran hile… Sadece bi hile… Sustum… Kalbim yanılmamıştı aslında! Beynim oyunlar oynadı vaktiyle. Yerinde gitmeyenler şimdi gün gibi ortada, iğrendiğim… İlk defa evet ilk defa ‘o ben miydim?’ dediğim… Döndüm… Kendi yalanımdan döndüm. Kirlettim yüreğimi, döndüm… Arındım… Birde gelip giden gölgeler olmasa… Sustum… İnsan olmak ne garip şey… Neydi yaşadığım? Ben kimdim? Kimin suretinde idim? Yüreğime neden ihanet ettim? Şimdi yazamıyorum bile… Cümleler de kaçıyor benden... Yüreğime koyduğum karasinekleri çoktan öldürdüğümü söylesem de, bu leş kokusu çıldırtıyor beni… Kim bilir kaç gün sürecek daha..? Kaç gün, kaç ay? Belki de mevsimler… İsyan edesim var kendime… Aynadaki yüzüme… Geçer diyorlar, bir gün… Geçer mi? Gün döndü. Mevsim ilkbahar. Dirilişi adımlarken affedebilsem kendimi… Affedebilse yüreğim beni… Affedebilse… Karasinek cesetlerim var… Gömülmeli… Gömmelisin… Nedensiz, sorgusuz… Gömmelisin… Gömmelisin ki kurtulayım bu azaptan. Bu azap ki, sana da bulaşmasın… Mezarı olsun karasineklerin bu yazı. Cümleler artık kaçmasınlar. Boğazım düğüm düğümken; çözülüversin kanat sesleriyle… Basıyorum düğmeye. Sen de ver elini… Başlasın her şey… Görüntüleme sayısı: 979
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.
|