Online Sayaci 1







Kayıp Parola?

Kim Online

Şu anda 1 misafir bağlı

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

gaynata

( kayınpeder )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow YAZARLAR arrow Hüseyin BENEK arrow Seçimler, AKP ve Oy Kayıpları
Seçimler, AKP ve Oy Kayıpları Yazdır E-posta
Thursday, 07 May 2009

 

 

 Hüseyin Benek


Seçimden sonra hep bir değerlendirme yapılır. Bu değerlendirmeler seçimlerimizde ne derece doğru tercihler yapıp, yapmadığımızın değerlendirilmesidir aslında.  Bu değerlendirme şu partiye niçin oy verilmedi kaybetti, şu ne yaptı da oy verildi, oylarını artırdı kabilinden düşünce antrenmanıdır. Bizde bu ve bundan sonraki yazılarımızda seçime girmiş partilerimizin durumunu inceleyerek bunu yapmaya çalışacağız. Tüm objektifliğimizi de ortaya koyarak. Yapıcı, üretici ve toplumsal barışa katkı sağlamayı amaçladığımız düşüncelerimizle. Yoksa partileri eleştirerek temsil ettiği tabana haksızlık etmiş oluruz ki, amacımızın bu olmadığını okuduğunuzda göreceksiniz. Yazılarımın içeriğinde klasik değerlendirmelere yer verdiğimiz kadar, sosyolojik acıdan da seçimi değerlendirmeye çalışacağım.

Önce her zaman yapılanı bizde yapıp,  seçime siyasi açıdan bakalım. Seçimlerin değerlendirmesi ile ilgili yazılarımı tüm partiler üzerinden yapacağımdan, aldığı oy oranı ve alfabetik sıraya göre değerlendirmenin doğru olacağı düşüncesindeyim. Bu yüzden de işe iktidar partisi AKP den başlamak istiyorum.

Bu partimiz 2002 yılındaki genel seçimlerde % 34.4 – 2004 yılındaki yerel seçimlerde % 41.7 – 2007 genel seçimde % 46.58 – 2009 yerel seçimde % 38.83 almış ve çıkışı tamamlayıp inişe geçtiği görülmüştür. Bu inişe geçmenin bazı nedenler vardır hiç şüphesiz. Bunlar; aday belirlemede yapılan hatalar, Genel Başkanın çok otoriter tavırları ve söylemleri, milliyetçilerin kendi partisi MHP ye oy vermeleri, Güneydoğulu Kürt vatandaşlarımızın siyaseten değil, etnik tercihlerle oy kullanmaları AKP ye bu bölgede oy kaybettirdi. İktidar partisi AKP’nin oy kaybının genel anlamda ilk akla gelen nedenleri olarak bu ve benzer nedenler sayılabilir.

Bunların yanı sıra bilindiği üzere bu parti iktidarda olan bir partimizdir. İktidarda olmanın avantajları olduğu gibi hiç şüphesiz, dezavantajı da vardır. İktidarda başarılı olursunuz, alkışlanırsınız ve oy alırsınız. Başarısız olursunuz, yuhalanırsınız ve oy kaybedersiniz. Bizim gibi sermayesinin ve iletişim kanallarının, enerji sektörünün yabacıların elinde olduğu, ithalata dayalı tüketim kültürünün yaygın olduğu ülkelerde iktidarlar nispeten iktidardır. Sizin nereye ne yapacağınıza bu uluslararası şirketler ya karar verir, ya da siz onların isteklerini dikkate alarak karar almak zorunda kalırsınız. Bu nedenle özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde iktidar, biraz da ateş topu gibidir. Halkının beklentisi yüksek ama üretimi düşüktür. İktidarın görevi, uluslararası güçleri ve ülkemizdeki yabancı sermayeyi ürkütmeden, halkının taleplerini de dikkate alarak dengeli bir şekilde yürütmeyi sağlamaktır. Tabiî ki bu kolay bir iş değildir, hadiseleri değerlendirirken eleştiri kolaylığına kaçmayalım.  Çünkü eleştirmek kolaydır, fakat icraat yapmak zordur. Ancak ben seçimle ilgili yazılarım tamamlana kadar, bu ilkenin farkının da birisi olarak partileri değerlendirirken de şimdi işlediğimiz AKP’nin aldığı oy oranlarını değerlendirirken de mümkün olduğunca tarafsız bir gözle bakıp, öyle de davranmaya çalışacağım.

Evet, yukarıda genel anlamda oy kayıplarının nedenlerine değindik. Özel anlamda ise iktidar partisi, seçime girerken sert ekonomik önlemler almadı veya alamadı. Zam yapacaktı; yapmadı veya yapamadı. Vergi bindirecekti, vergi indirdi. Gıda dağıttı, hızını alamadı beyaz eşya dağıttık. Ama buna rağmen yinede oy kaybetti. Bu süreçte anlaşıldı ki, seçim arefesinde devlet kurumlarının imkânlarını kullanmayı engelleyecek bir mekanizma muhakkak kurulmalıdır. Son seçim den açık bir şekilde bu anlaşılmıştır.  Yine bu seçimde birkaç aday dışında genel olarak partilerin genel başkanları bütün seçim süreçlerini kendileri yürüttüler ve seçim boyunca kendilerini ön plana çıkarttılar. Bu öne çıkış, kazanmanın başarısından elde edilen bir nimet olduğu kadar, kaybetmenin sorumluluğunu da liderlere yükledi. Sonuçta AKP’de de Genel Başkanın sorumluluğu alması kaçınılmaz oldu, diğer partilerde de. Zaten bunun gereği olarak iktidar Genel Başkanı, seçim sonuçlarını görür görmez gerekli açıklamayı yaparak; “mesajı aldık” ifadesinde bulundu. Bu sorumluluğun gereği olarak geçtiğimiz günlerde de Hükümette revizyona giderek kabinesini değiştirdiği hepimizin malumu. Şimdi yeni değişimle yeni sınavına çıkıyor. Ya halka kendini gösterecek, ya da oy kaybetmeye devam edecektir. Bu değişim önümüzdeki dönemlerde de halka kendini gösterme dönemidir.

Konumuza devam edecek olursak, AKP’nin  Denizfeneri Derneği ile ilgili yolsuzluk iddiaları ve Ankara Belediyesinin doğalgaz sayaçları için aldığı iddia edilen maliyetinin üstündeki fazla paralar, İstanbul Belediyesin de danışmanlık ücreti altında bazı şirketlere gerekenin üzerinde ödeme iddiaları oy kayıplarındaki nedenlerden  bazıları oldu. Yine, “Urfa da ceketimizi koysak kazanırız” gibi halkı dikkate almama gösterileri, dünya genelindeki krizin ülkemize yansımaları, AKP ye oy kaybettiren diğer nedenler arasında gösterilebilir.

Diğer bir yönüyle bakıldığında; yapılan seçim bir yerel seçim olmasına rağmen AKP’de, liderin gerekenden fazla öne çıkmış olması, parti teşkilatının yapısının farklı görüntü vermesine neden olmuştur. Yani AKP’yi parti lideri değil, lider partisi durumuna getirmiştir. Daha önceki seçimde aldıkları yüksek orandaki oy oranı, “iktidar şımarıklığına” neden olmuş, vatandaşı azarlayan, muhalefete sert çıkışlar yapan, gazetecilerle bir Başbakanın ve parti liderinin yapmaması gereken tartışmalara giren bir görüntü ortaya çıkmıştır.

Şayet bunlar yapılmasaydı bu partimiz, olan gücüyle girdiği seçim çalışmasına rağmen, beklenmedik bir oranda oy kaybetmezdi. Bu partimizle ilgili önerim odur ki, siyasi ortamı germeden, vatandaşların taleplerini dikkatlice dinleyip çözmeye çalışmalı, parti içi işleyişi daha demokratik hale getirerek, dini söylemler siyasi söylemlerden ayrıştırılmalıdır. Dini söylemler yerine, dini duyguları önemseyerek siyaset yapılması halinde bu partimizin güçleneceği bir realite olarak karşımızda durmaktadır. Yine, iktidarlarını adalete, hukuk kurallarına ve hizmete dayandırdıklarında başarılı olacaklarından hiç kuşkum yoktur. Kendilerine başarılar diliyorum.

Bir sonraki yazımızın konusu ise CHP olacak, şimdiden siz okurlarımla paylaşıyor, sağlık ve huzur diliyorum.


Görüntüleme sayısı: 1663

  Yorumlar (3)
Yazan neminarin, 08-05-2009 14:55
Güzel, net ve tarafsız bir değerlendirme olmuş. Ellerinize sağlık. 
 
Ben oy kaybının çoğunu, başbakanın doğan grubuyla ilgili sürtüşmesinin neden olduğunu düşünüyorum. Medya saldırıya geçti. Muhalefet partileriyle olan ortam, her seçimde olur ve biter. O söylemlere halk olarak da alışığız lakin Medya yönlendirmesi farklı oluyor.  
 
Ben akp'yi seçimlerde başarısız olarak görmedim. Chp dışındaki partiler başarılıydı.
Yazan atabinen, 13-05-2009 12:15
Değerli Hüseyin abi, 
 
Tarafsız yorumlarını ve yerinde tesbitlerini görünce senin farkını bir kere daha farkettim. 
 
Tüm yazarlarımızın bu hassasiyeti kazanabilmesi gerekir. Her yönüyle hızla gelişen ülkemizde; futbol taraftarlığı gibi siyaset yapmamayı, gerçekçi yaklaşımla ve saydam olmayı öğrenmeliyiz. 
 
Yazılarınızı özlemle bekliyorum. 
 
SAYGILAR 
Muharrem ATABİNEN
Yazan hbenek, 22-05-2009 09:21
muharem gardaş teşekkürler.. bu düşünce paylaşımıdır.. öncelikle tüekiyede yaşayan toplulukların ortaklaşa savundukları düşünceler olaçak. en önde gelemesi gerekende ülkemiz olmalı. siyaset ülke sorunlarına degişik acılarlardan bakarak sorun çözme ve yönetme sanatıysa öyle öncelikle ortak noktalarımızı öne cıkarrak tarafsız alanımızı genişletecegiz. bu alan degerlerimizin alanı olacak... neyse uzadı yanyana geldigimizde sohbet ederiz....selam sevgiler...

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım