Online Sayaci 0







Kayıp Parola?

Kim Online

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

tekköğön

( tekkeönü )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Hüseyin EKEN arrow Bunu Hiç Saymıyoruz, Köye de Buyrun!
Bunu Hiç Saymıyoruz, Köye de Buyrun! Yazdır E-posta
Monday, 31 December 2007

Active Image

 

 

Hüseyin Eken
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Değerli okuyucularım, şimdi Tosya Belediyesi sitesi uzantılı bu sayfaya girdiğinizde sitenin ziyaretçi defterinden yapılan alıntıyı ve altına yapılan bir yorumu göreceksiniz. Alıntının ana sayfada yayınlanması ve altındaki konuyla çok alakasız ama şahsımla ve temsil ettiğim Birlikle direk ilgisi olduğunu; yorumu yazan, oraya koyan ve okuyan herkes biliyor. Bu sayfa bana mail olarak geldiğinde merak edip baktım sonra, sonrasında oturdum yorumu yazan hemşerimize Kurban Bayramını ve yeni yılını kutlayan bir mail gönderdim. Kendisi bana telefonla dönerek bilmukabele bayramımı ve yeni yılımı kutladığını, mail için teşekkür ettiğini ve memleketten bir isteğim olup olmadığını sordu. Teşekkür ederek telefonu kapatmasını bekledim, o kapattıktan sonra bende telefonu kapattım.

Bu hemşerimizin diğer sayfalarda da yaptığı haber ve yorumlarla bazen şahsıma bazen birliğe hakarete kadar varan yazılar, yorumlar yazdığını görmeniz mümkün. Ben tepki olarak; ciddi bir savı varsa gayet medeni bir şekilde altına cevabımı yazıyorum, bazen cevap bile yazmayı gerekli bulmadıklarıma da gülümseyip geçiyorum.

Kaldı ki birilerine göre çok normal bana göre tuhaf gelen bir çıkışla, dolaylı olarak arkasından konuşmadım, küfür etmedim, hakaret etmedim, tehdit etmedim, üçüncü şahısları arayarak baskı amaçlı esip savurmadım. Feveran göstererek birilerini de işin içine katmaya çalışarak kimseyi kınamadım bile. Çünkü bu yorumu yazanın hemşerim olduğunu, bir gün herhangi bir şekilde benim ona veya onun bana elini uzatabileceğimizi, yüz yüze gelebileceğimizi unutmadan böyle bir tepki verdim. Bana göre en doğru tepki kişinin yüzüne karşı, doğru zamanda, doğru yerde verilenidir. Bunun kişiye göre değiştiğini çevremizde yaşadıklarımızda görüyoruz. Gün gelir otururuz karşılıklı yanlışlarımızı doğrularımızı konuşuruz, hep yaptığımız gibi. Benim acizane tavsiyem birbirimize sabır göstermemizdir. Olgunlukla pişkinliğin farkını işaret etmek için bunları yazdım. Şimdi tavafa devam…

Dini bayramları köyümde, memleketimde geçirmeyi çok severim. Kurban Bayramı da öyle oldu. Bayramın ikinci günü evden çıkarak çocuklarımla beraber akraba, eş dost ziyaretlerine giderken köyün ana caddesi sayılan yolun ortasında durarak derin bir nefes aldım, sonra başımı dağlara doğru çevirdim yüreğim sızladı. Aralık ayının son günlerini yaşıyoruz, bu günlerde bembeyaz kardan görünmeyen, yüz yüzyirmi santim kalınlıkta karla kaplı olması gereken dağlar alacalı yeşil görünümüyle önümüzdeki yaz yaşayacağımız büyük tehlikenin sinyalini veriyordu. Yani kuraklığın…
 
Image 
 
Ziyaretler sonrası arabayla yavaş yavaş dere kenarında bulunan yolu takip ederek, derede bulunan suyu gözledim, süratle kaçıyordu sanki, arkasına bakmadan geride kalanları düşünmeden kaçıyordu, hoş durması veya beklemesi için bir neden de yoktu zaten, DSİ Bölge Müdürlüğü bu suların kaçışını önlemek, ihtiyaç duyduğumuzda kullanabilmek amacıyla yaptığımız gölet talebimizi; ekonomik olmayacağı, deprem fay hattında olduğu gerekçesiyle Devrez-Kızlaryolu Barajını da adres göstererek geri çevirmişti.

E80 yoluna geldiğimde  havanın soğukluğuna aldırmadan elimde fotoğraf makinesi  Devrez Çayı kenarına indim, aman Allahım görüntü müthiş hemde çok müthiş, fotoğrafta da görüldüğü gibi, Devrez Çayı şaha kalkmasa da hatırı sayılır bir şekilde, kabara kabara, çoşa çoşa Kızılırmağa oradan da Karadeniz’e doğru akıp gidiyor. O suyun bolluğunu görünce atlayarak kollarımla gidişini engellemek, “bizim sana ihtiyacımız var, ne olursun kal bizi bereketinle bereketlendir” demek  geldi içimden, çaresizlikten yüreğim daraldı, göz pınarlarım doldu, onlarda akıp gitti koca Devrez’le birlikte.
 
Image
 
Sonra aklıma Berçin Deresi geldi, hani şu temizlenmemesi için bürokrasinin bin dereden bin suyu getirdiği Kösen Çayırı Göleti’nin kaynağı olan dere, o köyden bir dostumu arayarak halini hatırını sordum, sonrada sözü dereye getirdim “nicedir hali” dedim. “Ağabey adam alıyor adam “dedi. İlçe merkezine doğru giderken durdum baktım Deringöz Çayına, adam almasa bile bana inat epey coşkulu akıyordu sanki.

Değerli okuyucularım hep birlikte geçtiğimiz yazı düşünelim, boynu bükülmeyen buğday başaklarını, hayvanlara yedirilen çeltikleri, başparmak kadar kalmış dolma biberlerini, ayva kadar kalmış bal kabaklarını, yaprağı kurumuş kıpkızıl rengiyle çomağa sarılmış yeşil fasulyeleri düşünelim. Susuzluktan kavrulmuş meyve fidanlarını, bırakın salkımı cımbıt* bile olmayan üzüm deveklerini**, kurumuş dereleri, kısmen akıntısı durmuş, neredeyse oluşan havuzcuklarda elinizi uzatsanız balıkları tutulacak hale gelmiş Devrez Çayını gözümüzün önüne getirelim. Bütün bu düşündüklerinizi çözüm noktasındaki yetkililere sunulan dosyalara koyarak yazılı ve görsel doküman şeklinde bağlarda, sebze bahçelerinde, çeltik ovalarında çekilen resimleriyle ilettik.
 
Image  Image
Bu iki fotoğraf Sayın İsmail ŞANAL tarafından çekilmiştir.*** 
 
Geçinme konusunda çok fazla alternatifi olmayan köylümüzün, çiftçimizin mazot parası, gübre, tohum vb giderleriyle umut bağladığı, çoluk çocuk çalışarak, ter dökerek ektiğinden, diktiğinden beklenen verimi alamaması ne demek bunu bu makinelerin başında biz bilemeyiz dedik, Onlara sorduk ne düşündüklerini, derinden bir iç çekerek tane tane duru bir dille anlatıyorlar borçlarını harçlarını, sonrada soruyorlar “siz bu konuda ne yapıyorsunuz?” diye.


Anlatıyoruz yapabildiklerimizi, milletvekillerimizle yapılan görüşmeleri anlatıyoruz, onlara iletilenleri, onların çabalarını ve sözlerini aktarıyoruz. Kısa, orta ve uzun vadeli yapılabilecekleri söylüyoruz ama yetmiyor, çözüm bekliyorlar hem de hemen, hiç zaman geçirmeden çözüm bekliyorlar. Hakları da yok değil.
 
Image  Image Image
-Deveğinden Utanan Üzüm-          -Dolma Biberi-           -Yeşil Fasulye- 
 
Bizim artık bazı alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerektiği düşüncesindeyim, bunların en başında geleni ise, ilçemize gelen milletvekillerini her zaman ilçe merkezinde değil de, zaman zaman bulunduğu konum itibariyle merkez köy sayılabilecek köylerimizde de ağırlamalıyız.

Örneğin; iktidar partisi veya muhalefet partisi milletvekilleri Tosya ilçemize geldiğinde bunların birinci derece muhatabı olan ilçe teşkilatları sayın vekilleri Akbük Köyü’nde; Suluca, Çifter, Karabek, Aşağı Kayı, Yukarı Kayı, Dağardı köylülerinin de katılımıyla  bir toplantıya katılımını sağlarsalar bölgenin sorunlarının çözümü için yerel bazda yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi vermeleri çok daha iyi olmazmı? Bu örneği başka köylerimiz için de çoğaltırsak internet sayfalarına ulaşma imkanı olmayan hemşerilerimiz birinci ağızdan bilgilendirilmiş olacak, toplantılar çok daha verimli hale gelecektir. Bu siyasetçi içinde bulunmaz bir fırsat olacak, seçmeniyle yüz yüze gelerek onların hem reyini hem de kalbini kazanma imkanı doğacaktır.

Aslında kuraklıkla ilgili çözümlere ilişkin epey bir çalışma ve proje var. Bu kapsamda Çevre ve Orman Bakanlığı’na verilen önergeleri, DSİ Bölge Müdürlüğü ile yapılan görüşmeleri ve neticesinde yapılan incelemeleri biliyorum. Bu çalışmaları yapanlara teşekkür ederim. Ancak abartılı yayınlanan haberlerin, kulaktan dolma bilgilerin havada uçuştuğu, siyasi hesaplarla kendisinden olmayanın görmezden gelindiği, kendi ideolojik görüşüne yakın olanların haberlerinin verildiği ilçemizde hemşerilerimizin sağlıklı bilgilendirilmesini bekleyemeyiz. Yapılan haberlerde; sonradan çıkartılan paragrafları, yayından kaldırılanları, ayrı haberlerde aynı basma kalıp rakamları, abartıları hep birlikte görüyoruz. Bunun sağlıklı bir yapıya kavuşmasını söylediğinizde, çeşitli haksız ve çapsız saldırılara da  hazır olmanızı tavsiye ederim.


Önermiş olduğum gibi merkezi köy ağırlıklı toplantılar yapılabilirse, hemşerilerimiz sadece “su” konusunda değil, OSB, sağlık, E80 Yolu gibi bir çok çalışmadan da haberdar olacaklar, çalışmaların aşamalarını ve sonuçlarını yakından takip edebilecekler, hizmet edeni de etmeyeni de kendileri takdir edeceklerdir. Mevcut durumda milletvekili geliyor, belediye başkanı veya kendi partisinin ilçe teşkilatı ile görüşüyor, bir iki kare fotoğraf çekiliyor, artık okuyanları da sıkan rakam ve sözcüklerle magazinlere taş çıkartan haberler yapılıyor. Neticede ne vekili asilini nede asili vekilini görüyor, seçim zamanı gelince de “şimdiye kadar neredeydiniz?”  şeklinde bir soruyu duyunca da yüzleri asılıyor. Aslında boş durdukları yok, ama yapılanların anlatılması da bilinmesi de gayretlerine bağlı.

Ne diyelim bizden önermesi.

Yağışı bol, karı, yağmuru bol kış olması, suyu bol, bereketi bol yaz olması dileğiyle esen kalın.

.
*Salkımdan kopma üzüm  tanecikleri.
**Üzüm asması.
*** Emeğe saygı amacıyla Yazar tarafından konulmuştur.
 
 
 
 

Görüntüleme sayısı: 4737

  Yorumlar (1)
Gülelim biraz da
Yazan Karacemal, 05-01-2008 15:40
Bunu saymeyoz yine behliyoz emi:)))))))

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım