Online Sayaci 0







Kayıp Parola?

Kim Online

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

ırzım belama

( sonucu ne olursa olsun o işi yapmak )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Hüseyin EKEN arrow Doğru Cetvel Talebi!
Doğru Cetvel Talebi! Yazdır E-posta
Wednesday, 28 May 2008

Active Image

 

 

Hüseyin Eken
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


İki hikaye, alabildiğince ders...

Aslında her iki hikayede aşağı yukarı herkesin bildiği türden ancak hatırlatma açısından sizlerle paylaşmak istedim.

İlki;

Maymun ormanda yaşayan diğer hayvanları taciz ediyor, onlara sataşıyormuş. Bazen kurdun önünü kesiyor, bazen tilkinin, bazen sincabın... Derken bu tacize de hayvanlar aman bizden bulmasın diyerek seslerini çıkarmıyorlarmış. Bu durumdan iyice cesaret alan maymun, artık diğer hayvanlara efeleniyor hatta “Ormanın kıralı benim!” diyormuş.

Zamanla hayvanlar başa çıkamayınca durumu ormanların gerçek kralı aslana iletmişler. Aslan bir iki bakmış olacak gibi değil, şaka maka krallık elden gidiyor. Kalkmış maymunun yattığı yere kadar gitmiş, oldukça öfkeli bir ses tonuyla “Sen ne yapıyorsun? “ diye kükreyince “Aman sayın kralım, ben ne yaptığımı biliyormuyum, apır sapır konuşuyorum işte!”  demiş, demiş ama kralın gazabından kurtulamamış.

Alem buysa kral Tosya, kral Tosyalı; bunu hiç ama hiç birimiz hatırımızdan çıkarmayalım, çıkarmayalım ki apır sapır konuşmayalım. Yazdığımıza, çizdiğimize ve söylediklerimize dikkat  edelim. Söz ağızdan çıkana kadar bizim esirimiz, çıktıktan sonra biz onun esiriyiz.

İkincisi;

Yaşı 45 ve üzerinde olanlar iyi bilirler, Haziran ortalarına doğru ekinler biçilerek harmana taşınır. Sonra yığın yığın serilerek öküzlerin koşulu olduğu düven ile sürülerek samanla buğday birbirinden ayrılır, rüzgarlı gecelerde tınaz savurarak iyice samanı ayrılırdı. Sonra buğday yıkanır, kurutulur ve işin en tatlı tarafı bulgur kazanlar kurulurdu. Bizlerde bulgur kazanlarının içine mısır ve armut gömerdik, bulgurla birlikte pişen mısırı veya armudu afiyetle yerdik.

Sonra traktörler çoğalınca arpalıklardan öküz arabası gıcırtıları kayboldu; arkasından patozlar devreye girince düvenler otantik köşelerde yerlerini aldı. Tabii sapı öküz arabasıyla çekince, harmanı da düvenle sürünce şimdilerde en büyüğünden bir hafta süren harman o zamanlarda Eylül ayının ortalarını buluyordu. Mısır ve armut onun için giriyordu bulgur kazanına.

Düven sürmek biz çocukların en büyük eğlencesiydi. İki öküzün koşulu olduğu düvenin üstüne oturmak için minder veya sandalye konulurdu. Bunların yanına da yarım gazyağı tenekesinden veya sapı kırılmış kürekten bir kap bulunurdu. Düveni sürerken gözümüz hayvanların arkasında olur, ihtiyaç gidereceklerini hissettiğimizde hemen düveni durdurur bu kabı hayvana yetiştirirdik, buğdayın üzerine pislemesin diye... Yetiştiremediğimizde okkalı bir azarı işitir ve pisliği harmanın dışına taşır, düven sürmeye devam ederdik.

Bu kadar nostalji yeter, okuyuculardan orta ve ileri yaşlı olanların bu satırlardan sonra hafızalarının bu bölümlerinin kayıtlı olduğu bölgelere doğru duygusal bir geçiş yaptıklarını görür gibiyim.

Ancak bu anlatılanlarla ilgili öküzlere atfen, bize has çok ilginç bir de deyim vardır. “Harmanda ettiğin, peynide önüne gelir” derler. Daha açık yazılması hoş olmadığından böyle üstü kapalı yazdım, ama gençlerimiz bunu müsait ortamlarda aksakallılarımıza sorabilirler.

Değerli hemşerilerim,

Sizlere şimdi harman zamanı gibi gelebilir, lütfen ettiklerinize dikkat edin, işin peyni kısmını sakın gözardı etmeyin. İnsanlara iftira atmayın, pişman olacağınız şeyler yapmayın, yoksa son pişmanlık fayda etmez. Son olarak yanınızda “eğri cetvel” taşımayın, varsa evinizde, büronuzda, işyerinizde onlardan bir an önce kurtulun.  Doğru çizgi için doğru cetvel gerektiğini unutmayın. Cetvelinizin eğriliğinden olur olmaz yerde mahcup olmayın.

Sonra demedi demeyin…

Esenlikler diliyorum.

Not: Size yabancı gelen kelimeler için www.tosya.gen.tr  sayfasındaki Tosya Sözlüğü bölümüne bakmanızı istirham ediyorum.

 

 


Görüntüleme sayısı: 3244

  Yorumlar (1)
MASAMIZIN HER YERİ KABARMIŞ, CETVELİN DO
Yazan tevfikçoban, 30-05-2008 14:21
Hattını doğru çizmek istemeyenler, dansözlük özentisi olanlar, oynak kişilikler vs. vs. bunların doğru cetvele ihtiyaçları olmaz. Zaten bu tür kişiliklerin arzu ve beklentilerinde doğruluk dürüstlük yoktur. Var olan ve arzulanan tek düşünce şahsi menfaat, kazanma ve iktidar/muktedir olmadır. Hedeflerinde düz çizgi çizme olmayanların doğru cetvele de ihtiyaçları olmaz.  
 
Efendim, aslında biz düz çizgi çizmek istiyoruz da, imkânsızlıklardan dolayı elimizdeki mevcut eğri cetveli kullanmak zorunda kalıyoruz diyorsanız; o zaman elinize bir bıçak alıp eğri cetvelin yamuklarını düzeltip, tabiri caizse adam edip kullanmak lazım. Eğer adam olmayacağı kanaatine varıyorsanız ve imkânlarınız yeni ve doğru bir cetvel almaya müsait değilse, bırakın ÇİZGİYİ CETVELSİZ çiziniz zira eğri cetvelle çizilen çizgiden daha İYİ olacaktır. 
 
Sayın EKEN, memleket CİMCİME görünümlü CİNlerle doldu. İşte bu cimcime kılıklı cinler memlekette oluşturulmuş birliktelikleri dinamitlemek, yok etmek, insanları küçük küçük gruplara ayırmak ve güç birliği yapmalarını engellemek için ikili, üçlü grupçuklar ve yeni yeni oluşumlar kurma gayretleri sarf etmekteler. Ön safta yerini almaya, almadığı gibi ön safta yer alanlara da arkadan taş atan bu cimcime kılıklı cin zihniyete lanet olsun. 
 
Biz deve misali olmuşsuz, doğru yerimiz kalmamış, EĞRİ MASADA DOĞRU CETVELDEN DÜZ ÇİZGİ ÇIKMAZ. Oluşturulmuş güç birlikteliklerine sahip çıkmak lazım. Amerikayı yeniden keşfe gerek olmadığı kanaatindeyim. Mevcut birlikteliklere yeni davet ve katılımlarla büyütmenin gayret ve çabasında olmalıyız. Vesselam [B]CİMCİME KILIKLI CİNLERE TAVİZ VERMEMEK LAZIM[/B]

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım