Dost ne demek bunu bilmeyenimiz yoktur, sorduğumuzda değişik cevaplar alırız, kimine göre para veren, kimine göre nasihat eden, kimine göre düştüğünde kolundan yapışan, Aşık Veysel?e göre ise kara topraktır dost. Bakış açısına göre değişen bir kavramdır bu... Bana göre ise özellikle kara günümde yanımda olandır dost. Bazen öyle acı haberler duyarız ki burnumuzun direği sızlar, bu illaki ölüm haberi olmayabilir, kaza olabilir, dost bildiğimiz insanın başına gelen bir musibet olabilir, telaşlanırız, harekete geçeriz üzerimize düşeni yapabilmek, dostumuzun başına geleni en hafif şekliyle atlatabilmesi için çare arayışlarına gireriz. Bu dostumuza verdiğimiz değerin bir nevi ölçüsüdür.
İyi haberlerde duyarız dostlarımız için, yeni bir işe başlamıştır, ev almıştır, otomobilini değiştirmiştir, oğlunu veya kızını evlendirmiştir, doktora gitmiştir önemli bir sağlık problemi yoktur, seviniriz, ama her durumda dostumuzun yanında olmayı arzularız. Biliriz ki acılar paylaşıldıkça azalır, sevinçler paylaşıldıkça çoğalır.
Ama günümüzde özellikle yaşadığımız şehirlerde dostlarımızla aramıza teknoloji girdi. Özel günlerde ve bayramlarda kalkıp gitmek yerine mesaj atmayı, düğünlerde telgraf çekmeyi vb. gibi bizi insanlığımızdan alıkoyan, hasletlerimi unutturan uygulamalara kendimizi mahkum etmişiz. Buna birazda ekonomik sebepler olumsuz katkılar sağlayınca hepten yüzünü görmeden konuşan, zarfını açmadan okuyan toplum haline gelmişiz.
Bazen de özellikle katılmaya çok özen gösterdiğiniz, çok istediğiniz bir cemiyete, toplantıya da elinizde olmayan sebeplerden katılamayabiliyorsunuz, sonrasındaki mahcubiyet çok kötü oluyor tabiî ki. Böyle iki olayda benim başıma geldi, köyümüzde bir yakınımızın düğününe katılacağıma dair söz vermeme rağmen daha sonra düğün tarihine kızımın da düğünü denk gelince katılamadım. Yine Tosya?dan Ankara?ya döndüğüm bir hafta sonu akşamına rast gelen arkadaşımın oğlunun düğününe ise, otomobilimizin Çankırı?da arızalanması sonucu katılamamış ve sonrasında Arif kardeşimden özür dilemiştim. İsminden de anlaşılacağı üzere beni anlayarak bağışlamıştı. Her iki dostuma da buradan teşekkür ediyorum.
Yine dostluk üzerine çok sevdiğim bir hikayeyi sizinle paylaşmak istiyorum. ?Tilki ve yılan yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen iki dost, her yere beraber gidiyorlar, her güçlüğü beraber aşıyorlar, sevinci hüzünü beraber yaşıyorlar.Bir gün bir ırmaktan karşıya geçecekler yılan tilkiye? beni sırtına alırmısın, suda ıslanmak istemiyorum? der . Tilkide ?hay hay elbette bin bakalım sırtıma? der, yılan tilkinin sırtında ırmağın ortasına gelirler, tabii yılan yılanlığını yapacak ya başlar tilkinin boğazına dolanıp sıkmaya. Tilki ? ne oluyor, ne yapıyorsun? dediğinde yılan? seni öldüreceğim? der. Tilki ?ya biz seninle dostuz bunca zaman beraber yaşadık bunu bana nasıl yaparsın? desede faydası yok, yılan boğmaya devam ediyor. Bunun üzerine tilki ?madem öleceğim, kafanı uzatta o güzel yüzünü son defa göreyim? der. Yılan inanır tilkiye ve kafasını uzatır, tilki yılanın kafasını dişleriyle ısırır ve yılan ağzında karşıya geçer, yılanı taşlara çala çala öldürür ve bırakır. Bırakınca yılan o meşhur S halini alır, bunun üzerine tilki ön ayaklarıyla yılanın başından, arka ayaklarıyla kuyruğundan tutarak çeker , yılanın şekli I halini alınca ?ben öyle eğri büğrü dost istemem, benimle dost olacaksan böyle dosdoğru olacaksın? der.
Allah bizleri eğri büğrü dostların şerrinden korusun, dosdoğru dostlarımızı ise unuttuğumuz, görmezden geldiğimiz, sudan sebeplerle kırdığımız zamanlara, günü gelince yanıyoruz, ama çok geç oluyor, iş işten geçmiş dostumuz göçmüş oluyor. Söz yine göçe geldi ama bu daha önce yazdığımız göçlere benzemeyen bir göç, gerçek dünyaya yapılan, cehennem ateşine atılacak odunun da, cennet bahçesinde içilecek kevserin de yalan dünyadan yanımızda götürüldüğü bir göç. Bunları bilmemize rağmen zaman zaman nefsimize uyarak kırdığımız döktüğümüz dostlarımız bizleri bağışlasın, özellikle şahsım samimiyetimin verdiği heyecanla ses tonumu ayarlayamadığım zamanlarda istemeden, içimden gelmemesine rağmen dostlarımı özellikle de hemşerilerimi kırıyorum bunu da çok iyi biliyorum ama, gel gör ki iş işten geçmiş oluyor ve çok üzülüyorum. Ancak beni yakından tanıyan dostlarımın , iyi niyetimi bilenlerin buna fazlaca aldırış etmeyerek, ?bakmayın özünde fena insan değildir? diyerek dostluklarını, arkadaşlıklarını sürdürmeye devam ettiklerini bu özelliğimi bilmeyenlere de beni anlatarak hakkımda oluşabilecek olumsuz intibaları silmeye çalıştıklarını da duyuyorum, eee insanın dostlarına sahip çıkması da gerekir, kendilerine teşekkür ediyorum.
Bu gün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, devletine milletine sahip çıkan, insanlığa hayırlı evlatlar yetiştiren, namusunu iffetini koruma uğruna savaşan, yuvasının geçiminde ve çocuklarının eğitiminde eşine omuz veren, var olduğumuzdan bu yana bizleri biz yapan başta eşim olmak üzere gerçek kadınlarımızın gününü kutluyor, annemin ve şehit annelerinin ellerinden minnetle öpüyorum.
Yine önümüzdeki hafta, Çanakkale savaşlarının yıldönümünü kutluyoruz. Üç dakika sonra öleceğini bilerek şehit düşen arkadaşının yerini gözünü kırpmadan alan ve sonrasında aynı mertebeye ulaşan askerimizin vatan sevgisinin, işgal altındaki vatanın kurtuluşu için başlatılacak mücadelede komutanlarımıza büyük bir cesaret verdiğini, bu necip milletin evlatlarıyla, analarıyla, babalarıyla ve çocuklarıyla neler yapılabileceğini göz önüne alarak yedi düvele karşı girdikleri mücadelenin zaferle sonuçlandığını göreceğiz. Özellikle yakın tarihte milletimizin yaşadığı bu mücadeleyi çocuklarımıza, gençlerimize iyi anlatmalı ve bu konuda her kaynağı okumalı, tartışmalı ve irdelemeliyiz. Üzerimizdeki bu ataleti, bu uyuşukluğu böyle atlatabiliriz, ateşle çevrili olan ülkemizin selamete çıkmasına vesile olacak umut çiçeklerini böyle yeşertebiliriz diye düşünüyorum. Günün mana ve ehemmiyeti açısından başta Çanakkale?yi geçilmez kılan Çanakkale şehitleri olmak üzere, bütün şehitlerimize rahmet diliyor, şükranlarımı arz ediyor ve en önemlisi bu yazımı okuyan herkesi o mübareklerin ruhuna Fatiha okumaya davet ediyorum.
Allah bu vatan üzerinde bu vatanın sevgisiyle yaşayanların birliğini ve dirliğini bozmasın.
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.