Online Sayaci 0







Kayıp Parola?

Kim Online

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

çabuk

( acilen hızlı )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Hüseyin EKEN arrow Ezilen Milletler Aşkına!
Ezilen Milletler Aşkına! Yazdır E-posta
Sunday, 01 February 2009

Active Image

 

 

Hüseyin Eken


29 Ocak 2009 gecesi Davos’ta yaşananları ilgiyle ve ibretle izledim. Yaklaşık bir buçuk yıldır devam eden insanlık dışı radikal ambargo son bir ay içerisinde de insan kıyımına dönüştü. Bunu yüreğimiz yanarak, dua ve protesto mitingleriyle son olarak da devam eden ambargoya rağmen maddi yardım kampanyalarıyla kıyıma karşı milletçe kıyama durduk.

Rahmetli Mehmet Akif’in deyimiyle tek dişi kalmış medeniyet canavarı, medeni dünya bu vahşeti en az yapanlar kadar keyifle izlemeyi tercih ederken, kıyılanların, yok edilenlerin ırkından gelen Arap Dünyası’nın sözde liderleri  temsil ettikleri milletlerinin aksine tepkisizlikle beraber üç maymunu oynamayı tercih ettiler ve etmeye de  devam ediyorlar.

Bir halk yok edilirken, camiler, hastaneler, okullar, evler bombalanırken, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar ölürken  dilsiz şeytan oldular. Batı olayı sadece Müslüman kıyımı olarak algılayıp görmezden gelirken, İsrail ve ABD güçlü olmalarının verdiği cüretkarlıkla BM üzerinde kurdukları baskı ile  kınama kararı bile alınmasını engellediler.

1490 lı yıllarda İspanyolların, 1940 yıllarda Almanların yaptıklarının verdiği ezilmişlik duygularıyla Gazze’ye hayvanca saldıran İsrail yayılma politikasına en büyük engel olarak gördüğü Türkiye’nin de  nabzını ölçüyor, sabrını deniyordu. Yine bu saldırının açıktan tek destekçisi durumunda olan ABD yönetimi ise Irak’a getirdiği özgürlükle, Afganistan’a getirdiği demokrasiyle ve  Kuveyt ve Suudi Arabistan’daki iktidar sahiplerinin gösterdiği alicenaplıklarla bölgede daha başka kimlere özgürlük, demokrasi getirebilirim arayışları ile kanca atacağı ülkelerin de tepkilerini ölçmüştü.

ABD’ne göre galiba şu anda en erken özgürlük getirilecek ülke İran, sonrasında da Kafkaslara açılabilmek için Türkiye vardı.Yeni yönetim buna nasıl şekil verir, tavrı ne olur, şimdiye kadarki politikaları devam edecek mi, yoksa değişecek mi bunları yaşayarak göreceğiz.

Burada Amerika’nın özgürlük ve demokrasi anlayışına bütün dünya milletleri gibi bizde gülüyoruz.

Buraya kadar her şey tamam, ezilen yok edilmeye çalışılan bir halk, kimin ne zaman hangi füzeyle öldüğü bilinmemesine rağmen bütün gaddarlığıyla masumiyetine dünyayı inandırmaya çalışan Siyonist ve yayılmacı bir düşünce.

Davos’ta Sayın Başbakanın yaptığı çıkış sonrası mal bulmuş mağrip gibi televizyonların canlı yayınlarına bağlanan İsrail uşağı bir takım aydınlar ve temsil gücünü monşerlikle geçirmiş diplomatlar  hemen başladılar “bizim İsrail’le ilişkilerimiz ne olacak, Hamas’ın sözcüsü mü olduk, diplomatik teamüllere aykırı bir çıkış vs. vs.”  Aylardır Gazze’ye uygulanan ambargoyu, yıkılan camileri, okulları, şehirleri ve daha acısı ölen insanları görmeyen kör zihniyet; Peres’in tehditkar sözlerini ve Başbakanımızı aşalığayan ses tonunu ve tavrını da görmemişlerdi, görememişlerdi.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının konunun artık Gazze, Filistin, Arap konusu olmaktan çıktığını, insanlık, insaniyet  konusu olduğunu, bölgede barışın, demokrasinin ve insan haklarının mutlaka korunması gerektiğini içeren haklı sözlerini, yumuşak üslubunu ve haklı sözlerini de duymamışlardı, duyamamışlardı.

Sonra bomba gibi bir haber düştü ortaya, Peres ilişkilerin devam etmesi yönünde dilek ve temennilerini içeren bir telefon konuşması için Sayın Başbakanı aramıştı. Bundan sonra film koptu, ortalıkta ne kadar sözde aydın, siyonizm emellerine hizmet eden  bir kısım medyatör, kalemşör  varsa sırra kadem bastılar.

Devamında İsrail Büyükelçisinin ziyareti ve açıklamaları sonucunda Türkiye’nin haklı olduğu görülürken hatta daha 86 yıl önce can düşmanımız olan ve her fırsatta bunu belli eden Yunanistan bile Sayın Başbakan’a “Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı gezegende herkesin bildiği ama asla yüksek sesle dillendiremediği bir zulmü, zulmü yapan zalimlerinin yüzüne karşı haykırdı, İsrail böyle bir tepkiyi çoktan hak etmişti bunu da Erdoğan gerçekleştirdi”  türünden sözlerle destek verirken hak verirken bizdeki nesli tükenmekte olanların halen üslup tartışmasını yapmaları ne kadar incitici bir durum değil mi?

Bu coğrafyada yaşıyorsanız komşuluk münasebetlerinizde oldukça dikkatli olacaksınız, ilginçtir bu gün Başbakanın tepkisini eleştirenler Atatürk’ün “Yurtta Barış, Cihanda Barış” sözlerini unutmuşa benziyorlar. Kaldı ki son bir aylık gelişmelerde asıl görülmesi gerekenler, Türkiye’nin siyasetçisiyle, bürokratıyla barış için yapılan baş döndürücü bir görüşme trafiğidir.

Lütfen kendimizi çocukları ölenlerin, evleri yıkılanların, annesini babasını kaybedenlerin ve kolunu bacağını kaybedip sakat kalanların yerine koyalım, insanlık adına, insaniyet adına bunları düşünelim, önce insan olalım sonra filan parti, falan ideoloji taraftarlığımızı sürdürebiliriz. 

Dünyanın verdiği tepkiye bakın, birde bizde verilen bazı tepkilere bakın, vıcık vıcık siyaset kokan, kendi insanlığını reddeden, sus puslara alıştırılmış, geçmişini görmeden bilmeden ezik yetiştirilmiş, mensubu bulunduğu milletin ve devletinin gücünün farkında olmayan bu anlayışı kabul etmek ne mümkün.

Olaya, siyaset ve ideoloji penceresinden bakanların, sadece muhalefet olsun diye eleştirenlerin küçük hem de çok küçük bir azınlık olduğunu görmek sevindirici.

Bu türden çıkışları yakın tarihimizde emperyalistlere karşı Atatürk’ün, Lozan’da İnönü’nün, haşhaş ve Kıbrıs meselesinde Ecevit’in yaptığını görüyoruz. Bu gün bu azınlığın verdiği tepkiyi, Ecevit’in haşhaş konusunda ABD’ne çektiği restin sonrasında da  yaşadığımızı hatırlıyoruz. O zamanda bu resti ucuz kahramanlık olarak görenler vardı, şimdi de var, olacakta, olmazsa şaşarım.

Hamas’ın sözcülüğüne mi soyunduk diyenlerin İsrail’le her türlü ilişkinin kesilmesini tavsiye etmeleri de kendileriyle bir çelişki değilmidir sizce? Aynı coğrafyada yaşayan devletlerin savaş dışında ilişkilerini kesmeleri daha mı diplomatik geliyor birilerine anlamakta zorlanıyorum doğrusu. O zaman dünya milletleri Türkiye Cumhuriyeti’nin ciddiyetini sorgulamazlar mı, o zaman kabile devleti olmazmıyız?

Önce yaratılış gayemize uygun  insan olalım, sonrası insan olmanın verdiği akıl, fikir ve vicdan ile zaten gelir. İnsanlar ölürken insan olmanın zamanıdır.


Görüntüleme sayısı: 2624

  Yorumlar (3)
Yazan tevfikçoban, 02-02-2009 17:21
Görülen o ki böylesi bir çıkışa, böylesi bir onurlu duruşa milletçe susamışız. Ufak tefek çatlak seslere rağmen milletçe gurur duyduk. Umarım bu çıkışın, bu onurlu duruşun arkası doldurulur ve ilk rüzgarda savrulup gitmez... 
 
Bu duruş TÜRK MİLLETİNİN özlem duyduğu bir duruş olup BU ONURLU DURUŞ, bu duruşun önünde arkasında sağında ve solunda olanlarca SİYASİ boyuta indirgenmeden hep birlikte arkası doldurulmalıdır.
Yazan salih_34, 06-02-2009 21:53
hasan ekene slm lar
Yazan bozkurt_87, 13-02-2009 20:50
tebrik ediyorum sizi çok güzel bir yazı olmuş ilk duyduğumda bende helal olsun dedim başbakana şahıslar isimler önemli değildir önemli olan bu devletin bekasıdır RTE orda her başbakanımzın yapması gerekeni yapmıştır.... 
 
Bu devlet ve millet için kim zerre kadar faydalı iş yapıyosa allah ondan razı olsun....

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım