Online Sayaci 0







Kayıp Parola?

Kim Online

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

gaguşla:

( itekle )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Hüseyin EKEN arrow Gözünüzü Toprak Doyursun
Gözünüzü Toprak Doyursun Yazdır E-posta
Tuesday, 29 April 2008

Active Image

 

 

Hüseyin Eken
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Son günlerde bilumum medyada kıtlık, kuraklık haberlerini görüyor duyuyoruz. Bir de buna başta pirinç olmak üzere bakliyat fiyatlarındaki spekülasyonlar eklenince,  bütün resmi açıklamaları dikkate almadan deli gibi TMO önlerinde kuyruklar oluşturarak bakliyat alımına başladık.

Evet, dünyada  küresel ısınma ile başlayan bir kuraklık tehlikesi var, ama bu tehlikenin ülkemiz için ne derecede olumsuz etkileri olacak, bizim kuşağımız bunu kısmen yaşarken dünyayı emanet aldığımız gelecek nesillerimiz daha yoğun yaşayacaklar galiba.

Doğa yıllardır özellikle çevre konusunda olumsuz sinyaller verirken, uzmanlar bu felaketi yok etme veya geciktirme adına açıklamalar yaparken buna olumlu katkı sunanlara teşekkür ediyor, olumsuz katkı sunanlara ise başlığı ithaf ediyorum.

Özellikle son yıllarda yakından hissettiğimiz bu tehlikenin gerekçelerini hep birlikte hazırladık. Kamu kurum ve kuruluşları özellikle belediyelerimiz, işin kolayına kaçarak çevre konusunda yapmaları gereken yatırımları yapmadılar, arıtma tesisleri, çöp aktarma istasyonları kurma yerine, gözümüze hoş gelen parklar, kaldırımlar yapmayı tercih ettiler.

Halen birçok ilçemizin kanalizasyonu akarsularımızı kirletmeye devam ediyor. Bu sularda yaşayan canlıları öldürmeye, tarımda kullanıldığı zaman yetişen ürünler aracılığı ile insanları zehirlemeye devam ediyor. Fabrika artıkları da kontrolsüz bir şekilde akarsuları kirletmeye devam ediyor. Milyonları kazananlar “arıtma tesisi” kurmayı gereksiz ve pahalı bir yatırım olarak gördü ve görmeye de devam ediyorlar. Yine aşağıda bazı örneklerini vereceğim tarım arazilerini de rant uğruna iskana açmaya da devam ediyorlar.

Sorun bu günün sorunu değil aslında, sorun geçmişten gelen bir sorun. Çok iyi hatırlıyorum, 1970'li yıllarda özellikle tarım konusunda dünyanın kendi ürettiği kendisine yeten yedi ülkesi arasındaydık, artan nüfusa orantılı olarak genişletilmesi gereken tarım alanları, aksine  iskana ve sanayiye açılarak daraltıldı, verimli kullanılması gereken su kaynakları ise kirletilerek bu günlere gelindi.

İstanbul’dan Anadolu’ya giden yolların etrafındaki, özellikle Kocaeli ve Sakarya illerimizin ova niteliğindeki tarım arazilerinin  amacı dışında nasıl değerlendirildiğini görüyoruz, yine Marmara depreminden sonra bölgede yıkılan şehirlerin, özellikle Sakarya başta olmak üzere ne kadar sulak ve tarıma uygun bir araziye kurulmuş olduğunu gördük.

Ankara’ya gelince; Orta Anadolu’nun buğday ambarı Haymana Ovası iskana açıldı, şimdilerde oralarda ekin yerine villalar büyüyor. Gölbaşı tarafı yine aynı durumda, Eskişehir yolu girişi yerleşime açıldı  lüks villalar, siteler tarıma inat artmaya devam ediyor. 1968 yılında göç ettiğimizde ilk yerleştiğimiz yer olan Balgat semtinin batısındaki yerin adı “Çukurambar” idi, yerleşim yerine yakınlığından dolayı ekin başakları kızarınca yangın çıkmasın diye bekçiler tarla kenarlarında nöbet tutarlardı. Şimdi orası Ankara’nın en lüks semtlerinden birisi oldu, kamu kurumları oraya taşındı, devasa alışveriş merkezleri kuruldu, canım Atatürk Orman Çiftliği’de dahil edilerek o verimli toprakların yerini hızla betonlar alıyor.

Yine 1402'de Ankara Savaşı’nın yapıldığı Çubuk Ovası, 8 metre kazdığınızda sulama suyu çıkan o güzelim ova şimdilerde iskana açılarak, domates, salatalık, biberin yerini dörder katlı binalar alıyor. Kaldı ki ilçenin batısı dağlık arazi, aslında bu türden yerlerin etrafının tamamı dağlık arazi, ancak işçiliği çok oluyor, inşaat maliyeti yükseliyor diyerek düz ovaları tercih ediyorlar.

Bu arada Ankara’ya Çankırı yolundan girenlerin dikkatini, Akyurt İlçesinin yerleşim yerine ve şimdilerdeki yapılan inşaatlara  çekmek istiyorum. O tava içi gibi arazi, adeta betona, ranta kurban edilmiş  gibi değil mi? Sıra Polatlı ve Ayaş ovalarına mı geliyor acaba?

İnsanoğlu kazanacağı para uğruna tarım alanlarını katlederken, kazandığı para ile satın alacak yiyecek bulamayacağı korkunç bir sona doğru hızla gidiyor.

Bu gün spekülasyonlar sonrası fiyatı artan, ama gerçekte üreticiye faydası olmayan pirinç, fasulye, buğday ve mercimeğin fahiş fiyatlarının  yarınlarda sanal bir artışa  ihtiyaç duymadan kendiliğinden yükseleceğinin bilincine millet olarak varmalıyız. Dünyanın bazı bölgelerinde şimdiden bunlar yaşanmaya başladı, bir günlük çalışma ücretinin bir dolar, bir ekmeğin fiyatının ise yarım dolar olduğu ülkeler bu gün var.

İthalatla aşılmış gibi görünen yapay kıtlığı, yarınlarda ithal edecek ürün bulamadığımızda  nasıl aşacağız acaba.

Dünya toplumları önümüzdeki yıllarda en temel ihtiyaçları olan su ve ekmek için çok ciddi çatışma ve savaşlara maruz kalacak gibi.

Gelin hep birlikte bu ülkeyi yönetenler olarak, bu ülkede yaşayanlar olarak gördüğümüz her türlü çevresel kirliliğe sebep ne varsa ortadan kaldırmak için çalışalım, tepki verelim, ormanımıza, toprağımıza, suyumuza ve havamıza sahip çıkalım. Yarınlarda çok geç olabilir. Bütün bu çevremizde gördüğümüz doğal güzellikler, torunlarımızın bize emanetidir, gelin emanete hıyanetlik etmeyelim.

Kıtlığı ne kadar geciktirebilirsek, tarım politikalarımızı ne kadar verimli kılabilirsek, tarıma uygun alanlarımızı ne kadar koruyabilirsek, gıda yüzünden çıkacak savaşları ve çatışmaları o derece erteleyebiliriz.

Son olarak Kastamonu İli sınırları içerisinde  arıtma tesisi ve çöp nakil istasyonu olmayan belediye başkanlarımıza ve sanayicilerimize  seslenmek istiyorum. Lütfen arıtma tesislerinizi ve çöp nakil istasyonlarınızı zaman geçirmeden kurunuz. O doğa harikası sahilleri, ormanları, vadileri ve akarsuları kirletmeyiniz, kirletenlere yetkileriniz dahilinde yasal müeyyideleri uygulayınız. Çevre ve Orman İl Müdürlüğümüzde bu çalışmalara özellikle vatandaşımızı bilinçlendirmek ve belediyelerimizle işbirliğini arttırarak kaynak temini konusunda önemli katkılar sunmalıdır.

Esenlikler dilerim.


Görüntüleme sayısı: 2614

  Yorumlar (1)
Yazan özgür, 29-04-2008 21:34
dilerimki herkes üstüne düşen insanlık görevini yerine getirir.dedigin gibi bazı insanların gözü doymuyor.guzelim doğayı para için mahvediyorlar.yazılarınında devamını dilerim DOĞAMIZI KORUYALIM......

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım