Hüseyin Eken
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Hesap edemedim, hesabını gördüm, hesabı kapattım, hesaplaşırız türünden cümleleri konuştuğumuz her insandan zaman zaman duyarız. Bazen pişmanlığın, bazen geç kalınmışlığın, bazen de yok oluşa doğru gidişin dönülmez noktalarında kullanırız.
Yaptığımız hatalardan pişmanlık duyduğumuzda, hesap edemedim derken dönüldüğü yerden kar beklenen, zarardan aldığımız derste, sonraki yaşantımıza ışık tutacak, bu pahalı tecrübe bizi başka hata ve yanlışlardan koruyacaktır.
Yine yakın veya uzak çevremize kinle hasetle yaklaşarak karşımızdakinin ruh halini zerre kadar dikkate almadan acıttığımız kalpler, yaktığımız yürekler hatta kıydığımız canlar sonunda hesabını gördüm veya bizim deyimimizle "Ahtimenimi aldım!" cümlesini kurarız. Kaldı ki mevcut durumu incelemeden, görmeden kulaktan dolma, başkaları tarafından empoze edilen olumsuzluklar sonrası görülen hesapların sonu, ya damdır veya muhatabınızı gördüğünüzde, kızaran yüzünüzü basan sıcaklık ve derecesi ölçülemeyen derin bir mahcubiyettir.
Böyle durumlarda çıkılan yolun iki nedeni vardır: Birincisi sizi sevmeyenlerin geçici dostluğu ve şirinliği ile yola çıkmak, diğeri ise kırdığınız kalbin, yıktığınız gönülün sahibini sevmeyenlerdir. Yani alınan ahtimen aslında size ait değildir, sonucu gördüğünüzde hesap edemedim cümlesinden kaçışınız yoktur.
Hesap konusunda son verdiğimiz seçenek ise ticari borçlarda daha çok kullanılır; borcunuzu ödedikten sonra hesabı kapattım dersiniz. Aslında insanın pişmanlık duymadan sevindiği en güzel hesap kapatma şekli de budur.
Gelelim başlığa...
Hadi gelin hesaplaşalım dedik. Kiminle hesaplaşacağız, kimden ne alacağımız var, kime ne borcumuz var bizden başka kimi neden ilgilendirsin ki!
Hesaplaşma kendimizle olacak, hayatımızı bir daha gözden geçireceğiz, hem de en ince ayrıntılarına kadar inerek bakacağız insanlığın neresindeyiz diye.
Bulunduğum yaşa gelene kadar kaç kişinin tamiri mümkün olmayan kalbini kırdım, kaç gönülü yıktım, sadece vicdani olarak rahatlamaya yönelik özür dileyerek bağışlanmayı hiç istedim mi?
Allahın izni ile beni doğurup büyüten ana ve babamın hakkı konusunda, onlara hürmet, saygı noktasında ve özledikleri evlad modeline yönelik görevlerimi ne kadar yaptım?
Hayatımı paylaştığım eşim ve çocuklarımın, üzerimde olan haklarının ne kadarını yerine getirebildim, onlara yeterince sahip çıkabildim mi? Onları utandıracak, rencide edecek, insan içine çıkamıyacak davranış ve düşüncelerim var mı acaba?
Akrabalarımın, benim hakkımdaki düşüncelerini yeterince biliyor muyum? Özellikle olumsuz düşünenlerin böyle düşünmesi için ne gibi hatalar, yanlışlar içerisindeyim? Düzeltilmesi noktasında ne yapıyorum? Büyüklerime onları hoşnut edecek sevgi, saygı ve hürmeti gösteriyor muyum?
Komşuyu komşuya varis kılacak derecede bir dinin mensubu olarak komşuluk ilişkilerim ne durumda acaba?
Ya dostluklarım nasıl, dostlarım kimler, onların bana olan güvenlerinin, itimatlarının derecesi nedir, ben onlara güvenebilir miyim, başıma gelecek kötü günde kaç tanesi yanımda olur? Gerçek dostum olarak, benim hakkımı da kendi hakkı gibi arayan, gıyabımda yapılan veya yapılmak istenen kötülüklerin önünde kaç tanesi durur? Kötü günümde gönül rahatlığı içerisinde ailemi, çocuklarımı hangilerine emanet edebilirim? Annem hasta başka bir şehirde tedavi edilecek veya uzun süreli il dışı bir göreve gideceğim ailem kimin kapısını çalarsa samimiyetle yardımına koşar?
İflas ettik, evimiz, arabamız, malımız mülkümüz kalmadı, on paraya muhtaç bir duruma düştük, bu gün etrafımda olanlardan o gün kaç tanesi, o kara günde ekmeğini bizimle paylaşarak sofrasına davet eder acaba? Benimle ilgili yüzüme karşı söylediklerinde ne kadar samimiler, sözlerinde ve davranışlarında riyakarlık var mı?
Aslında bunları ayrıntılı ele almaya kalkarsak listenin uzayacağı malumlarınız, genelde en önemli bulduklarımı yazmaya çalıştım.
Bu muhasebeyi zaman zaman yapmalıyız, bunu yaptığımız takdirde ilişkilerimizi daha sağlıklı zeminlere oturtarak huzuru buluruz. Yoksa her şey için çok geç olabilir!
Sevgili okuyucularım hadi gelin kendimizle hesaplaşalım! Nefsimizin, egolarımızın önünde onlara inat olsun diye hesaplaşalım. Bunu iyi bir hayat için, akıl sağlığımızı korumak için, kendimize duyduğumuz saygı için ve emanet edilenlerin hatırı için yapalım.
Bu hesabın sonunda inanıyorum ki bende dahil bir çoğumuz hayatını yeniden yapılandırmaya, davranışlarını, dostluklarını, ilişkilerini gözden geçirmeye başlayacak ve bizi yaratan Allahın huzuru mahşerde bize verdiklerine dair -nasıl ve nerede kullandınız?- sorularına kendimizi hazırlayacağız. Mahlukatın en şereflisi olarak yaratılan insana yakışır yaşam tarzını benimseyeceğiz.
Yalandan, riyadan, hasedlikten, namertten uzak, hakiki dostluklar, hakiki arkadaşlıklar, sadece kan bağından değil gerçek manada akrabalıklar, gördüğünüzde yüzünüzde güller açan hemşerilerle karşılaşmanız dileğiyle hoşça kalın.
Görüntüleme sayısı: 2415
Yorumlar (6)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.