Son günlerde bir gurup “aydın” bizim deyişimizle “tehcir”, onların deyişiyle “soykırım” için Ermenilerden özür dilemeye başladılar, herkes gibi bende çok merak ediyorum bu “aydın”lardan ülkemizde kaç kişi var, bu anlı şanlı kampanyanın sonunda göreceğiz birlikte.
Osmanlı Devletinin duraklama ve gerileme dönemlerinde ortaya çıkan bu “aydın” kesimi o gün bu gündür bu kahraman milletle uyuşamadı gitti. Bir türlü cisimleriyle indikleri meydana fikirleriyle inemediler.
Bu yalak, salak ve şakşakçı takım her zaman bu milletin başının belası olmaya devam ettiler, nereden beslendikleri malum, kime hizmet ettikleri de malum, ancak ne oturdukları topraklara ne de yaşadıkları bu coğrafyaya hizmet etmek şöyle dursun, düşmanlarımızın adeta içerdeki maşaları oldular.
Yaklaşık üç yüz yıldır bu durum böylece sürüp gidiyor, ne biz onların dediklerinden bir şey anladık, nede onlar bizim dilimizden bir şey anladılar.
Dün jön Türkler diye karşımıza çıkanlar, bu gün vicdani retçiler olarak, özür dileyiciler olarak ihanete devam ediyorlar.
Aydın, okuyan, yazan, öğrendiklerini toplumla paylaşan, toplumun değerlerine hassasiyet gösteren, mensubu bulunduğu milletin zor günlerinde Nasrullah Camii kürsüsünden, Nasrullah Meydanından, Sultanahmet Meydanından kellesini koltuğuna alarak milletini arkasına takanlardır. Bunlar bu ülkenin gerçek aydınlarıdır.
Şimdi soru şu; bütün düşmanlarımızın kapıları ardına kadar açık Osmanlı Arşivlerindeki tarihin yakın tanığı belgeleri incelemeden, sebep ve sonuçları görmeden sözde soykırımı kabul etmelerini herkes gibi bende anlıyorum.
Ya size ne oluyor sözde aydınlarımız, siz hiç Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı’na giderek 1915 dönemine ait bir fonu, bir belgeyi incelediniz mi?
Resmi belgelerden derlenerek Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nce günümüz diline uyarlanarak yayınlanan yüzlerce kitaptan birini okudunuz mu?
Cevabınız zaten ortada. Bizim cevabımız mı, her zaman olduğu gibi yine Kastamonu’dan tabii ki, Hemşehrimiz Ferhat KÜTÜKLÜ’nün gerçek, hakiki arşiv belgelerine dayalı, Temmuz 2008 tarihinde basımı yapılmış, 1895-1896 yıllarını konu alan “BÖLÜCÜ TERÖR VE İHTİLAL ÖRGÜTLERİNE BAĞLI ERMENİLERİN İSTANBUL AYAKLANMALARI “ kitabından. Siz sözde soykırımın şakşakçısı sözde aydınlar; özür dilediğiniz zihniyeti aşağıdaki satırlarda okuyun, okuyun ki belki utanırsınız, belki sıkılırsınız.
“Bizim menfaatlerimiz, Rus menfaatleri ile aynıdır. Büyük Rus Çarı ve Ermenistan’ın kralı haşmetli Nikola tarafından ilan edilen beyanname bizim asırlık sadakatimizin açık delilidir. Şimdi binlerce kahraman kardeşimiz, Moskof orduları saflarında yiğitçe harp ederek medeniyete hizmet etmek ve Ermenistan’ı menfur Türk boyunduruğundan kurtarmak için, canlarını feda edeceklerdir. Vaktiyle üçyüzbin kardeşimizin kanı, meslekleri kan dökmekten ibaret olan Türk yatağanlarının darbeleri altında sel gibi akmıştı. O vakit, Hristiyanların merhametli ve şefkatli tanrısı, bu haydut Türklerin yeryüzünde işledikleri fenalıkları görmemek için göklerin ışıklarını söndürmüştü.Fransız ordularının İngiliz ordusuyla el ele vererek, haşmetli II. Nikola orduları da Ermenistan sınırında harp ederek Avrupa ve Asya’yı hunhar Türklerin varlığından temizleyeceklerdir. O Türkler ki, boğazların cazip sahillerine yerleşmek suretiyle insanlık ve medeniyet için leke olan bir manzara teşkil ediyorlar.O Türkler ki, ancak Mekke ve Medine çöllerinin izbelerine layıktırlar. Ve zaten, oralardan hiçbir vakit çıkmamaları gerekirdi.
Büyük orduların boy ölçüştükleri savaş meydanlarında biz Ermeniler de aziz Ermenistan katillerine ve onların hamileri bulunan Almanlara karşı, kazanılacak zaferde küçük bir hisse sahibi olmak istiyoruz.Binaenaleyh bizim yerimiz evvelce belli olmuştur. Biz dostumuz Rusların, Fransızların ve İngilizlerin saflarında harp edeceğiz...
Yaşasın, büyük Rusya! Yaşasın, aziz Fransa! Yaşasın, İngiltere! Yaşasın, Rus Ermenistanı!”
İmza Ermeni Gönüllü Teşkilatı Komitası adına Delege Turabyan Aram
Şimdi bir soru daha, yüz yıllarca bu topraklara barış içerisinde yaşamış Ermenilerin geldiği noktada acaba Osmanlı Devletinin tehcirden başka çaresi kalmışmıydı?
Şimdi hep birlikte özür dileyelim, kimden mi?
Ermeni militanların haksız iftiraları sonucu idam edilen Boğazlıyan Kaymakamı Şehit Kemal beyden başlayarak, Talat paşa’dan, Ülkemizi yurtdışında temsil ederken Ermeni terör örgütü ASALA tarafından yapılan saldırı sonucu hayatını kaybeden 34 dışişleri şehidimizden, 7 Ağustos 1982 tarihinde Ankara Esenboğa Havaalanında yapılan saldırı sonucu şehid olan Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Hamdi Yahyaoğlu ve birlikte şehid olan iki silah arkadaşından özür dileyelim.
Sonra Doğu Anadolu Bölgemizdeki yüzlerce toplu mezardan kemiklerini bulduğumuz atalarımızdan özür dileyelim. 36 yıl Rus-Ermeni işgali altında kalmış, en ağır zulümlere ve zalimliklere maruz kalmış Kars’tan, Karslılar dan özür dileyelim.
Neden mi özür dileyeceğiz, bu ne idüğü belirsizlere aydın dediğimiz için, bu milletle kanı, geni uyuşmayanlara aydın dediğimiz için.
Ama bu kahraman ve necip millet size pabuç bırakmayacak, 44 numara pabucumun aydınları sizi.
Esen kalın. Görüntüleme sayısı: 1747
Yorumlar (2)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.