Hüseyin Eken
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Öncelikle bu yazımın gecikmesinden dolayı okuyucularımdan ve maaş vermeden beni köle gibi çalıştıran patronlarımdan özür dilerim. Yazının devamını okurken mazeretlerimi görecek ve beni bağışlayacaksınız.
Geçen yazımı gönderdikten hemen sonra yönetiminde bulunduğum derneğimizin yöneticileri ile birlikte TSTKB çalışma toplantısına katılmak üzere Tosya?ya gittim. Toplantı sonrasında tarafıma tevdi edilen toplantı raporunun hazırlanması ve 16 Haziran tarihinde yapılacak toplantının gündem belirleme görevlerini hakkıyla yerine getirmek için çırpınırken, yine kendi köyümde düzenlenen yağmur duası ve kır pikniği organizasyonunda köy derneğimizin verdiği görevleri hakkıyla ifa ettikten sonra, arkasından, hadi bakalım, İstanbul?da yapılacak olan TODEF istişare toplantısı hazırlık çalışmalarına başladım ve yüzümüzün akıyla bunların hepsinin üstesinden diğer arkadaşlarımca da yapılan yardımlarla geldim.
Tosya?da yapılan ve haberlerini de izlediğiniz TSTKB kurulma çalışmaları toplantısı çok verimli bir toplantı oldu, yapılamayanları, eksik kalanları, çözüm önerilerini, hedeflerimizi paylaşınca insanımızın gözünde ?şimdiye kadar nerelerdeydiniz, a hemşerim? ışıltısını görmek beni duygulandırdı. Üç kişi bir araya gelemez denilen hemşerilerimizin, bu birliğin ihtiyacına bizden çok inandıklarını gördüm ve o akşam kırka yakın Tosyalı bu söze inat aynı odada ve aynı amaçla toplanmıştık. Söz sırası kendilerine gelen katılımcıların konuşmalarına hissettikleri heyecan yansımış, zaman zaman sesleri titrerken, cümleleri boğazlarında düğümlenirken göz pınarlarının dolduğunu görmüştüm.
Titredim, tüylerim diken diken oldu, utandım öncesinde beslediğim önyargı için utandım. Bunca ilgisizliğin, aymazlığın, ayrımcılığın biriktirdiği sorunları dinledikçe ezildim ve açıkçası korktum. Ama devamında verilen mesajlar beni korkularımdan arındırırken, orada bulunan herkes gibi bende artık tek başıma olmadığımı görerek daha bir cesaretlendim. Biz el ele gönül gönüle vererek her türlü sorunun üstesinden gelebileceğimizi biliyorduk ama bunu ortaya koyacak iradeyi görmeliydik ve gördük. Toplantıya katılan herkes ortaya koyduğu tavır ve kurduğu cümleler ile buna hazır olduklarını, bu birliğin herhangi bir nifak veya fitne ile bozulmasına izin verilmeyeceğini belirttiler. Dahası sekretarya görevinin kendilerince yürütülmesi talepleri, sahiplenmelerini ortaya koyuyordu. Bakalım bu yangın başladı, hangi hasudun bunu söndürmeye gücü yetecek hep beraber göreceğiz. Ama benim hemşerilerime güvenim tam, ortaya doğru şeyler koyduğunuzda, art niyetinizin olmadığını anladıklarında bunun gibi çok yangınlar çıkacağını anladım.
Sonrası 16 Haziran 2007 Cumartesi günü bu birliğin kuruluş çalışmaları tamamlanacak gibi, tüzük taslağı yapıldı. İncelemeler devam ediyor. O tarihe kadar son şekli verilerek ilçemizin ve insanımızın kaderinin değişmesine ilişkin ilk imzalar o gün atılacak ve o imzaları atanlar gelecek nesiller tarafından şükranla yâd edilecek. Hayırlı olsun!
Gelelim, Dağardı Köyü etkinliklerine... Yağmur duaları yıllardır yapılır; ama gerek yağmur duası gerekse piknik beklediğimizden büyük bir katılımla gerçekleşti, Belediye Başkanımız, 2005?2006 yılı vergi rekortmeni işadamımız, ilçe müftü yardımcımız, TSO Genel Sekreterimiz, Engelliler Derneğinin Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri, TOSYA-DER yöneticileri, civar köylerimizin kooperatif başkanları, muhtarları ve sakinleri, ülkemizin çeşitli yerlerine dağılmış hemşerilerimiz Kayseri, Amasya, Yozgat, İstanbul ve Ankara?dan köyümüze bir su gibi aktılar. Bu su, köyde devam eden husumet, düşmanlık, ayrımcılık yangınını söndürdü. Bütün köylümüz bu etkinlikleri sahiplenerek üzerlerine düşenden fazlası için çalıştılar. Katılanlara, emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum.
Bu beni çok mutlu etti, ancak asıl beni mutlu eden köyden ayrılırken yaşadığım ve ?bütün bunlara deydi? dedirten bir olaydı. Köy çıkışında yakınlarımızla vedalaştık, arabamıza binmek üzereyken elindeki çomağı fırlatıp, önündeki inekleri bırakarak bize doğru bir kadının koştuğunu gördüm. Önce endişelendim acil bir durumu var, yardım isteyecek galiba diye. Ama nefes nefese yanımıza geldiğinde annemin ?hayırdır ne oldu? sorusuna, kadın cevap verdi ?ciye bişey olmadı, baktım Hüseyin gidiyor, yetişeyim de ona teşekkür edeyim diye koştum? dedi. Bana döndü "bu köy bunu ilk defa gördü ve yaşadı, sana çok teşekkür ederim oğlum? dedi. Boğazım düğümlendi, konuşamadım; elini öptüm, elimle Allahaısmarladık şeklinde bir hareketten sonra arabaya bindim. Gırağanardı?na aşağı inerken iki damla yaşın dizlerime döküldüğünü gördüm. Bütün bunlara deymemiş mi değerli hemşerilerim? Bu yazımı hazırlarken yağışlardan dolayı köyüme sel geldiği haberlerini aldım. Sevindirici tarafı can ve mal kaybı olmaması, köyüme ve köylülerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Sakarya saf çocuğu masum Anadolu?nun, Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Dün günlerdir haberini izlediğiniz derneğimizin İstanbul programı için sabah saat 02.00 de yola koyulduk, hemşerimiz Muammer?in sayesinde oldukça keyifli ve güvenli bir yolculuktan sonra ilk durağımız olan Hadımköy?e ulaştık.
Burada bizi hemşerimiz BGK Socks Göz Kardeşler Çorap Ltd. Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı, hemşehrimiz, Necati BÜYÜKGÖZ karşıladı. Necati Bey yaşı kırkı geçmiş gözlerinin içi gülen, samimi tavırlarıyla insanımıza has özellikleri taşıyan, çok küçük yaşta gurbete çıkmasına rağmen memleket sevdasında taviz vermeyen bir hemşehrimiz. İstanbul?a göçtüklerinde üç yaşındaymış, ama rahmetli babasının da memlekete olan özleminden olsa gerek yılda en az bir defa doğduğu topraklara gelmişler, sılayı rahim yapmışlar. Babası vefat edince köyleri olan Kilkuyu Köyüne defnetmişler, ?çocuklarıma vasiyetim var, beni de babamın yanına gömün!? diyecek kadar Tosya sevdalısı. Ziyaretin ayrıntılarını Hakan kardeşim size ulaştıracaktır.
Ancak yaptığımız görüşmede çok üzüldüğüm bir noktayı sizlerle paylaşmadan geçersem hem Necati Beye hem de ilçeme haksızlık ederim düşüncesindeyim. Necati Bey, bunca yılı diyarı gurbette geçirmiş, dört yüz kişiye ekmek veren ve Hadımköy?deki fabrikasının benzerini Tosya?ya kurmak istedi. Yaklaşık 20 aydır çeşitli nedenlerle yer tahsisi için bürokratik işlemler aşılamadı, bunu ifade ederken o kadar doluydu ki , ?yanıbaşımızda Düzce?ye binden fazla yatırımcı gitti, adamlar davet üzerine davet yapıyorlar, arsa hazır, altyapı hazır, suyu, yolu, elektriği hazır, ancak memleketime yapmadığım yatırımı hiçbir yere yapmam diyerek reddettim, üstelik bu sadece tekstil değil, araziyi özellikle 30 dönüm istedik ki devamın da başka yatırımlar yapabilelim.? diyor. Şimdi soruyorum değerli hemşerilerim hangi yatırımcı bu kadar bekler. Bunun tedbirini elbirliği ile mutlaka almalıyız, ilgililer yapılanları ve yapılacakları hemşerilerimizle paylaşırlarsa mutlaka bu sürece olumlu katkı sağlayacak birileri çıkacaktır. Yoksa?
İstanbul ziyaretinin diğer ayağı olan TODEF tarafından düzenlenen toplantıya arkadaşlarımla iştirak ettik. Bizi çok ama çok büyük bir ilgiyle ve samimiyetle karşıladılar. Tanışma merasiminde gördüm ki otuzdan fazla köyümüze ait derneklerin başkanları ve yöneticilerinin de olduğu yüze yakın hemşerimizle baş başayız. Salon Yağcılar Köyü Derneği tarafından mülkiyeti yeni alınmış, oldukça geniş bir yer, tefriş eksiği var ama başkan zamanla her eksiğimizi tamamlayacağız diyor. Bundan eminim çünkü ilçemizin iki yıldır vergi rekortmenliğini kimseye kaptırmayan iş adamımız bu köyden ve derneğinde üyesi aynı zamanda.
TODEF Yöneticisi arkadaşlar özellikle derneğimizi ve bizleri tanımak amacıyla nezaket göstererek ilk sözü bize verdiler, bizi anlattık, kuruluş sürecini, faaliyetlerini ve hedeflerini anlattık. Sonra orada bulunma gerekçemiz olan TSTKB?ne ilişkin neden ihtiyaç olduğunu, kuruluş çalışmalarını ve 16 Haziran da Tosya?da yapılacak toplantının gündemini konuştuk. Sonrasında başta özel sektörün ve kamunun ilçe topraklarında sorumsuzca ortaya çıkardığı çevre kirliliği başta olmak üzere ilçemizin ve insanımızın çeşitli sorunlarını konuştuk.
Orada, memleket hasretinin yumak yumak nasıl örüldüğünü gördüm, konuşmalarda söz alanların köylerinin çeşitli sıkıntılarına ilişkin çözümleri nasıl heyecanla anlattıklarını duydum. Çözüm istiyorlar hem de çok acil olarak, bu yüzden buradayız diyorlar. TODEF bu konuda çok şanslı inşallah bu şanslarını iyi kullanmaya devam ederler de ortaya daha başka güzellikler de çıkar.
Geçtiğimiz ayda TOSYA-DER tarafından düzenlenen yemeğe katılan o tarihte milletvekili aday adayı olup bu günlerde listeye giren bir hemşerime ?listeye girip seçilirsen işin çok zor, yıllarca ihmal edilmiş, üst üste biriken sorunları insanlarıyla birlikte görmezden gelinmiş, birçok ihtiyacı olan bir ilçeden meclise gideceksin, yine başta derneğimiz olmak üzere oluşumu tamamlanmak üzere olan TSTKB bunların takipçisi olacak, yaptıklarını alkışlayacak, yapamadıklarını yüksek sesle eleştirecektir.? dedim. İstanbul?u, oradakilerde de bıçağın kemiğe dayanma noktasına geldiğini görünce, doğrusu söylediklerimin az bile olduğunu anladım.
İstanbul?a gidişte, Sakarya Nehri?ni geçerken içinde bulunduğumuz durumu tarif eden yukarda ki dizeler döküldü ağzımdan, sonrasında oradaki coşkuyu ve heyecanı görünce yine aynı şairimizin şu dizelerini düşündüm.
Mehmedim sevinin başlar yüksekte! Ölsekte sevinin, eve dönsek de! Sanma bu teker kalır tümsekte! Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
Elbirliğiyle her şey çok daha iyi olacak, esenlikler dilerim.
Görüntüleme sayısı: 3349
Yorumlar (10)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.