SİZ LİYAKAT SAHİPLERİ, HİÇ KASTAMONU?YU GÖRDÜNÜZ MÜ?
SİZ SAYIN LİYAKATLER, HİÇ KASTAMONULUYU BİLDİNİZMİ?
Aslında bu seferinde başka bir konuyu depremi yazacaktım, ancak geçtiğimiz günlerde bir toplantıda yapılan liyakat tartışmasına katkı sağlamak ve gündemden düşmeden, sıcaklığı kaybolmadan yazmak istedim.
Evet birinci başlıktaki soruları hayalimdeki liyakat sahibi kahramanlardan birilerine sordum, aldığım cevapları da sizinle paylaşmak istedim. İlk sorduğum liyakat sahibi "Ben Kastamonu?da bir kuruluşun bölge dahilin de en tepeden ikinci adamı olarak atandım. Nasıl olduğunu sormayın çünkü bana sizin liyakatiniz hepsinden yukarda dediler. Sonra bir öğleden sonra eşimle bindik arabamıza göreve başlama yazısını tebellüğ etmek üzere Kastamonu?ya doğru yola çıktık. Çok güzel bir memleketiniz var; doğal güzellikleri bir dünya harikası... Neyse il merkezine girdik güneş battı batacak. Oradan birinden başlayacağım görev yerinin nerede olduğunu öğrendik. Akşam üzeri binaya girdik; bana göreve başlama yazımı imzalattırdılar. Sonra dışarı çıktık güneş batmış ortalık kararmış; baktık karanlıkta görecek bir şey yok eşime yemek yiyelim yola öyle çıkalım dedim ama dinlemedi, hemen yola çıktık ve aynı gece Ankara''ya döndük. Ben Kastamonu?yu çok görmek istedim ama o gün akşam olmuştu, eşimin yüzünden göremedim. Şimdi gitsem atandığım binayı bulabilirmiyim bilmiyorum! Sonrası mı maaşımı yine oradan o kadrodan alıyorum ama göreve geçici görevlendirme ile Ankara''da devam ediyorum. Çünkü sayın liyakatım bana Kastamonu''ya Ankara''dan daha faydalı olacağımı söyledi.? sorumu böyle cevapladı.
İkinci sorduğum liyakat sahibinin ise "Ben Kastamonu''ya atanalı iki yıldan fazla oldu. Burada göreve başladığımdan beri liyakatımı mahcup etmemek için canla başla çalışıyorum; Kastamonu?nun kültürü, tanıtımı ve turizmi bana emanet. Kastamonu?yu görüyorum, her sabah işime giderken, Karaçomak Deresi boyunca sağıma soluma bakıyor ve buranın tanıtımı için ne yapabilirim diye düşünüyorum. Tam bilmiyorum ama buranın ondokuz veya yirmi ilçesi varmış, ama yolları çok bozuk olduğu için hiçbirine gitmeyi canım istemedi; ama oraları avucumun içerisi gibi biliyorum, gitmeye, görmeye gerek yok. Sonra tanıtım yapmak için illa görmek, gitmek araştırmak lazım değil! Memurlarıma dedim ki aldığınız parayı hak etmeniz için benim projelerime destek vermelisiniz! Sonra ilçeleri de kapsayan çok güzel kuşe kağıda paradan hiç kaçmadan bir turizm haritası çıkardık. Ankara?da katıldığımız bir etkinlikte bu haritayı dağıttık! Ama bu insanlara yaranamazsın dostum; dengesizin biri çıktı yok ilçelerindeki gölün yeri yanlışmış, yok şurası eksikmiş sanki turizm uzmanı, uzman demişken sakın eğitimimi, uzmanlığımı karıştırmayın ama ben Kastamonu''yu çok sevdim. Tam liyakatımın dediği gibi insanları sessiz, sakin eline vur ekmeğini al, devletine milletine çok bağlı insanlar, hele liyakatımı duyunca hepten bir çekinir oldular canım!? cevabı böyleydi.
Gelelim şu liyakatin ne olduğuna... Liyakat çok havada bir kavram, şartlara, kişilere, guruplara, zümrelere göre değişen bir kavram! Yirmi beş yıllık devlet memuru olarak liyakati hep, diploma, birikim, eğitim, hizmet içi eğitim, pırıl pırıl bir sicil zannederdim ama bunun sadece ülkede aranılan liyakate sahip olmayan memurların hayali veya tarifi olduğunu anlamam tam yirmi beş yılımı aldı.
Senin diploman kaç para, yüksek lisans yapmışsın, doktoran var, filanca mühendisliği okumuşsun, hizmet içi eğitimler almışsın, sicillerin pırıl pırıl olmuş, bunca yıldır vatan millet deyip çalışmışsın, suistimale açık, hırsızlığa, yolsuzluğa çok müsait yerlerde çalışmışsın ama pisliğe bulaşmamışsın, çocuklarının kursağına haram bir lokma sokmamışsın birinci dereceye inmişsin ama, liyakasızlıktan beşinci dereceden maaş alıyorsun, bizde olmayan liyakata sahip olanlar olanlar sekizinci derecede ama birinci dereceden maaş alıyorlar kimin umurunda, hiç kimsenin evet hiç kimsenin umurunda değil. Kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz biz, asıl liyakat bunlar değilmiş. Asıl liyakatın ne olduğunu hepimiz biliyoruz, ama işimize gelmediğinden, vicdanımızı rahatsız edeceğinden bilmezden ve görmezden geliyoruz. Bürokrat atamalarının da bu liyakatlerin iki dudağı arasında olduğunu da biliyoruz. Ama?
Bu süreç Kastamonu insanı için, bürokrat adayı hemşerilerimiz için dün vardı, bu günde var, ama o salonlardan yükselen tepki bunun yarın olmasını engelleyecektir. Yarına hazırlanan arkadaşlar da bu tepkileri görmek istemiyorlarsa bu tür olumsuzluklara meydan vermeden, insanımızın derdiyle dertlenmeli ve sahip çıkmalıdır.
Sivil toplum kuruluşlarının sayın başkanları, o toplantıda sakın kimsenin nezaketsizlik veya başka bir şey yaptığını söylemeye kalkışmayın. Sakın kimsenin müdafii konumunda olmayın yaşadığımız adaletsizliklerin, haksızlıkların vebali çok ağır, bu ağır vebal altına girer ezilir kalırsınız. Sizlerden istirhamım hiç olmazsa bundan sonra benim yanımda liyakat sorgulaması yapılmasına izin vermeyin. Bu konuda ben oldukça doluyum.
İşletme fakültesi lisans mezunu, yirmi beş yıllık hizmeti ve birikimi olan, ondan fazla hizmetiçi eğitim ve teşekkür belgesi olan, çalıştığı yıllardaki sicil notu ortalaması doksanbeşin üzerinde olan, herhangi bir inceleme veya soruşturmaya uğramamış, müktesebi birinci derecenin üçüncü kademesinde olup liyakat eksikliğinden dolayı kadro alamadığı için beşinci dereceden maaş alan LİYAKATSİZ bir hemşeriniz olarak selam ve saygılarımı sunuyor, esenlikler diliyorum.
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.