Online Sayaci 0







Kayıp Parola?

Kim Online

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

hapaz

( avuç dolusu )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Hüseyin EKEN arrow Olmadı Başkan, Yakışmadı!
Olmadı Başkan, Yakışmadı! Yazdır E-posta
Monday, 31 March 2008

Active Image

 

 

Hüseyin Eken
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


“KAS-DER-FED, Merhaba, 22 Mart Cumartesi Saat:15 de yapılacak olan Başkentte Kastamonu Günleri değerlendirme toplantısında sizi aramızda görmek istiyoruz. Saygılarımızla. H. ŞEN”

Cuma günü bu mesajı aldığımda davet edildiğim toplantıya katılıp katılmamakta kararsızdım. Çünkü bu etkinliğin hazırlık tarihlerinde ortaya çıkan sağlık sorunlarım nedeniyle bir ay boyunca fizik tedavi saatleri hariç hiç evden çıkmadan yatak istirahati önerilmişti. Etkinlik haftasının Cuma günü yeğenim arabayla almış bir saat standları gezdim, ertesi günü yine eşimin kullandığı arabayla AKM’ne gitmiş, biraz daha fazla kalarak özellikle Tosya’dan katılanlarla hasbihal ettikten sonra eve dönmüştüm. Bu yıl yapılan etkinliğe bütün katkım bu olmuştu.

Toplantıya katıldığım zaman yapacağım değerlendirmede sınırlı olacaktı. Ancak aynı zamanda Federasyon Genel Sekreteri olan TOSYA-DER Başkanının, önce yönetim kurulu toplantısında yapacağımız bir değerlendirmeden sonra oraya katılmamızın daha uygun olacağını söylemesi üzerine, TOSYA-DER Yönetim Kurulu olarak toplandık, buraya kısmen Ankara’daki Küre Derneğimizin Başkanı  da katıldı. Bu etkinliğin hemen hemen her safhasında bulunduklarını ve yaşadıklarını bizimle paylaştılar, sonrasında toplantıya geçtik.

Toplantıyı yöneten federasyon başkanı oturma sırasıyla salonda bulunanlara söz verdi. Önce akademisyen olan hemşerimiz Prof. Dr. Cemal TUNOĞLU söz aldı, hocam katılacağı toplantının hakkını vermek için oldukça hazırlıklı gelmiş ve olayı bir Kastamonulu gibi değil, tanıtım yapılan muhatap gibi görerek en ince ayrıntısına kadar eksiklikleri içeren notlarını salondakilere aktardı. Gerçekten çok enfes değerlendirmelerdi. Yine meslektaşı Prof. Dr. Sadık ERİK  hocam da değerlendirmelerini yaptı, sonra diğer hemşerilerimizde güzellikleriyle, eksiklikleriyle değerlendirmelerini yaptıktan sonra sıra bana geldi.

Ben  “Sağlık sorunlarım nedeniyle katkı sunamadığım için özür dilerim, ancak dışarıdan gördüğüm birkaç şeyi ilçem açısından sizlere aktarmak istiyorum.” dedim.

Sonra değerlendirmeye ilişkin sorularıma geçtim.

1- 2005 ten bu güne kadar diğer belediyelerden özellikle maddi olarak çok  fazla katkı sunan Tosya Belediye Başkanı Kanal A’da neden canlı yayına katılmadı?

2- Federasyonun web sayfasında etkinlik sonrası yayınlanan yazı için bir görevlendirme yaptınız mı, bu yazı federasyonun resmi açıklaması mı, resmi açıklamaysa burada neden teşekkür edilenlerin arasında TOSYA-DER Başkanı ve Genel Sekreteriniz Muharrem SOYSAL yok?

3- Dağıtılan tanıtım buroşürün de verilen ikinci irtibat telefonuna neden genel sekreter, genel başkan yardımcıları, yönetim kurulu üyelerinden birisi, kısaca siz dahil 13 kişiden oluşan yönetimden birisi yazılmadı da, federasyonda resmi hiçbir görevi olmayan birisinin ismi ve telefonu yazıldı?

Sorularım bundan ibaretti.

Ancak daha sonra başka eleştirilerde geldi. Neden başka illere standlar verildi, neden panel salonu, boştu, soğuktu ve gecikerek başladık, neden verilen standlar alınan parayla aynı ölçüde değil.Neden öncekilerde olduğu gibi bir yerleşim planı yapılarak katılımcılara sözleşme öncesi yerleri gösterilmedi. Tiyatroya katılım neden azdı, kokteyl neden AKM’de değil de başka bir yerde verildi, neden para toplama ve harcama konularında mali komisyon çalıştırılmadı, (oysaki önceki başkanların en titiz olduğu konu buydu, ne Sayın ŞAHİN, ne de Sayın YAVUZ paraya el sürmezler, her konuda mali komisyonu görevlendirirdi.) Soruların geneli bunlardı.

Sonuçta başkan bütün bunları not aldı ve cevaplara başlarken şöyle dedi;  “Salonda 46 kişi var, beğenen 6 eleştiren 40”

Başkan her nedense benden önceki on konuşmacının sözlerine çok fazla detaylı cevap vermeden, benden sonrakileri de dikkate almadan söze benim söylediklerimle devam etmeyi tercih etti. Ancak bu etkinliğe en fazla katılımı sağlayan Tosya Belediye Başkanının canlı yayına neden katılmadığı sorusuna ”Haber verdim katılmadı!” dedi. Oysaki konuyu yakından bilenlerin ifadesiyle canlı yayına çok az bir zaman kala haber verilmişti.Yani başkanın Ankara programına canlı yayını alması istenmemişti.

Oysaki Tosya Belediyesi bu etkinliğe 3000 YTL vermişti, folklor ekibiyle, kaynayan tenceresiyle oradaydı. Kaynayan tencerenin yerine Tosya Belediyesi'nden 1500 YTL alınırken yanındaki Kastamonulu olmayan dönerciden alınan para 500 YTL. Yorum ve takdir Tosyalıların tabiiki. Belediyeye verilen standa gelince gezenler gördü, girişte eline plan verseniz yine bulamaz. Ancak belediye başkanın ve başkan yardımcısının, Tosya TSO Genel Sekreterinin ve TOSYA-DER Başkanının Tosya standlarını ziyaret konusunda gösterdikleri gayreti, salondakiler takdir etti.

İkinci soruya verilen cevap ise adeta provake kokuyordu ”Yazıyı yazan arkadaşımız şöyle iyi, böyle güzel, şair, yazar, ona biz yüz elli lira verdik…” O arkadaşımızın bu harekete katkılarını ben biliyorum, benimde dostum ancak başkan sorudan sıkılmıştı. Çünkü o hemşerimizin epeydir Ankara dışında yaşadığını biliyordu, hatırlatılsaydı mutlaka o yazıda, federasyona yük olmadan kendi arabasının yakıtını kendi doldurarak defalarca Kastamonu-Tosya-Ankara arasında mekik dokuyan TOSYA-DER Başkanına, yıllardır bu hareketin afiş, poster , dergi vb. basım işini sadece maliyetine yapan  KÜRE-DER Başkanına ve AZDAVAY-DER Başkanına ve yönetimlerine de teşekkür ederdi. Nezaket ve incelik konusunda belki de en son söz söylenecek bir yapıya sahip. Ama bazı paranoya sahiplerinin bu hatırlatmayı yapmadığı belliydi.

Üçüncü soruya verilen cevap ise KAS-DER-FED’in halen neden kurumsallaşamadığının, ancak gurupsallaştığının açık bir göstergesiydi. Cevap ”Benim tasarrufumdur, kiminle istersem onunla çalışırım, hem 20 gün evinizde yatacaksınız hem de bizi eleştireceksiniz yok öyle şey” Baştan özür dileyerek sağlık gibi en önemli mazeretimi bildirmeme rağmen verilen bu garabet cevaba ne denir bilmiyorum. O zaman neden davet ettiniz bizleri buraya diye sormak lazım. Sanıyorum 13 yönetim kurulu üyesinden 6 tanesinin toplantıya neden katılmadığına ilişkin sorunun cevabı ile katılan 7 üyeden üçünün de olumsuz görüş bildirdiklerinin cevabı  burada gizli.

Sonra; sonrası malum canım: Cumartesi gitmişti boşa. Ancak şimdiye kadar sadece davet edilince veya görev verilince katıldığım toplantılardan sonra, bu türden STK hareketlerinin içindeki guruplaşmalara karşı çıktığım halde bu toplantıya neden davet edildiğime bende hayret etmiştim.  Toplantının devamında işin iç yüzü ortaya çıkmıştı. Başkan benim bir iki eksiği de söyleyeceğimi hesaplamış, beni özellikle seçmişti. Gurubuyla birlikte önümüzdeki aylarda yapılacak federasyon seçimlerine aday olacağımı ve mutlaka önümün kesilmesi gerektiğine karar vermişlerdi. Bunu toplantıda da ima etti.

Kaldı ki kendisi oraya seçimle gelmemişti, başkan istifa etmiş, tüzük gereği toplanması gereken genel kurul toplanmadan Yönetim Kurulu kararıyla başkan yapılmıştı. Tüzük gereği böyle bir başkanlığın geçerliliği var mı yok mu bunu ben bilmiyorum. İlgili maddenin ı bendi; "Yönetim kurulu üyeleri ünvanlı olarak seçilir" diyor. Sahi tüzük neden web sayfasından kaldırıldı? Yine web sayfasında 2005-2006-2007-2008 yılı yani Başkentte Kastamonu Günlerinin hepsinin bütçelerini de ayrıntılı olarak görmek isteriz, tabii ki kıyaslamak için, bakalım Kastamonu’nun Kastamonulu’nun cebinden  en çok para hangisi için çıkmış. En pahalıya hangisi mal olmuş. 2008’i sizin ifadelerinizden ayrıntısız olarak biliyoruz, gelir 62.000 YTL, gider 59.000 YTL.

Bütün bunlar bir tarafa toplantı oldukça sıkıntılı bir duruma gelmiş, memleketini gerçekten seven insanlar bu tablo karşısında tamamen üzülmüşlerdi.

Salondaki yönetim acziyeti  herkesi gibi beni de çok üzmüştü, ancak başkanın istediğimi konuşur, istediğimi dinler, istediğime cevap veririm tarzındaki anti demokratik  tutumunun kabul edilebilirliği yoktu. Ben gösterdiğim tavır için değil, yükselttiğim sesim için o salondakilerin hepsinden özür diliyorum. Lütfen beni bağışlasınlar.

Kastamonu Dernekler Federasyonu başkanı olmanın kriterleri bellidir. Soğukkanlı olacaksınız, objektif olacaksınız, samimi olacaksınız, şeffaf olacaksınız, demokratik olacaksınız, hoşgörülü olacaksınız, her türlü ideolojik ve siyasi görüşten arınacaksınız, arınmasanız bile kendi ideolojinizi, siyasetinizi  faaliyetlere yansıtmayacaksınız.

Toparlayıcı olacaksınız, hasetlikten, dedikodudan uzak duracaksınız, sizi eleştirenlerin haklı olup olmadıklarını  birde çevrenizdekilere soracaksınız. Federasyondan ayrılan Hanönü Derneğini yeniden üye olmaya davet ederken bu konuda çok haklı çekinceleri olan ve bunu sizi iki kez yönetim kurulu toplantısına davet ederek şahsen bildiren TOSYA-DER ile KÜRE-DER’in çekincelerini ortadan kaldıracak adımlar atacaksınız. Dernek yöneticilerinin birbiriyle görüşmelerinden rahatsız olmak yerine aksine teşvik edeceksiniz.

Federasyon üyesi derneklerin içişlerine müdahaleden uzak durarak yapılan çalışmaları gizli saklı lobilerde değil, bizzat yönetim kurulu toplantılarına katılarak bardağın dolu tarafını da görerek objektif eleştiri ve misyonunuz gereği tavsiyelerinizi paylaşacaksınız. Bir mıh bir nal, bir nal bir asker, bir asker bir ordu prensibinden yola çıkarak hiçbir hemşerimizin emeğini, katkısını görmezden gelmeden herkese hak ettiği değeri vereceksiniz. O federasyonda sabah akşam hizmet eden hemşerimize de, beş metre mesafedeki iş yerinden kalkıp bir saat bile federasyon merkezine gelmeyene de plaket verirseniz bunun yarattığı erozyonu engelleyemezsiniz.

Kanaatimce Ankara’da hemşerilerimi en üst düzeyde temsil edecek STK başkanında olması gerekenler bunlar.

Seçimlere gelince ben kesinlikle aday olmayacağım, böyle bir yerde gözüm olsaydı tarafıma yapılan teklifleri değerlendirir ve başkan olurdum. O koltuğu hakkıyla doldurabilenler için o görev şereflerin en büyüğüdür. Şu anda yürüttüğüm TOSYA-DER Başkan Yardımcılığı ve TSTKB Yürütme Kurulu Başkanlığı görevlerine de  devam edip etmeyeceğimi bir çok hemşerimle paylaştım, benden yana boşuna endişelendiniz.

Ancak bu kadar önemli bir göreve temsil yeteneğinin yanı sıra yukarıda yazılan özellikleri de olan pırıl pırıl bir hemşerimin, üstlendiği misyonun hakkını vizyonuyla veren, hiçbir çıkar makam gözetmeden sırf  Kastamonu sevdası için bu göreve talip olan bir hemşerimin seçilmesi sadece beni değil bütün hemşerilerimi memnun edecektir. Hiç kimsenin kendisini genel kurulun üstünde görerek başkanlık benim hakkım, benden başkasının hakkı değil demek gibi bir saygısızlık içerisinde olacağını sanmıyorum, ama…

Etkinliğe başarısına gelince, bunu oraya gelen ziyaretçi sayısıyla kıyasladığınızda oldukça iyi, ancak değerlendirme toplantısında 40 kişinin yaptığı eleştiriyi duyduğumda aklıma cevabı ısırgan otu olan bir bilmece geldi: “Dışarıdan baktım yeşil türbe, içine girdim estağfur tövbe”

Son olarak beni lokal milliyetçilikle yani Tosya’yı her şeyin üzerinde görmekle suçlayanlar, umarım bu yazımı okudukların da federasyon başkanının Tosyalı olduğunu da hatırlayarak hakkımı teslim ederler.

Bunları yazmamı yadırgayanlar olacağını biliyorum, lütfen önyargılı olmasınlar, ancak bu yazının devamını okuduklarında bu hareketin nerden nereye geldiğini görerek bana hak vereceklerine eminim.

Bunlar gerçekler, ya bu gerçeklerin gereğini yaparak bahçeyi ısırgan otundan temizleyerek yeni güller dikeceğiz, guruptan çıkarak kurum olacağız veya işin kolayına kaçarak, yağlayarak, yıkayarak kafamızı kuma gömerek devam edeceğiz.

Ankara Kızılay Bayındır Sokak 25/5 Numara  İnebolu’lu hemşerilerimizin buluşma adresi oldu. Emeği geçenleri tebrik ediyor, dernek yöneticisi arkadaşlara başarılar diliyorum. Hayırlı olsun.

Selam ve saygılarımla esen kalın.


Görüntüleme sayısı: 3267

  Yorumlar (2)
Yazan kurt_2023, 31-03-2008 19:06
Aslında yorum yapmam ne kadar doğru diye düşünsem de söz konusu memleket meselesi olunca iki çift laf da ben etmezsem olmaz. 
 
"Bir mıh bir nal, bir nal bir asker, bir asker bir ordu prensibi" diye Hüseyin abi ifade etmiş ya ben onun tam sözünü ifade ederek yorumumu yapmak istiyorum.  
 
Bu sözü benim kütüphanmedeki kitaplardan biri olan Türk İdare Tarihi kitabımın ilk sayfasına yazdım. Diyor ki Cengiz HAN:"Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir orduyu bozar." 
 
Demek ki neymiş: 
 
1- Kendi çıkarını düşünenler, makam mevki peşinde koşanlar memlekete hayır değil şer getirebilirlermiş. 
 
2- Zıtlaşmaya, bildiğini okumaya, kendini üstün görmeye meyilli olanlar bu memlekete fayda sağlamazmış. 
 
3- Ufaklıkları rumuzlarından dolayı yargılamak onları karşısına almakmış. Küçümsemek ileriye yatırım değil geriye gitmekmiş.Velhasıl sonunu görememekmiş. 
 
4- Akıl yaşta değil başta imişşşşş.. 
 
5- Ne yaptığını bilmemek, bildiğini okumak çare değilmiş. 
 
6- Kulakları kapatmak, etrafını dinlememek, daha öğreneceği çok şey olduğunu anlayamamak kar değil zarar getirirmiş. 
 
Velhasıl sonuç sakalımız yok ki dinlensin sözümüz. 
 
Bu sözden malumlar, üstüne alınanlar ne anlarlar, ne çıkarırlar onu bilemem. Yukarıdaki yazının yazılmasından önce ki toplantıya ben katılmadım. Benim ne işim var o kadar büyüğün içinde. Hele bir kaç gereksizin olduğu ortamda.  
 
NOt: Bu yazı alınanlaradır. Yaşımdan büyük olanlara saygım vardır. Ama söz konusu memleketse sözümü de esirgemem. Burdan da söylerim yakından da. 
 
Gelelim kastamonu günlerinde TOsya belediyemizin yaptığı katkının karşısında "hakkının" verilmemesine. Ben buna kısaca iş bilmezlik diyebiliyorum. Bu söz geçtiğinde genelde ders çıkarmayanlar derler ki sen daha iyisini yapsaydın. Ben de derim ki; yol açın başkasına ki "işin ehilleri gelsin."  
 
Hüseyin abi senin nezdinde bu memleket için katkı sağlayan, birşeyleri samimi şekilde yapmak isteyen, zengin fakir cebinden 3 kuruşu esirgemeeden gözü kapalı memleketi için harcayabilen, siyasi görüşü, dini düşüncesi, hassasiyeti, hayat tarzı velhasıl kim olursa olsun ben onların ellerinden öpüyorum. Yüksekokul başta olmak üzere bu memleketin geleceği için, büyümesi için, gelişmesi için, bütün ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için katklarını esirgemeyenleri, uğraşanları ben biliyorum. Ben yine biliyorum ki bu işi çıkarlarına alet edenler de var. Orası zaten lüzumsuz. Beni zerre kadar ilgilendirmez.  
 
Sonuçta ben genç olarak Sayın Tosya Kaymakamına, Tosya-Der'e, TSTKB'ye, Belediye başkanına ve TOsya için çok şeyler yaptığına inandığım eski belediye başkanı ve ekibine çok teşekkür ediyorum. Dışarıdan biri ya da Tosyalı olarak üşenmeyip şu karışık yazımı okuduysanız inanın yukarıda saydıklarım içinde ve dışında çok değerli ve katkıları büyük insanlar var. Hepsine gönülden teşekkürler. 
 
imza: Tosyalı bir genç...
Söz gümüşse sukut altındır.
Yazan tevfikçoban, 01-04-2008 17:00
Biz millet olarak bunu hep yapıyoruz. Dün yapıyorduk, bu gün yapıyoruz, yarın da yapacağız. Her halde DNA yapımızdan kaynaklanıyor. Kimse bunu değiştiremez, yok edemez. Bize has ve bizim olan bir özellik ucuzu severiz. 
 
SÖZ GÜMÜŞSE SUKUT ALTINDIR.. 
 
Sukut pahalı, konuşmak ucuz öyleyse ne duruyoruz o zaman konuşun millet.. 
 
"Ben", "Sen" ve "O" ne zaman gideceksiniz yeter artık gına geldi. Ey "BİZ" gözlerimiz yolda kaldı gel artık gel, gel, gel. Gelde bitsin bu küçük hesaplar.... Ön alma ve yol kesmeler... Koltuk sevdaları... Rakip guruplar... Az olsun benim olsunlar... Ama mutlaka ben olmalıyım, Ben olmazsam olmazlar...  
 
Tarihimiz bu zihniyetin örnekleri ile dolu. SONUÇ ise malum. KAYBETMEK KAYBETMEK KAYBETMEK. Şükür ki hala kaybedecek birşeylerimiz var..... Kaybedecek birşeylerimizin olmadığı günleri düşünmek dahi istemiyorum.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım