Online Sayaci 0







Kayıp Parola?

Kim Online

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

elekçi

( çingene )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Hüseyin EKEN arrow Sefil Toplumculuk!
Sefil Toplumculuk! Yazdır E-posta
Tuesday, 07 October 2008

Active Image

 

 

Hüseyin Eken
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Son günlerde özellikle Kastamonu sivil toplumculuğu ile ilgili yazılan yazıları okudukça işin sivil toplumculuktan çok “sefil toplumculuk”  boyutuna ulaştığını gördüm. Ancak her nedense sorunların ima edildiği, özüne inilmediği için kimsenin de üzerine almadığını görünce olayı ima boyutundan, açık seçik yazılır boyutuna bir kez daha taşımaya karar verdim.

Konuyla ilgili KASYÖ-DER Dergisi’nin son sayısında yayınlanan bir yazı dikkatimi çekti! Yazarı Ankara’da Kastamonu adına sivil toplumculukta oldukça değerli hizmetleri bulunmuş bir ağabeyimiz; Sayın Kazım ŞAHİN... Kazım Bey 2000’li yıllarda başka bir derneğe tepki amaçlı olarak dergiye adını veren derneği kurmuş, sonrasında bazı ilçe ve köy derneklerinin de kurulmasını teşvik ederek bu günkü adıyla Kastamonu Dernekler Federasyonu’nu oluşturmuştur. Federasyonda TOSYA-DER dahil 9 ilçe derneği, sadece Tosya ilçesinden olmak üzere 2 de köy derneği olmak üzere toplam 11 dernek vardır.

Yazıyı okuduğumda sivil toplumculuk konusunda bu kadar emek, para ve zaman harcayan kişinin eliyle yetiştirdiği, büyüttüğü  bir hareketin bugün geldiği noktadan  endişelendiğini, sinirlendiğini ve üzüldüğünü gördüm! Halbuki görevi bırakmasına rağmen, Federasyonun Onursal Başkanı sıfatıyla  halen federasyonun bütün toplantı ve etkinliklerini titizlikle takip ettiğini, katkı verdiğini ve yönlendirdiğini de görüyoruz.

Sayın ŞAHİN’in kaleme aldığı yazının ben dahil her “gerçek sivil toplumcunun” altına imza atacağı bölümlerini izniyle sizinle paylaşırken, bu hareketin harmanda izi olan birisi olarak bende bazı şeylere dikkat çekerek katkı sunmak istedim.

…“Ancak son zamanlarda baştan beri açıklamaya çalıştığım sivil toplum yöneticilerinin, yada bu hareketin yakının da, yöresinde bulunanların yıkıcı eleştirileri, çamur atmaları, bu noktaya gelmiş başarılı bir örgütün altını oyma, o bilinen marazlıkları gösterme, küçük olsun benim olsun, kişisel husumet, kin, nefret duygularıyla hareket etme, farklı yol ve yöntemleri deneyerek iftiraya varan, kaprisleri böyle bir kuruluşa yöneltmek büyük ihanet olacaktır. Vebal gerektirir. Bu yükün altında bunu yapanlar ezilir yok olurlar. Yazık, çok yazık. Duyan, okuyan, dinleyenin kafasında bir acaba sorusu oluşsa çok yazık. Ben burada yönetenleri savunmuyorum.Mutlaka insan hata, yanlış yapar. Tabii ki iyinin güzelin düşmanı;  daha iyi ve daha güzeldir. Her şeyin daha iyisi daha güzeli her zaman mümkündür. Ama bunu kırarak, dökerek , dağıtarak, iftira atarak, karalayarak ona buna çamur atarak değil. Toplantılarda yapıcı eleştirilerle, açık, şeffaf demokrat olarak, ayak oyunları yapmadan eleştirilir de yönetime de talip olunur. Ancak sofrada gözümüzün olması için harmanda izimizin olması gerekir. Daha da ötesi samimi olarak sadece iyi hizmeti amaçlayarak. Bunun ötesinde her gayret beyhude, her oyun geri tepecektir. Ayrıca Kastamonuluların Ankara da ki son şansı olan bu sivil toplum örgütlerini zaafa uğratmak büyük kötülüktür ve mutlaka Kastamonu sivil toplum tarihi bunu kaydedecek ve asla affetmeyecektir.”…

Yazının öncesi ve sonrası da var, ancak Sayın ŞAHİN ile  birlikte yola çıkmış, gördüğü olumsuzlukları, gerek yazılı gerekse sözlü olarak açık yüreklilikle ortaya koyarak bu süreçte yanında olan birisi olarak yazacak ve söylenecek o kadar çok şey var ki, öz eleştiriyi yapamayarak, yapanları algılamayarak  gelinen nokta da özellikle yönetici gurubunu ilgilendiren birkaç eleştiriyi sunmak istiyorum.

  • Sivil toplumculuk adına yapılan faaliyetlerde yetkili yönetim kurulu yerine yetkisiz yönetim gurubunu çalıştırırsanız,

  • Emeği geçenlere teşekkürü  çok görerek, selden sudan sebeplerle toplantılarda rencide ederseniz,

  • Sivil toplumda yönetimi kendi ideoloji ve dünya görüşünüze göre dizayn etmeye kalkışırsanız,
 
  • Beyinlerde oluşan çeşitli kuşku ve olumsuzlukları gidereceğiniz yerde kaos ve kavga ortamı yaratırsanız,

  • Üye derneklerinizin faaliyetlerine kapalı kapılar arkasında yıkıcı, yıpratıcı ve olumsuz eleştiriler yöneltirseniz,

  • Üye derneklerin  yöneticilerini, Kastamonu’nun köyleri, yaylaları dahil katıldığınız hemen her ortamda dilinize dolayarak fitneye, fesada ve hasede yol açarsanız,

  • Yine yol arkadaşlarınızı, hatta gurubunuzu başkalarının yanında yerden yere vuracak derecede riyakarsanız,

  • Üye derneklerin faaliyetlerini sorgulayarak, “benden izinsiz neden yaptın” noktasına takılır kalırsanız,

  • Komplekslerinize  esir düşerek, büyük emek harcanarak yapılmış işleri görmezden gelerek armudun sapı, üzümün çöpüne takılırsanız,

  • Korkularınızla hareket ederek size yöneltilen  her yapıcı eleştiriyi koltuk kavgasına yorarsanız,

  • Yaptığınız genel kurullarda kendinizi siyasetçi, siyasi parti yöneticisi yerine koyarak, misyonunuzu ilgilendirmeyen kürsü konuşmaları yaparsanız,

  • Yine sivil toplumculuğunuzun verdiği avantajları milletvekili veya belediye başkanı olmaya basamak olarak görürseniz,

  • Kastamonu’nun sorunlarının çözümüne ilişkin takipler yerine, oğlunuzun, kızınızın, damadınızın işini takip ederseniz,

  • Hemşerilerinize “plaket verirken bile adap, erkan bilmiyorlar”  dedirtecek şekilde, şahsi ziyaretlerinizde poşetten çıkardığınız plaketi “bunu size getirdim” diyerek, metropol ilçe belediye başkanlarına verirseniz,

  • Merkezinize bitişik binada yıllardır görev yapan ama merkezinizin kapısını bile açmayan harekete ne katkı yaptığı halen soru işareti olarak kalan birisine, onursal başkanın bile hayretle “buna neden plaket veriyorlar, anlamadım” dedirtecek kadar ödül işini sulandırırsanız,

  • Sivil toplumun dünyaya açılan pencerelerinden birisi olan, faaliyetlerinizi, duyurularınızı, sorunlarınızı, hedeflerinizi yayınladığınız web sayfanızın güncellenmesinde sınıfta kalırsanız,

  • Faaliyetlerinizin özellikle maddi boyutunu ilgilendiren ispatlanmaya hazır, iddialı yazılara cevap vermek yerine, yazanları “o sadece eleştirir” diyerek sağa sola şikayet ederek, yayından kaldırılması doğrultusunda baskılar yaparsanız,   http://www.tosya.gen.tr/content/view/3045/3/

  • Federasyon üyesi dernek yöneticileri arasında muhatap alacaklarınızı bilemiyecek kadar gözünüzü karartarak nezaket ve adabı muaşeret kurallarını çiğniyorsanız,

  • Ben varsam varsınız, yoksam yoksunuz mantığınızı değiştirmiyerek vizyonunuzun bitiminde köşenize çekilemiyorsanız,

  • Geçmiş yıllardan bu güne kadar, bu trenden hangi istasyonda kim neden indi sorusunu sorup cevabını aramazsanız,
 
Kusura kalmayın beyler ama bu sivil toplumculuk falan değil, SEFİL TOPLUMCULUK’tur. Bu şekilde sizi ne Kastamonu ne de Kastamonulu ciddiye alır. Yukarıda yazılanları düşünüp zararın neresinden dönersiniz bilemem ama, Kastamonu Sivil Toplumculuğunun maalesef bu şekilde artıya  geçmediği ortada, Ankara’da miras bitti  bitmek üzere, güven tükendi ve heyecan da tükenmek üzere. Bunlar gerçekleriniz, gerçeklerimiz ve de veballerimiz…
 
Sayın Onursal Başkanın tespitlerine katkı sunmak, hareketin geçmişten günümüze kadar yaşadığı süreci bir daha gözden geçirmelerini belki sağlarız diye bu yazıyı kaleme aldım. Hazır dernekler, dernekçilik gündemdeyken  katkı sağlamak istedim. Umarım daha heyecanlı, daha dürüst, daha memleket sevdalısı  hemşerilerimiz “yeter artık” diyerek, işin etiketinde kalmayıp, özüne inecek ekipleriyle bu olumsuzluklara son verirler. Yoksa biz daha çok yazıp çizerken olan yine bize olur.

Esen kalın.





Görüntüleme sayısı: 3667

  Yorumlar (16)
Teşekkürler.
Yazan MUHARREMSOYSAL, 07-10-2008 20:41
Sayın Eken,öncelikle birçok kişinin bildiği ama söyleyemediği kapalı kapılar ardında yapılan eleştirileri ve yapılan hataları yanlışları yazdığınız kaleme aldığınız için teşekkür ediyorum.Yazınız bazı kişi veya kişileri rahatsız edecek,size tepki gösterecekler.Bu gayet normaldir.Bence tepki yerine yazıyı okuyup kendilerine yöneltilen eleştirilere cevap vermeliler.Kas-Der-Fed son yönetim kurulunda görev alan hemşerilerimize dikkat çekmek istiyorum.Federasyon tarafsızlığını yitirmiş,Ynt.Kurulu üyelerinin çoğunluğu Sn.Başkanın ideolojik görüşüne hakim kişilerden seçilmiştir.Çünkü Sn.Başkan farklı siyasi görüşlere ve onlar tarafından yapılan özeleştirilere tahammül edememektedir.Takdiri Kastamonulu hemşerilerimize bırakıyorum.Lütfen Kasyöder ve Kas-Der-Fed'i şahsi çıkarlarınıza,ideolojik görüşlerinize alet etmeyin. 
Saygılarımla.
sivilden sefile geçen toplumculuk
Yazan hakanertas, 10-10-2008 09:17
Sayın Hüseyin EKEN'in yaptığı tespitler için ekleyecek birşey yok. Kendisi hem bu işin içinden gelen birisi olduğu için hem de son dönemde yaşanan olayların doğrudan içinde olduğu için -tıpkı benim gibi- eksik bırakmadan sıralamış.  
 
Bu işlerde önemli olan DÜRÜSTLÜKtür! Bu işlere soyunacak insanların her türlü kişisel ihtiraslarından sıyrılmış, BEN yerine BİZi koyabilmiş kişiler olması elzemdir. Başkaları tarafından yapılan güzel işleri (özellikle de hemşehrileri tarfından) içerisinde kendisi olmadığından dolayı sudan sebeplerle karalamayı kendilerine yakıştıranların bu yerlerde uzun soluklu olarak bulunmaları zordur. Tarih bu kişilerden hesap soracaktır. 
 
Selam ve Saygılarımla... 
Hakan ERTAŞ 
TOSYA-DER Basın Müşaviri
Yazan gerekli, 11-10-2008 23:48
ALLAH AŞKINA NEDİR Kİ BU YAZILANLAR ÇİZİLENLER. TOSYA GÜNDEM DE AYNI YAZI, KASTAMONU POSTASINDA AYNI YAZI. SÖYLERMİSİNİZ BEYLER, YUKARILARDA NELER OLUYOR? HİÇ ZORLAMAYIN BOŞUNA. HEP AYNI TERANE. SAYIN ONURSAL BAŞKANI, BIRAKIN GÜNDEMDE TUTMAK İÇİN ÇABA SARFETMEYİ,AĞZIYLA KUŞ TUTSA (ki hedeflediğini canı gönülden isteyenlerdedim) KİMSEYE YARANAMAZ, BİR YERLERE GELEMEZ, G -E- T- İ- R- M- E- Z- L- E- R 
Saygılarımla
Toplum ve Sefiller
Yazan kamuoyu37300, 12-10-2008 10:40
Gerekli'nin görüşüne tamamen katılıyorum.Sahi neler oluyor merak etmeye başladık. Federasyondaki görev değişikliği, TSTKB deki görev değişiklikleri birilerini fena halde sinirlendirmişe benziyor. Kişisel (bana göre öyle olduğu kanaatindeyim.) meselelerinizi internet ortamına taşımanın kime ne faydası var? Beyler Sivil Toplum Kuruluşları dediğiniz müesseseler kişisel ihtirasları tatmin etme yerleri değil,hizmet etme müeseseleridir. Bırakın şahsi işlerinizi başka mecralarda halledin. Memleketin hayrına çivi çakandan Allah (cc) razı olsun. Destek olmayacaksanız,sizlerin bizlerin hepimizin birbirimizin desteğine ihtiyacı olduğu bu günlerde , bari köstek olmayın. 
Saygılarımla. Recai ÇATALOĞLU
YAZAR'A AYIP OLMUYORMU?
Yazan sivilinsiyatif, 13-10-2008 14:16
Gerekli nickiyle yazan hemşerimin sanıyorum yazıyı bir daha okumasını önereceğim, burada bahsedilen konu tamamen Ankarada Kastamonu adına sivil toplumculuk yapanların yaşadıkları ve bildiğim kadarıyla mevcut konumunu koruma adına yine Tosyalı olan Federasyon yöneticileri tarafından TOSYA-DER ve Tosyalılara yapılan haksızlık. Sayın Onursal Başkanın gündemde tutulması ile nasıl bir ilinti kuruldu, bunu anlamak hayli zor. Bir yerlere gelir veya gelemez bunu zamanla birlikte görürüz. Allah, onun talip olduğu görevi yazgısına yazmışsa bunu dünya bir araya gelse kimsenin engelleyemeyeciğini de bilmekte fayda vardır. 
 
Yine Sayın ÇATALOĞLU neden yapılan görev değişikliklerine yordu bunu anlamakta imkansız. Sayın EKENin adresini verdiği yazının yayınlanma tarihi 31 Mart 2008, Federasyonun görev değişikliği 11 Mayıs 2008, TSTKB görev değişikliği ise 10 Ağustos 2008 , şimdi bu yorumu iki şeye yormak gerekiyor, birincisi;önceki yazı ve bu yazı iyice okunmadan yazılmış kabul edilebilir, ikincisi; bu yorumda kasıt var, birilerinin değirmenine su taşınmaya çalışılıyor, benim tespitim bunlar, takdir yine Tosyalıların olacaktır.  
 
Kaldı ki süreç yine yazıda belirtilenlerin bir kısmına daha önce verilen tepkiyle de bağlantılıdır. TOSYA-DER Basın Müşaviri Sayın ERTAŞın 27 Aralık 2007 tarihinde yayına verdiği TOSYANIN VEBASI: HASUDİZM isimli yazısıyla başlamıştır. Bütün bunları yan yana koyarsanız konunun TOSYA-DER ile KASDER-FED arasındaki yaşananlardan ibaret olduğunu görürsünüz.  
 
Sayın ÇOBANın deyimi ile ENELİK duygularını aşamamış insanların bunlara takılıp kalmasını yadırgamamak gerekir. Kendi özgüvenini kazanmış birikim sahibi insanlarında yine bunlara takılıp kalmayacağını da bilmek gerekir. Sayın EKEN sadece yazdığı yazılar ile değil, altına imza koymadan yaptığı çalışmaları da hemşerilerimizle paylaşmasını bilmiştir. Örneğin, haritaya olan tepki, Tosyalı Kız, Dört Mevsim Kastamonu kitabına olan tepki, Devlet Ormancılığından Millet Ormancılığına isimli haber, Tosyayı konu alan beratı içeren haber, D-100 yolundaki kaza istatistikleri vb. Bütün bunlar hazırlanıp web sayfalarına göndermiş ama altına imzasını koymamıştır. Yine Sayın EKEN bizimle paylaştığı kadarıyla kendisine federasyon başkanı olması teklifini geri çevirmiş, yine TSTKB Kurucu Başkanı olması teklifini de yapılan ısrarlar sonucu kabul etmiştir. Bunun halen hayatta olan şahitleri 16 Haziran 2007 günü Doğan Tuğla Fabrikasındaki toplantıya katılan Tosyalılardır. 
 
Bu çok ender örneklerdendir, bana başkan desinler diye olmadık fırıldağı çevirenlere inat ender örneklerdendir. Şimdi sırasıyla Sayın ERTAŞın yazısı sonrasında Sayın EKENin önceki ve bu yazısı ciddiyetle değerlendirilmesi gereken bir yazıdır. Federasyon yönetimi; ya Tosyalıyı ikna edecek bir açıklama yapacak, yada bu harekete verdiği zararı sona erdirmek için istifa müessesesini çalıştıracaktır. 
 
Bunlar şahsi işler değildir, başkanlık sürtüşmeleri falan hiç değildir. Bunlar açık yaradır, ya tımar edeceğiz yada kanser devam ederek bünyeyi eritmeye devam edecek. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.(Hadis-i Şerif)
EL İNSAF!
Yazan HEKEN, 13-10-2008 14:56
(&./.Allah fırsat verdikçe kalemimiz döndüğünce buralardan sizinle beraber olacağız, bazen sevincimizi bazen üzüntümüzü paylaşacağız, insanımızın sorunlarını, sıkıntılarını anlatmaya çözüm önerileri sunup bize sunulanları da değerlendireceğiz. Burada yeri gelmişken yazdığımız yazılara okuyucularımızın yorum yazma özgürlüğüne de saygı gösterme açısından gerekli düzenlemeyi yapmalarını site yöneticilerinden istirham ediyorum../&) 
10 Aralık 2006 tarihinde bu köşede yazdığım bir yazıdan bir alıntı bu. Okuyucuya yorum yazma özgürlüğü verme ve yazılan yorumlardan ders çıkarma adına bu paragrafı yazmıştım ben.  
Ancak bu yazıma yazılan iki yoruma üzüldüm doğrusu. Sayın Kazım ŞAHİNin gündemde kalması için benim yazılarıma ihtiyacı yok, Tosyada bu iş o kadar kolay ki bunu (Bedelli ve Ayarlı Kalemler) daha önce izah etmiştim. Ismarlarsanız bir tabak pilav, konuyla alakanız olsun olmasın yazı arasına isminiz sıkıştırılır, üstüne az da tas kebabı olursa yine alakasız bir yazının ortasına resminizi koyarlar, hem pilav hem taskebabı artı tatlıyı da ısmarladığınız da artık sizin yeriniz manşettir hem de birkaç haberde, Sayın Başbakan ile görüşmüşsünüzdür, Sayın Cumhurbaşkanı ile diz dize oturmuşsunuzdur. Yol ve yöntem bu. Yani kısaca Sayın ŞAHİNin bana hiç ihtiyacı yok, ama gördüğüm kadarıyla pilav ısmarlamaya da niyeti yok.  
İkinci yorum daha bir rencide edici, Sayın Sivilinsiyatif sağolsun doğruları yazmış, evet tarafıma Federasyon Başkanı olmam için bir teklif yapıldı, ancak bana yakışan bir nezaketle geri çevirdim. Yine TSTKB fikrini ortaya atan benim, TOSYA-DER Yönetim Kurulu konuya sıcak bakarak gereken desteği verdi. Kurulması için hep beraber epey çaba sarfettik. Kuruluşa ilişkin imzalar atıldıktan sonra Sayın ABAYIN, Sayın CEVİZCİ, Sayın SAYKAL başta olmak üzere tarafıma yapılan ısrarlı teklifi yine çalışma arkadaşlarımla ayaküstü değerlendirerek kabul ettim. Yani başkan olma, başkan kalma gibi bir derdim olmadı olamazda. Karınca kararınca herkesin yapması gerekeni, yaptığını, bizde yapıyoruz. Şan, nam, şöhret bunlar bana göre şeyler değil. 
Değerli hemşerilerim lütfen önerdiğim www.tosyader.com adresini iyi inceleyerek, yine arama motorlarından TSTKB yazarak yazılanları, yaşananları, yapılanları değerlendirmeden geri kalmasınlar. Yine dilimizin döndüğünce burada ve www.kastamonupostasi.com sayfasında yazdıklarımı birer birer okusunlar. Sonra bu yorumları bir daha değerlendirsinler. Lütfen Sayın hemşerilerim, önceliğiniz memleketiniz olsun, önceliğiniz hemşerileriniz olsun, kusur arıyorsanız mutlaka bulursunuz, ha yakından tanıyanların söyleyeceği en büyük kusurumu ben zaten biliyorum. Haksızlığa prim vermem, riyakarlığı sevmem, yalaklığı ve salaklığı asla affetmem, konu Tosya olunca akan sular durur, konu Tosyalı olunca kalbim hep çift vurur. Kusuruma gelince ses tonum BAStır, yani bütün bunları dile getirirken, haksızlığa isyan ederken, yanlışa yanlış derken, dürüstlüğü savunurken doğru ton olan yüksek tonu kullanırım. Bana göre Mıdara Müslümanlığından, karından konuşmaktan, beyin arkası ile düşünmekten çok daha iyidir. Ya size göre? 
 
Saygılarımla
OKUDUĞUMUZU ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Yazan kamuoyu37300, 15-10-2008 00:31
Şunu açık ve net bir şekilde ifade etmem gerekiyor galiba.Ya okuduğumuzu tek taraflı okuyoruz ya da okuduğumuz gibi anlama ve yorumlama gayretine giriyoruz.Bi kere "gerekli"nick'yle yazan yorumcunun ne demek istediği pek anlaşılmışa benzemiyor galiba. Bakın ne diyor (ki hedeflediğini canı gönülden isteyenlerdedim).Peki bu ifadede ne var şimdi?Acaba "gerekli" birilerine bir şeyler mi demek istemiş veya istiyor,bunu hiç düşündük mü? Meseleye bir de bu açıdan baksak doğru mu olur acaba? Ben sizlerin baktığı açıdan bakmadım,sanki bir şeyler demek istiyor gibi geldi bana.Bu da benim şahsi kanaatim.Sürç-i lisan ettikse afola. 
Kendi yorumuma gelince : "gerekli" nin yorumuna başka bir açıdan baktığım için görüşlerimi yazdım ve "Kişisel (bana göre öyle olduğu kanaatindeyim.) meselelerinizi internet ortamına taşımanın kime ne faydası var?" diye de ekledim. Bu benim kanaatim,onu da hoş görün lütfen. Ama şimdi diyorum ki; iyiki de onları yazmışım.Çünkü Üst Kademede neler olup, bittiğinden yavaş yavaş haberimiz olmaya başladı.Yalnız Sayın EKEN'e birazcıkta olsa kırılmadım desem yalan olur.Yorumlara kızmayın lütfen.Her yazdığınıza doğrudur,evet doğrudur,H.Eken yazdıysa doğrudur diye tabirimi hoş görün kavuk sallanırsa,yazdıklarınızın içinde olması muhtemel yanlışları da doğru zannetmeye başlarsınız ki, Allah korusun,o zaman felaket olur.Kişilerin şahsiyeti tamamen kendilerini ilgilendirir ve saygılı olmak mecburiyeti vardır,biz de saygılıyız ve saygıda kusurunuzun olduğunu da düşünmüyoruz. 
Ayrıca Sayın Kazım ŞAHİN'i severiz sayarız.Kendisine muhabbetimiz vardır. Gene de "gerekli" nin ne demek istediğini bir kere daha düşünsün diye acizane tavside bulunuruz. 
Saygılarımla.RECAİ ÇATALOĞLU
DÜZELTME
Yazan kamuoyu37300, 15-10-2008 00:35
Ayrıca Sayın Kazım ŞAHİN'i severiz sayarız.Kendisine muhabbetimiz vardır. Gene de "gerekli" nin ne demek istediğini bir kere daha düşünsün diye acizane tavsiyede bulunuruz.  
Saygılarımla.RECAİ ÇATALOĞLU
Neden rahatsız oldunuz?
Yazan MUHARREMSOYSAL, 16-10-2008 10:29
Benim yukarıda yapmış olduğum yorumla ilgili Sn.Kasyöder ve Federasyon Başkanımız rahatsız olmuşlar.Dün akşam Kasyöder Ynt.Krl.Toplantısı varmış.Kendisi bizzat beni davet etmekten neden çekindi,aracı kullandı bu da ayrı bir nezaketsizlik.Toplantı odasında internette yapmış olduğum bir yorumla ilgili ben toplantı odası dışında iken ynt.krl arkadaşlarıyla bu yazıyı kendi istediği gibi arkadaşlara anlatıyor kendini haklı çıkarmaya çalışıyor.Ben yapılan yorumun ve sözlerimin arkasındayım,bazı kişiler gibi insanların arkasından kapalı kapılar ardında konuşmuyorum.Benim yorumum Kas-Der-Fed'le ilgilidir,Kasyöderle ilgisi yoktur.Bunu eğitimci kimliği olan sayın Başkanımız anlayamamış olsa gerek.Kendisi her iki dernektede Başkanlık yaptığı için karıştırması doğal.Kastamonu dernekleri kan kaybediyor sn.başkan.oturup bu şunu demiş o şöyle yapmış diye şikayette bulunacağınıza çözüm yolları aramalısınız.Madem çekindiğiniz bir şey yok,neden rahatsız oldunuz.Yada rahatsız olduğunuza göre yukarıda yazılanların hepsi doğru ki sizi bu kadar rahatsız etti.
DOĞRU YAZMIŞ DEMEKKİ!
Yazan yassah hemşerim, 17-10-2008 09:38
"Federasyon yönetimi; ya Tosyalıyı ikna edecek bir açıklama yapacak, yada bu harekete verdiği zararı sona erdirmek için istifa müessesesini çalıştıracaktır." 
 
Bu işin en zor olanıdır, kolayı ise; ya yazıları yayınlayan web sayfalarına her türlü baskıyı uygulayarak yazıları yayından kaldırmaya çalışma -bu sefer bu tutmadı galiba- veya alışkanlıkları devam ettirerek Sayın SOYSAL'ın ifadesiyle kişileri çağırmadan kapalı kapılar arkasında dedikoduya devam ederek Yayın Kurulu Üyesi olduğu dergide yayınlanan ve ALINTI YAPILAN yazıdan haberi olmayanlara yazarın tespitini teyit edercesine -Üye derneklerinizin faaliyetlerine kapalı kapılar arkasında yıkıcı, yıpratıcı ve olumsuz eleştiriler yöneltirseniz, 
- yine hiç sıkılmadan kişileri çekiştirmektir.  
 
Kendisine yakıştıranlar olabilir, ancak toplumun genelinin söyleyeceği söz -AYIPTIR BEYLER AYIP- olacaktır.
Yazan zofil, 17-10-2008 15:48
Bu nasıl iş ya; birisi yazıyı yazar ondan sonra benim yazıdan haberim yok der. Birisi Yönetim Kurulu Üyesini doğrudan değil dolaylı davet eder toplantıya sonrada içeri almadan arkasından eleştirir. Dansöz müsünüz dernek yöneticisi mi? İşinize gelmedi mi kıvırıyosunuz? Asene bile elinize su dökemez! 
 
Kardeşim ya siz bu işi bilmiyosunuz ya da gideceksiniz de nasıl gitsek diye bahane arıyosunuz. Cami duvarına işemeyi bırakın. Sizin için en güzeli köşenize çekilmektir. Zaten onursal başkanınızda sizden bir yol olmayacağını anlamış olmalı ki böyle bir yazı kaleme almış!
TOSYA BELEDİYE BAŞKAN ADAY ADAYLARI
Yazan kamuoyu37300, 20-10-2008 22:59
İnşaallah duyduklarımız doğru değildir diyerek başlamak istiyorum. 
"gerekli"nin dediği çıkmaya başladı galiba.Yukarıda söylemiştik,Sayın Şahin "gerekli"nin dediklerini bir daha düşünsün,belki bir şey söylemek istiyordur diye.Bu gün ne demek istediği biraz daha netleşmeye başladı gibi gözüküyor.Mesela eski Belediye Başkanlarımızdan Sayın Hasan LEBLEBİCİ TOKİ deki evleri ziyaret ederek Belediye Başkanlığı için destek turlarına başlamış bile."gerekli" haklı çıkacak galiba. Sayın Kazım ŞAHİN'i aday göstermeyecekler.Ben de "gerekli"ye ilave olarak diyorum ki G-Ö-S-T-E-R-M-E-Z-L-E-R 
Ha bu arada Sayın Sait GÜLABACI'nın başkanlığı yeniden hayırlı olsun. 
Saygılarımla.RECAİ ÇATALOĞLU
Yazan ANADOLUM, 21-10-2008 20:54
Yukarıda yer alan yorumları tebessümle izliyoruz.Doğup büyüdüğümüz topraklardan ayrılarak,ülkemizin değişik yörelerinde yaşayan Kastamonulular olarak memleketimizin gelişimine, tanıtımına, sosyal,kültürel ve ekonomik kalkınmasına nasıl destek olabilir,hangi katkıları sunabiliriz diye hiç bir bireysel beklenti içerisine girmeden hemşehrilerimizle Ankara'da bir araya geldik.Çalışmalarımızı ve çabalarımzı çok zor koşullar altında sürdürmeye çalışıyoruz. 
Fakat yukarıda yer alan yazıya ve yazıyla ilgili yorumlara baktığımızda Kastamonu Dernekler Federasyonu'nun sanki bir iki kişiden ibaret olduğu,sahibininde bunlar olduğu gibi bir izlenim doğuyor. 
Sevgili Hemşehrilerim bu son derece yanlış.Bu kuruluş bir iki değerli hemşehrimizin arasındaki anlamsız,kısır çekişmelere feda edilemeyecek kadar önemlidir.Henüz emekleme sürecinde olan bu kuruluşu kaprislerini, ihtiraslarını ve kendilerini aşamamış bir iki arkadaşın yanlışlarına kurban etmek,buradan hareket ederek büyük emeklerle kurulmuş ve önemli hizmetler etmiş bir kurumu karalamak haksızlıktır.Bu tip yaklaşımların sahipleri de dahil kimseye yararı yoktur.Bu kuruluş içerisinde akademisyenler, eğitimciler, hukukçular,iş adamları,kamu ve özel kuruluşların çeşitli kademelerinde önemli görevlerde bulunan çok sayıda değerli hemşehrimiz yer almaktadır.Bu gereksiz tartışmalardan Ankara'da yaşayan Kastamonulular olarak son derece rahatsızız.Bu tip yaklaşımların bize sağlayacağı hiç bir katkı olmadığını biz yıllardır yaşayarak öğrendik. Bütün sağduyulu hemşehrilerimizi bu konuda duyarlı olmaya çağırıyoruz.Hata yapmayanlar sadece mezarlıklardaki ölülerdir.Artık laf üretmek ,birbirimizi karalamak ve çelme atmak yerine,iş üretelim.Karşılıklı sevgi,saygı ve dayanışma içerisinde hizmet etmenin yollarını arayalım.Saygılarımla! 
Yaşar TÜRKER 
Eğitim Yöneticisi
ARAŞTIRALIM LÜTFEN!
Yazan HEKEN, 22-10-2008 10:27
Sayın TÜRKERin yorumu oldukça ibret verici, aslında bu iki kişi arasındaki bir çatışma, kavga veya benzeri bir şey değildir. Bu yazı, öğretmenlerimizin bize öğrettiği doğrultuda özet olarak ; yanlışı yapan değil Tosyalı, babanızın oğlu bile olsa sahip çıkmayınız ve mutlaka karşı durunuz anlayışının ortaya koyduğu teamüldür. 
 
Burada hamaset dolu yazılar yazılarak yazarı suçlamak yerine, yazıda yazılanların gerçek olup olmadığının irdelenmesi ve bu yazının yazılmasına sebep olanların kendilerini aşma örneği sergileyerek Kastamonulu olmanın gereğini yapmalarıdır. 
 
Belli bir noktadan sonra erimeye yüz tutmuş bu hareketin ikinci genel başkanının istifası sonrasında yapılan genel kurul toplantısına gösterilmeyen ilgiyi gören yorumun yazarı o gün şöyle demişti buraya 10 dernekten 38 kişiyi toplayamıyorsak bu iş bitmiştir salonda bulunan delege sayısı 25 bile değildi. Sonuçta tüzüğe aykırı yasal olmayan durumla başkan seçildi veya görevlendirildi. 
 
Bu işler öyle biz şu kadarız, bu kadarız demekle olmuyor maalesef hocam, lütfen özellikle yazının yazarının, şimdiye kadarki tespitlerini ve bu hareketin içerisindeki katkısını, özeleştirisini, sözlü ikazlarının arkasından yazılı olarak ta yaptığı uyarılar neticesinde derginin yayın kurulundan neden ayrıldığını her türlü ideolojik düşüncelerden arınmış olarak, yani objektif olarak araştırarak hemşerilerimizle paylaşmanız gerektiği düşüncesindeyim. 
 
Kapris, ihtiras ve kendini aşamamışlık oldukça göreceli bir kavram hocam, bahsettiğiniz iki kişiden birisi şahsım ise bunu kabul etmediğimi bilmenizi isterken kul hakkı konusunda sizi uyarmak isterim. 
 
Ancak o günden bu güne kadar görmeyen, duymayan, konuşmayan üç maymunu oynayan hemşerilerimizin bu işteki vebali, yazıda bahsedilenleri yapanların vebali bu yazının yazarından daha fazlamıdır, değilmidir? Takdir hemşerilerimin. 
 
Sayın hocam, size saygımız sonsuz, diyecek bir şeyimizde yok, dürüstlüğünden asla şüphe duymadığım bir hemşerimizsiniz acizane önerim; Başkentte Kastamonu Günleri 4 ve devamında federasyon başkanlığı seçim sürecini Küre Dernek Başkanımızla görüşerek bir daha değerlendirmenizdir. Yine derginin son sayısında yayınlanan Sayın ŞAHİNin Kastamonuya Yönelik Sivil Toplum Anlayışının Analizi- ve Sayın Prof Dr. Cemal TUNOĞLUnun -4. Kastamonu Günlerinin Ardından- isimli yazılarını da okumanızdır. 
 
Yazının yazarı olarak yazıda yazılanları madde madde isteyen her hemşerime anlatırım, şahsımı yakından tanıyanlar özellikle kul hakkı konusundaki hassasiyetimi çok iyi bilirler, kul hakkını korurken memleket hakkını da korumak hepimizin vazifesidir, yine konuyu kapalı kapılar arkasında süreci bilmeyenlere izah etmeye çalışmak yerine, onları aldatmak, kandırmak yerine keşke Sayın SOYSAL yerine beni çağırsaydınız, keşke yazıya yazılan yorumu değil de, yazıyı irdeleseydiniz değerli hocam. 
 
Hareketin önemine gelince, benim ve ailemin hiçbir karşılık beklenmeksizin verilen yoğun emeğini inkar edenlerin, ahde vefa duygusu gösteremeyenlerin bu önemi kavramasını beklemenin de safdillik olacağını bilenlerdenim. 
 
Bu konuda belki de bu son yazım olacaktır, Kastamonuya, Tosyaya hizmetin yolu elbette bu olmamalı, ama süreci başlatanların ESTERGON KALESİ tutkusu fitili ateşlemiştir. Gözündeki merteği görmeyenlerin bizim gözümüzdeki saman çöpüne takılıp kalmalarıdır süreci başlatan. Yaklaşık 6 aydır TOSYA-DER şeytan taşlamaktan tavafa vakit bulabilmiş değil, şevk, heyecan, iştah kalmamıştır bizde. ama yaptıklarımızı hemşerilerimiz çok iyi biliyor ve takdir ediyor. Dilerlerse www.tosyader.com sayfalarına girerek bizi irdeleyip, incelebilirler. Zaten ne geldiyse başımıza biat kültürümüz olmadığından ve yaptığımız çalışmalardan dolayı geldi. Baktılar TOSYA-DERin ele avuca sığacağı yok, ondan sonra başladılar aslı astarı olmayan dedikoduların yapıldığı, kalemlerin kırıldığı kapalı kapılar toplantılarına. Biz durumu fark edince iki kez arkadaşları TOSYA-DER Yönetim Kurulu toplantısına davet ettik, geldiler, enine boyuna konuştuk, tartıştık, orada ortak kararlar aldık ama hepsi nafileymiş, sonrasında olumlu bir gelişme göremedik, aksine yaptıklarının dozajını arttırarak bizim tarzımız olmadığı halde, hemşerilerimizi yanlış bilgilendirme ve yanlış yönlendirmeyle bizim üstümüze salmaya devam ettiler, hatta konuyu öyle bir boyuta taşıdılar ki bin bir emekle oluşturulan TSTKB dağıtırız diye bizi iki kez tehdit bile ettiler. 
 
Aslında anlatılacak çok şey var hocam yukarıda okuduğunuz yazı bıçağın kemiğe dayandığının göstergesidir. Ama uzatma niyetinde değilim, sizlerde buraya yorum yazdığınıza göre yazılarım amacına ulaşmıştır. Doğru söylüyorsunuz kimse federasyonun veya derneklerin sahibi değildir, bu yazının bazı bölümlerinde de belirtiliyor.İşbirliği böyle bir anlayışla ve bu enelik düşünceleriyle dolu kafalarla imkansız hocam, imkansız. 
 
Değerli okuyucularım,yorumlarınızı araştırarak ve takıldığınız konularda tarafların bilgilerine başvurarak yazarsanız yanılgıya düşmekten de uzak kalırsınız. 
 
Selamlarımı ve saygılarımı sunuyorum. 
 
Hüseyin EKEN 
TOSYA-DER Gen.Bşk. Yrd. 
TSTKB Kurucu Başkanı
KURUMLARIMIZI,İNSANLARIMIZI KORUYALIM.
Yazan ANADOLUM, 25-10-2008 15:15
Sayın Eken, benim sayın Soysal'ı çağırdığımı,kapalı kapılar arkasında birilerini aldattığımı ifade ediyorsunuz.Bu sözleri aynen sizlere iade ediyorum.Ben yaşamım boyunca ne kendimi,ne de başkalarını asla aldatmadım ve kandırmadım.Sayın Soysal'la Federasyonumuzla veya başka bir nedenle ilgili olarak hiç bir görüşme yapmadım.Dün de yapmadım,daha önce de yapmadım.Umarım sayın Soysal bu yanlışı düzeltir,konuya açıklık getirir.Ben meşru zeminlerde konuşur,meşru zeminlerde görüşürüm.Her alanda kendimi ve düşüncelerimi ifade edebilecek yeteneğe,bilgi birikimine,medeni cesarete ve özgüvene sahibim.Hayatım boyunca hiç kimseye yağcılık,yalakalık ve dalkavukluk yapmadım.Ben neysem oyum. Geldiğim yerlere,makam ve mevkilere kimsenin eteğine yapışmadan,esen her rüzgara karşı yön değiştirmeden, çalışarak, üreterek geldim.Kendini insan sanan, ahlaksız insan müsveddelerinin her türlü alçakça oyunlarını bozarak bu güne kadar ayakta kaldım.Doğruları her yerde her zaman ödün vermeden savundum.Bu benim yaşam biçimim.Asla kimseye boyun eğmem.Asla kimsenin hakkını yemem ve yedirmem.Bu yüzden ağır bedeller ödedim.Ama şu an vicdanım rahat ve mutluyum. 
Şeytandan bahsediyorsun.Ne şeytanı be? Siz önce şeytanları kendi içinizde ve çevrenizde arayın. Sürekli mazlum ve mağdur rolü oynuyorsunuz.Özenle takip ettiğim bir iletişim kanalını da buna alet ediyorsunuz.İdeolojik düşünceden arınmaktan bahsediyorsunuz.Kasyö-Der ve daha sonra kurulan Federasyon içerisinde sosyal sorumluluk bilinciyle hizmet eden arkadaşlar düşüncelerinden,felsefi inançlarından ve duruşlarından ödün vermeden birlik ve dayanışma içerisinde,karşılıklı hoşgörü,sevgi ve saygı çerçevesinde çok değerli çalışmalar yaptılar.Her türlü siyasi görüşe eşit mesafede durdular.Doğru olanı yaptılar. 
Sürekli Sayın Kazım Şahin'i gündeme getiriyorsunuz.Haksızlık ediyorsunuz.Sayın Şahin Kastamonu Sivil Toplum Hareketini arkadaşları ile Ankara'da örgütleyen ve bu harekete damgasını vuran degerli bir hemşehrimizdir.Lep!Lep!,Dep!Dep! lerle,Köçek tiplemeleri ile anılan Memleketimizin gerçek kültürünün, sanatının,tarihi,doğal güzelliklerinin ve tüm değerlerinin yüz binlerce insana tanıtılmasına arkadaşları ile birlikte önderlik etmiştir.Doğup büyüdüğümüz topraklarla,bu toprakların onurlu ve yürekli insanları hakkındaki olumsuz imaj başkent Ankara'da yıkılmıştır. 
ilk defa Ankaralılar Sepetçioğlu ve Kastamonu Ezgileri dinlemiş,kültürümüzle, tarihimizle,doğal güzelliklerimizle tanışmışlardır.Uzun yıllardır ben Ankara bulunuyorum.İlk defa bir hemşehri öğgütünün Ulus ve Kızılay caddelerinden yöresel giysileri ile geçişine tanık oluyorum. Ankara afişlerle donatılıyor, sempozyumlarla,konferanslarla memleketimiz tüm yönleri ile saatlerce anlatılıyor, tartışılıyor."Üniversitemi İstiyorum" kampanyası dahil tüm yapılan etkinlikler her kesim tarafından takdir ediliyor. Tanıdığımız bir çok siyasetçi ve akademisyen çalışmalardan övgüyle bahsediyor.Tüm bu güzellikleri görmezden geliyor ,küçümsüyorsunuz.Gelin siz daha iyisini yapın, sizi alkışlayalım. 
Bütün bu yapılanlarda sayın Şahin'in ve ekip arkadaşlarının önemli payı vardır. Yapılanları yok saymak haksızlıktır, vicdansızlıktır.Sayın Kazım Şahin daha sonra siyaset yapacağını belirterek genel başkanlıktan ayrılmıştır.Federasyonun siyasetten uzak durma ilkesi gereği genel başkanın aldığı karar saygı ile karşılanmıştır.Doğru bir karardır. Bunun sonucu ortaya bir boşluk çıktığı doğrudur. Bu boşluluğun yeterince giderilmediği de doğrudur.Sıkıntılar yaşanmakta ve yaşanacaktır.Bir sivil toplum hareketini günümüzde yaşatmak öyle göründüğü gibi kolay da değildir.Ben bu sıkıntıların hemşehrilerimizin duyarlılığı ve katkıları ile aşılacağına inanıyorum. Aksi takdirde yazık olur.İnşallah! Sayın Kazım Şahin'de siyasette memleketimize hizmet etme şansı bulur.İnsanları kolay harcamayalım.Bu insanların sayıları çoğalsın.Bu duygu ve düşüncelerle tüm sevgili hemşehrilerime sevgi ve saygılarımı sunuyorum. 
Yaşar TÜRKER
KURUMLARIMIZI VE DÜRÜST İNSANLARIMIZI KO
Yazan HEKEN, 27-10-2008 10:47
KURUMLARIMIZI VE DÜRÜST İNSANLARIMIZI KORUYALIM& 
 
Sayın TÜRKER, yorumda Sayın SOYSALı sizin çağırdığınıza dair bir ifade yok, çağıranları ben biliyorum zaten, sadece yazdıklarınıza bakarak bulunduğunuz saftan bahsedilmiştir. Kişiliğinizle ilgili yazılan bir şeyde yok, size şunu yaptınız bunu yaptınız diye bir ifade de yok, doğrusu bu feveranın sebebi nedir bilmiyorum. 
 
Özenle takip ettiğiniz bu sayfalarda tarafımdan yazılmış ilçenin sorunları, hedefleri, çözümlerine, tanıtımına ilişkin başka yazılar yazdım ve altına adımı yazmadığım başka haber konuları da işledim, kısaca derdimiz federasyon veya adını saydıklarınız değil. Derdimiz sadece dürüstlük, evet sadece dürüstlük. Sayın Kazım ŞAHİNi nerelerde nasıl gündeme getirdiğimi ben bilmiyorum, bu yazıyla ilgili kendisiyle iki kere görüştüm yazmadan önce ve yazmadan sonra, alıntı da kendi izniyle yapılmıştır.  
 
Kaldı ki biz; bu hareketin vitrininde değil, beyliğinde değil hizmetindeydik, bunu bilen biliyor, 2004 yılı Haziranında gece yarısı Ankaranın girişlerine pankartları asarken, Kızılay meydanında el ilanlarını dağıtırken, Altınparkta etkinlik sonrası gecenin saat 02.00 sinde masa sandalye toplayarak dernek merkezine taşırken, dahası sabah saat 10.00dan akşam saat bazen 22.00ye, hatta 24.00e kadar dernek merkezinde sıcak çorba, sıcak çay kaynarken, Bayramlarda dahil, Cumartesi ve Pazar günleri hemşerilerimiz arı kovanı gibi girip çıkarken biz oralardaydık, çorba kaynatıp, çay servisi yapıyorduk, yüksünmedik, kibir yapmadık, canı gönülden hizmet etmeye, geleni en iyi şekilde karşılamaya, maddi ve manevi olarak katkı sunmaya çalışıyorduk, arzu ederseniz bunu sorarak teyit edeceğiniz o kadar hemşerimiz var ki. Kimse yapılanları küçümsemiyor, sadece daha iyisinin yapılmasını beklerken, kaybedilen kana, eriyen harekete, STKnın birilerinin enelik duygularına kurban edilmesine üzülüyor, emek bizimde emeğimiz& 
 
Şimdi Sayın TÜRKER, bu yazının asıl muhataplarının sesi soluğu çıkmazken, yazılanlara cevap veremezken sizin yorum yazmanız ve savunmaya çalışmanız oldukça manidar. Bu erimeyi teyit eden şu cümle buraya 10 dernekten 38 kişiyi toplayamıyorsak bu iş bitmiştir size ait değil mi, yoksa ben yanlış mı hatırlıyorum. Bu gün dernek merkezi çoğu gün kapalıyken, bayramlaşma günü dahil orası açılamıyorsa bunu alkışlamayanları kötü, yıkıcı, bölücü ilan etmek ne kadar doğru bunu tartışalım. Bir önceki yazıda yazılanları okudunuz mu bilmiyorum, bence okumalı ve bunu sormalısınız doğrumu değil mi diye, aldığınız cevaba göre kendi erdemlerinizle ilgili yazdıklarınızın gereğini bir daha yaparak koyacağınız tepkiyi merak ediyorum. Kaldı ki yukarıdaki yorumda sizin dürüstlüğünüz konusundaki düşüncem şüphe götürmeyecek derecede açık ifade edilmiştir.  
 
Konuyu başka mecralara taşımaya hiç gerek yok, alın iki yazıyı da önünüze yazının muhataplarını çağırarak bu hemşerimizin yazdıkları doğrumu değil mi diye sormanız kafidir. İlk yazıya cevap vermek yerine neden yayına koyan web sayfalarının editörlerine baskı yapılarak kaldırılmaya çalışıldı, neden haddini bilmez bir densiz tarafından yazarın ailesi telefonla tehdit edildi. Bunları sorarsanız umarım doğru cevapları alırsınız. Yoksa ne yazılarda ne de yorumda kesinlikle muhatap siz değilsiniz, sadece yanlış bilgilendirmeye, yanlış yönlendirmeye kapıldığınızı düşünüyorum. Lütfen Sayın TÜRKER, bende dahil herkes doğruları konuşmalı, doğruları anlatmalı, memleketini, hemşerilerini küçük düşürmeye ben de dahil kimsenin hakkı yok. 
 
Temsil ettiği misyonun yüklediği sorumluluğun bilincinde olanların değil bu türden yazılara muhatap olacak davranışlarda bulunmaları, trafikte kırmızı ışığa, alkollü araç kullanmaya bile dikkat etmeleri gerekir. Aslında yazılacak daha çok şey var, irdelenecek, sorgulanacak o kadar çok şey var ki, ama ben artık yazmayacağım, kendi üstüme düşen sorumluluğu fazlasıyla yaptığıma inanıyorum. Bundan sonrasında vebal tamamen bu hareketi büyütmek, yeniden eski heyecanı kazandırmak, şeffaf, hesap verebilir duruma getirmek isteyenlerindir. 
 
Selam ve saygılarımla,

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım