Online Sayaci 0







Kayıp Parola?

Kim Online

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

pöhre

( topraktan yapılmış boru. pöhre gibi sesi var )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa
Sistemden Beslenenler Ve Ötekiler Yazdır E-posta
Monday, 03 November 2008

Active Image

 

 

Hüseyin Eken
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


“Siyasetin ıslah edilmesi için güç ve yetkilerini “kamu çıkarı” doğrultusunda kullanacak iyi ahlak sahibi kimselerin seçilmesi ve bunların iş başına getirilmesi şeklinde bir öneri yeterli değildir. Bir oyun kuralları ile belirlenir ve daha iyi bir oyuna ancak oyunun kurallarını değiştirmek suretiyle ulaşılabilir.” James M. Buchanan
 
Yukarıdaki sözleri okuduğumuzda idarecilerin, bizim kültürümüzdeki gibi doğru, dürüst, ahlaklı adamlardan seçilmesinin yeterli olduğu tezinin çürüdüğünü görüyoruz. Kaldı ki bu erdemlerin bile zor bulunduğu idareci tipi ülkemizde maalesef çoğunlukta.
 
Türk kamu yönetiminin kalite konusunda iki temel sorunu bulunmakta: Birincisi, sistem kalitesidir. İkincisi ise insan kalitesidir. İyi bir devlet yönetimi için kalitenin bu iki boyutunu birlikte ele almak gerekir. Devlette kalite istiyorsak hem sistemi yani kuralları iyileştirmeliyiz; hem de kamu yönetiminde hizmet gören kamu görevlilerinin kalitesini arttırmalıyız. Bu gün insan kalitesi yönünden kamu yönetiminin durumunun hiç de iç açıcı olmadığını söyleyebiliriz. Başta politikacılar! Halkın bu kimselerle ilgili değer yargılarının son derece olumsuz olduğunu biliyoruz. Halkın üst düzey bürokratlar ve yöneticiler hakkındaki değer yargıları da genellikle olumsuzdur.
 
Kanaatimce, Türk halkının önemli bir çoğunluğu yöneticilerin taraflı ve politize olduklarını, çıkarcı davrandıklarını ve genellikle bürokrasiyi arttırdıklarını düşünmektedirler. Halkın memurlarla ilgili değer yargıları da son derece olumsuzdur. Bu konuda yapılan çeşitli anket çalışmalarının sonuçlarına göre halkın önemli bir çoğunluğu devlet ve belediye memurlarının bilgisiz, tembel, yiyici ve engelleyici olduğunu düşünmektedir. Özetle, ülkemizde Türk kamu yönetimi ve bürokrasiye olan güven oldukça düşüktür.
 
Ancak bunu genellemek son derece yanlıştır, beslendikleri sistemi iyileştirmeyi hatta değiştirmeyi göze alamayanların sergiledikleri bu kötü duruş millet ile devlet arasına soğukluk girmesine millet, ödediği vergiden maaş alan, patronu olduğu bürokratın veya idarecinin araya koyduğu mesafeye içerlemekte, bu türden kötü örnekleri oldukça çok görürken, ötekiler yani iyilere ise sinesinde yer açarak ebed müddet sahip çıkmaktadır. Elbette kolay değildir, bu önyargıyı yok etmek, bakış açısını değiştirmek ama bunu başaranlarda yok değildir.
 
Milletvekili maaşlarına kıyak zamlar yapılırken, oturumlara katılmayan, maaş zammını olduğu gibi hazineye devreden, maliye sisteminde olamayacakları oldurmuş, bakanlık makamından çıkışında arabasız, korumasız halkın arasına karışan bir Adnan KAHVECİ’yi hangi dürüst ve ahlaklı vatandaşımız unutabilir.
 
Yine sağlığında dönemin iktidar sahiplerine:

“Sorunlardan kaçmak, çözümlerden kaçmaktır”

“Malzemeyi iyi kullanmıyorsan hatayı kendinde aramalısın halkta değil”

“Serçe bile ölse kendini sorumlu tutmalısın, ama onlar iktidarı babalarının malı gibi görürler ve kırmızı ışıkta durup kuralcı geçinirler. İşsizlikten kahrolanlar, çaresizler, yoksulluktan ölenler onların umurlarında bile değildir. Kimsesizin ölüsünü, çaresizin sırtına sararlar, ama bir gün çaresizler çareyi bulur ve onlarında arkalarından teneke çalarlar”

“Bizim yetişme tarzımızda, eğitim sistemimizde yasakçı bir anlayış var. Tartışma, sorgulama, araştırma ve eleştiri yok. Ezilmiş, bozulmuş, yasaklanmış, kalıplara sokulmuş, siyah beyaz dediğimiz mutlak doğrularla yatıp kalkan bir kültür-eğitim sistemimiz var. Biz halk olarak mutlak doğrulara teslim olmuşuz, hâlbuki ne sosyal alanda, ne teknik alanda mutlak doğru yoktur.

Kim “Kutsal Devlet” diyorsa kutsal değerlere küfür ediyordur. Devletin kutsalı olmaz. Kutsal olan insandır, millettir, duygudur. Üç beş kişinin bir araya gelip kurduğu yönetim organizasyonunun adı olan devletin nesi kutsal. Bizde demokrasi talebi yok, bu yüzden de anti demokrat adamlar istedikleri gibi at koşturuyorlar.

Mevcut sistem Türkiye’nin elini kolunu bağlamış. Mezar taşıma şunu yazın! Hür, demokrat, adam gibi bir ülkede yaşayamadan gitti.”

 
Diyebilen ve adı “Milletin Valisi”, “Aykırı Vali”ye çıkan Recep YAZICIOĞLU’nu hangimiz unuttuk. Elbette bütün bunlar söylemde kalmadı, Kaymakam olarak görev yaptığı Hamur, Ardanuç, Sungurlu, Alaca, Kalkandere, Bahçe, Ayvacık, Kırıkhan ve Akçakoca ile valilik yaptığı Tokat, Aydın, Erzincan ve Denizli’de söylediği gibi yaşayabilmek için çok çalıştı. Ayağına dolaşan mevzuatı ve bürokrasiyi değiştirmek için elinden geleni yaptı, çok başı ağrıdı, ama başardı da.
 
Devletin ildeki temsilcisi ve en üst yetkilisi olarak Devletten çok milletten taraf oldu.  Alışılmış kalıpları yıktı, Milletin derdini dert edindi, millet için çoğu kez sisteme kafa tuttu.
 
Sesli düşündü ve düşündüklerini mutlaka bir fırsatını bulup toplumla paylaştı.
 
Milletin devlet nezdinde sözcüsü oldu, halkın Devlete söyleyemediğini onu adına cesaretle ve yüksek sesle haykırdı.
 
Toplumun güvenini kazandı. Her türlü desteği insanlardan aldı. Yerel katkılarla Devletin verdiğini onlarca kez katlayarak büyük hizmetler üretti. Mevcut sistemden haksız beslenenlerin düşmanlığı onu asla yıldırmadı.
 
Tevazuu asla elden bırakmadı, masa başı yöneticisi hiç olmadı. Sürekli milletin içerisinde onlarla birlikte, onlar gibi birisi oldu. Bunun için ilave bir çaba göstermesi gerekmedi, çünkü nasıl ise öyle yaşadı ve davrandı. 20 yıla yakın valiliğinde 3,5 yıllık bir kesinti hariç sürekli aktif görevde kalması pek çoklarına şaşırtıcı gelebilir. Demek ki gücü icraattan alınca milletle bütünleşince mümkün olabiliyor. Demek ki besleyen ana damar millet olunca, sistem de hükmünü yitirebiliyor.
 
Bu iki değerli vatan evladının zamansız aramızdan ayrılışlarına üzülürken, yurdun dört bucağından tanıyan tanımayan yüz binlerce insanın cenazelerine katımları tesellimiz oldu. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
 
Bürokrasiye bir olumsuz örnekte benim memleketimden;
 
Altı yıl kadar önce, köy yerleşim yeri ile mezarlığın arasındaki derenin üzerine köprü talep eden dilekçemi Ankara’dan postaya verdim. Aradan yaklaşık bir ay geçince Kaymakamlığımızdan dağıtımlı cevabi bir yazı aldım. Yazı hem bana hem de Kastamonu Valiliği’ne gönderilmişti, ekinde de belirttiğim yerde gerçekten bir köprüye ihtiyaç olduğuna dair İlçe Özel İdare Müdürlüğünün inceleme raporu vardı.  Aradan yaklaşık altı ay geçti, ses seda çıkmayınca Kastamonu’ya giderek o zaman henüz kapanmamış olan Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü’ne ve İl Özel İdare Müdürlüğü’ne yazının akıbetini sorduğumda yazının oralara ulaşmadığı bilgisini aldım. Kastamonu Valiliği’ne giderek yazıyı sorduğumda ilgili müdür arkadaş benim dilekçemi ve Tosya Kaymakamlığı’nın yazısını buldu. Neden köprüyü yapacak kuruluşlara yazının gönderilmediğini sorduğumda bana “biz işin gereğini yapmışız, size cevap verilmiş” dedi. Şaşırdım, ancak polemiğe girmenin de bir yararı olmayacağını düşünerek oradan ayrıldım. Evet devlet görevlisi, işin başındaki müdür bey “ey vatandaş biz tetkik ettik, siz doğru söylüyorsunuz belirttiğiniz yerde bir köprüye ihtiyaç var” türünden bir cevabı işin gereği yapıldı anlayışıyla DOSYA’ya kaldırmıştı. Yazı halen dosyada!
 
Köprü ise Sayın Valimiz Mustafa KARA ile evvelki yıl sonbaharda yaptığımız görüşme neticesinde, takip eden ilkbaharda yapıldı. Buradan bir kez daha teşekkürlerimizi iletiyoruz. Vali beyimize ulaşamasaydık ne olacaktı?

Yerinden yönetimin başındaki adamın yani, vali, kaymakam ve belediye başkanının illerin, ilçelerin kalkınmasında ki rolünün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Ufku açık idareciler için daha yapacak çok şey var bu ülkede.
 
Malumlarınız Hac Mevsimi, Allah cümle hacılarımızın ibadetlerini kabul buyurarak sağlıkla gidip gelmeyi nasip etsin.
 
Huzurlu ve sağlıklı kalın…

*Kaynak: İdarecinin Sesi Dergisi ,Sayı 129


Görüntüleme sayısı: 2977

  Yorumlar (1)
hak ettiginiz gibi yönetilirsiniz atasöz
Yazan hbenek, 12-11-2008 17:26
hak ettiginiz gibi yönetilirsiniz atasözü tamda bizi iyi ifade etmiş Hüseyin abiy, biz demokrasiyi 5 yılda bir oy kullanma gibi görüyoruz. ve yanılıyoruz. demokrasi öncelikle örgütlü olmakla başlar denetlemekle devam eder bizde ikisindede sorun var. Recep Yazıcıoglu, Adnan Kahveci, Gavfar Okan gibi sayıları çok az yöneten bürokrat yetştirdi bu toplum. siyaset yönetmezse, bürokrat da yönetime katılamaz.. iyilerinde çıkarcılar gibi birlik içinde olmadıkca sorunlar büyüyecektir. iyilerle dayanışma dilegiyle...

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım