Online Sayaci 0







Kayıp Parola?

Kim Online

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK



( bayanlara kullanılan bir hitap )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Hüseyin EKEN arrow STK+S+B=Kalkınma!
STK+S+B=Kalkınma! Yazdır E-posta
Wednesday, 18 February 2009

Active Image

 

 

Hüseyin Eken


Son yıllarda Avrupa Birliğine giriş sürecinde varlıkları büyük önem kazanan sivil toplum kuruluşlarının; kuruluş amaçları doğrultusunda sektörlerinin, üyelerinin ve hemşerilerinin haklarını koruma, içinde yaşadıkları toplumun sorunlarını ve çözüm önerilerini gündeme taşıma, takip etme ve hemşerisi bulunduğu il ve ilçelere temin edebildiği kaynakları aktarmakla görevlerini yaptıkları kabul edilir.

Bütün bunları yaparken de topluma açık, şeffaf, hesap verebilir durumda olmaları onlara olan güveni arttırırken, toplumun diğer kesimlerinden de ihtiyaçları olan desteği almalarını sağlar.

Faaliyetlerini yaparken güven bunalımı yaratmadıkları takdirde siyasetçiyi ve bürokratı da yanlarına alırlar ve çalışma alanları genişlerken, manevra kabiliyetleri de artar.

Bu gün kalkınmada önemli bir yere gelmiş Kayseri, Konya, Denizli, Çorum vb. illerimize baktığımızda sivil toplum kuruluşlarının siyasetçi ve bürokratla tam bir işbirliğinde olduğunu görüyoruz. Bu işbirliğinin yarattığı sinerji sonrası da doğru ve sağlıklı kalkınmayı görüyoruz.

Sırasıyla ele alacak olursak;

Sivil toplum kuruluşları yörelerinin ekonomik,demografik ve coğrafi yapısına göre  mevcut yaşanmakta olan başta çevre, işsizlik, trafik, eğitim, sağlık, turizm olmak üzere her türlü sorununu gündeme taşımalı, sorunların çözüm önerilerini de sunmalıdırlar.

 Yine bu noktada kalkınma için gerekli olan hedefleri sektör bazında belirleyerek bu hedefler doğrultusunda projeler üretmeli, gerekli fizibiliteleri yapmalıdır.

Bütün bunları yaparken önce kendine olan öz güvenini tesis etmeli, konuları kamuoyu ile paylaşarak yapılabilirliğine olan inancı sağlamlaştırmalıdır.

 Sonrasında yetki sahibi olan siyasetçileri bunlardan haberdar ederek gerçekleştirilmesine katkı sunmaları için gerekli olan kamuoyu baskısını oluşturmalıdır. Çünkü seçim bölgesinde olan her türlü güzel faaliyetin takdirini siyasetçi alırken, her türlü olumsuzluğun faturası da siyasetçiye çıkarılmaktadır.

Siyasetçi ise; sivil toplum kuruluşları tarafından işaret edilen sorunların çözümü, kalkınmaya yönelik hedeflerin gerçekleşmesine ilişkin çeşitli kaynakların temini, kanun değişikliği gibi siyasetçiler tarafından yapılması gerekenleri yapmalıdırlar.

Bürokrat ise; bulunduğu makama bağlı kurum ve kuruluşların gösterecekleri performans ve başarının kendisinin artı hanesine yazılacağının bilinciyle yerel imkanlar dahilinde kaynakların etkin ve verimli olarak sonuna kadar kullanılmasını sağlamalıdır. Bu gün katı ve kemikleşmiş bir bürokrasinin modası geçmiştir. Kaynaklar merkezi hükümet tarafından ihtiyaç noktalarına doğrudan gönderilerek, talep edilen ihtiyaca göre kullanılması hedeflenmiştir.


Burada işin başının sivil toplum kuruluşları olduğu görülmektedir, odalar, dernekler, federasyonlar, kooperatifler ve bilumum sivil toplum kuruluşları kendilerine düşen görevin gereği ne ise onu yapmalıdırlar. Doğru ve sağlıklı kalkınmanın olmazsa olmaz şartı sivil toplum kuruluşlarıdır.

Tabii bütün bunları yaparken toplumun desteğini de almalılar, faaliyetlerini gören bireyler kendisine orada görev düşebileceği düşüncesiyle oralara maddi ve manevi desteklerini de vermeye kendilerini zorunlu hissetmelidir.

Hepsini kastetmiyorum ama, bu gün özellikle Kastamonu orijinli  sivil toplum kuruluşlarında bunları bulamıyoruz. Bu köşelerden yazılanları okudukça  işin vahametini daha da iyi görebiliyoruz. Konuyla ilgili 2008 Ekim ayında yazdığım yazıda yönetimlerin zafiyetlerine işaret etmiştim. Sefil toplumculardan da epey tepki almadım değil, canları sağolsun onlar benim hemşerilerim. Oldukça etkin ve faal gibi görünenlerin de bir iğnelik hükmü olan balonlardan ibaret olduğunu yaşıyoruz maalesef.

Buralarda görev alan hemşerilerimizin artık kralın çıplak olduğunu görerek yeni tedbirlerle  sivil toplumculuğun ruhuna uygun, bu gün sadece tozlu dosyalarda kalmış tüzüklerinde yazılan  amaçlarını gerçekleştirecek girişimlerde bulunmasının zamanı gelmiştir.

Gün Kastamonu’dan Kastamonuludan götürme günü değildir, gün artık Ankara’dan, İstanbul’dan, İzmir’den Türkiye’nin, dünyanın her yerinden gücümüzün yettiklerini, elimizin uzandıklarını köyleriyle, ilçeleriyle asıl ihtiyacı olan Kastamonu’ya getirme günüdür. Onuncu köyde bizim köyümüz.

Esen kalın.


Görüntüleme sayısı: 2886

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım