Online Sayaci 0







Kayıp Parola?

Kim Online

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

firasetsüz

( beceriksiz, yeteneksiz )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Hüseyin EKEN arrow Tatile Ama Nereye?
Tatile Ama Nereye? Yazdır E-posta
Tuesday, 05 August 2008

Active Image

 

 

Hüseyin Eken
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Yaz tatili köyden kente göç ile bizim hayatımızdaki yerini alan, bir yıllık çalışma sonucu alışık olduğunuz ortamdan uzaklaşarak yorgun beyninizi ve vücudunuzu dinlendirmenin, bu arada yeni yerler gezip görerek yeni insanlarla da tanışmanın bir aracıdır.

Bundan yıllar önce çalıştığımız kurumun hizmet içi eğitimi için memuriyete yeni başlayan arkadaşlarla bir salonda toplanmıştık. Rutin program bitmiş, sohbet havasına girerek yeni arkadaşlara kendilerini tanımaya yönelik sorular sormaya başlamıştık. Gençlerden birisi karşı bir soruyu bana yöneltti: “Abi siz Tosyalıydınız değil mi?” dedi. Ben evet cevabını verince ikinci bir soru geldi: "Dipsiz Göl’ü bilir misiniz?” Soruyu duyunca kulaklarıma kadar kızardığımı hissettim! Ben ne yazık ki o yaşıma kadar Dipsiz Göl’e hiç gitmemiştim. Yalan söyledim, evet ben yalan söyledim ve “Evet bilirim, bizim köyümüze yakındır” cevabını verirken mahcubiyetim daha da artmış ve yalandan mı, yoksa kendi memleketini bilmemekten mi veya her ikisinden mi anlamadım ama utanmıştım!

Bu utancı bir daha yaşamamak için hemen her fırsatta Tosya başta olmak üzere Kastamonu’nun tarihi ve doğal güzelliklerini ezberlemek, evet ezberlemek için her yıl yaz tatilimin en az bir haftasında memleketi gezerim. Bu yılda öyle oldu.

Bu yıl beni en çok etkileyen Pınarbaşı ilçemiz oldu! Yapılan programın dışına çıkarak orda iki gece kaldık.

Oldukça keyifli bir yolculuktan sonra ilçeye girdik. İlçeye girişte nüfusta 2300 yazdığını görünce hayal kırıklığı yaşayacağımıza dair tahminlere başlamıştık bile! Ama bizi ilk yanıltan “Paşa Konağı” oldu. Dışarıdan bakınca bizim otantik evlerimizden oldukça büyük birisini restore ederek turizme açmışlar.

Arkasından oldukça mütevazı iki veya üç katlı evlerden oluşan merkeze geldiğimizde bizi sonradan çok etkileyecek bir parkı Atatürk Parkı’nı gördük! Üstünde Hükümet Konağı, yanında Belediye Başkanlığı binası ile etrafında lokantalar, marketler, manavlar vardı. Arabadan inip Belediye Binasına doğru giderken bizim insanımızın sıcaklığını bir kez daha teyit eder nitelikte hemen herkes hoş geldiniz diyerek elini uzatıyordu. Bekliyordum ama bu kadarını değil doğrusu!

Belediye Başkanı makamındaydı. Bize kalacağımız yer konusunda detaylı bilgi verdikten sonra günü değerlendirmek için ilçeye çok yakın olan “Horma Kanyonu”nu gün batımından önce gezmemizi, ertesi gün ilk önce “Valla Kanyonu”na, öğleden sonra da “Ilıca Şelalesi”ne gitmemizi önerdi.

Dediği gibi otele yerleştikten sonra 3 km mesafedeki Horma Kanyonu’na gittik. Suyun sabırla taş üzerinde işlediği marifetli işçiliğini hayranlıkla izledik, fotoğrafladık, ayakkabılarımızı çıkartıp ayaklarımızı suya sokarak serinliğini iliklerimize kadar hissettik! Doymak ne mümkün, yaklaşık dört saatlik bir zaman diliminden sonra tamamen ağaçtan yapılmış köy evlerinin, samanlıkların arasından tertemiz bir hava ve muhteşem bir yeşillikler içerisindeki yoldan otele döndük.

Gece oldukça serin ve alışılmışın dışında sivrisineksiz bir uykudan sonra sabah kahvaltısını yaparak yola koyulduk. İlçeye 26 km mesafedeki Valla Kanyonu’nu görmek üzere yola çıktık. Yemyeşil vadilerden geçtik, orman içerisinde çeşme başlarında molalar verdik, yol kenarındaki köylerden ikram edilen ayranları içerek yola yaya olarak devam edeceğimiz patikaya geldik. Orman içerisinde sağ tarafı uçurum, sol tarafı sık ağaçlık yaklaşık 25 dakikalık yeşilden oluşan, gökyüzünü görmekte zorlandığımız bir koridorda yürüdük. Patika sona ermiş önümüzde taşlık yol başlamıştı. Taşlık yolun sonuna geldiğimizde sağımızda ve solumuzda oldukça derin, korkutucu ve iyi ki gelmişiz dedirten bir manzara vardı.

Patika boyunca alınan güvenlik önlemleri burada daha pekiştirilmiş ve kanyonun tamamının rahatça görülebilmesi için zirveye çıkış için etrafı korumalı yapılan çelik merdivenlerden tırmanarak nihayet 1300 metreye yakın zirvedeki geniş yine çelik platforma ulaştık. Fotoğraf makineleri, kameralar hatta cep telefonlarının kameraları bile fırsatı ganimet bilerek çalışmaya başlamıştı. Çekebildiğimiz kadarını çektik! Herkes heyecanlanmıştı! Yükseklik çok müthiş gibi dururken kanyonun derinliği ise başımızı döndürecek kadar vardı.

Vakit öğleyi geçmişti. Dönüş yoluna düşerken yapılan tembih gereği yanımıza aldığımız azıklarımızı patika yoldan çıkmadan yol kenarlarına dinlenme amaçlı konulan bankların birisinin üzerinde açarak yedik.

Aynı yolu yürüyerek geçtikten sonra ilçeye 12 km uzaklıktaki Ilıca Şelalesi’ne doğru yola çıktık. Yol kısmen asfalt, kısmen stabilize ancak her türden arabanın rahatça gidebileceği bir yol.

Tarif üzerine şelalenin yakınlarındaki açık hava gözleme evine kadar gittikten sonra, arabamızı park edip yine yaklaşık 2 km’lik patika yoldan doğal güzellikler arasından suyun mucizevî akışını görmeye gittik. Su on beş metre yükseklikten akarak doğal bir havuz oluşturmuş, pırıl pırıl görüntüsünün altında içindeki balıkları görmeniz mümkün. Dönüşte patikadan ceviz ağaçlarının gölgesine kurulmuş gözleme evine geldik. Kastamonu’da yöresel otantik kıyafetini günlük giymekte olan iki ilçeden birisi olan Pınarbaşılı kadınların yaptığı nefis ve çeşitli gözlemeyi yedikten sonra akşam karanlığında ilçeye döndük.

Bu üç günlük gezi sırasında görüştüğümüz hemşerilerimiz son 10 yılda ilçenin turizm açısından bir patlama yaşadığını, bilinmeyen doğal güzelliklerin doğru tanıtımının yapılarak dünyanın her yerinden turist geldiğini söylediler. Edindiğimiz izlenimlerde bunu doğrular nitelikteydi. 2300 nüfusu olan ilçede 250’ye yakın yatak kapasiteli turistik tesisler olduğunu duyduğumuzda imrendik.

Belediye Başkanı Halil SARIMEŞE, yaptıklarını anlattığında pür dikkat kesildik. İstanbul’a 520 km, Ankara’ya 315 km uzaklıktaki ilçenin Allahın bir armağanı olan doğal güzellikleri altın bir tepsi içerisinde dünyaya sunuşunun öyküsünü dinledik. Yapılacak çok iş olduğunu, ilçenin kalkınmak için turizmden başka bir şansının olmadığını belirterek yörede üretilen doğal ürünleri de tanıtarak pazar oluşturmaya çalıştıklarını anlattı. Başardıklarını görünce başaracağından kuşkumuz kalmadı. Gezdiğimiz yerlerde sohbet ettiğimiz hemşerilerimizde başkanı teyit edercesine “Bundan 10 yıl önce buraları kimse bilmezdi, şimdi Amerika’dan, Avrupa’dan gelenler var” demişlerdi.

İlçenin gece yaşantısında bizi etkileyen Atatürk Parkı’nda kurulmuş olan iki açık hava sinema perdesi değildi; kokladığınız huzur ve samimiyet ve ailenizle birlikte taciz bakışları ve sözleri olmadan oturmanın, çay içmenin keyfiydi. Halk artık turiste alışmış ve bilinçlenmişti! Marketler, lokantalar gayet sıcak ve profesyonel davranışlar sergiliyordu. İmrendim…

Şimdi görmeyenleri Pınarbaşı’nı görmeye, görenleri de Kastamonu’nun görmedikleri ilçelerini görmeye davet ediyorum. Bu gezi dönüşlerinde bilgisayarlarının masa üstüne çektikleri resimleri koyarken mesai arkadaşlarına da nefis bir slayt gösterisi yapmayı sakın unutmasınlar.

Haydi bakalım önce kendi bölgemizi tanıyarak ve tanıtarak bilinçli hemşerileri arasına katılalım.

Esen kalın...


Görüntüleme sayısı: 3820

  Yorumlar (5)
Yazan kurt_2023, 05-08-2008 19:51
Kastamonu'nun ilçelerini hep gezmek isterdim. Ve maalesef gez(e)medim. Bozkurt için de güzel şeyler söyleniyor. Sadece araç'ı görebildim. Onun dışında gezme imkanım olmadı. Ama ilk fırsatta her ilçeyi dolaşma arzum var. Çok gezen mi çok okuyan mı misali bizim ki. Gezenlerin yazılarını okuyarak öğreniyoruz. Gitme isteğimiz daha da artıyor.
Yazan Cengiz_37, 06-08-2008 08:16
Gerçekten diğer ilçelerimizde imrenilecek yerler mevcut..Gerçekten görülmesi gereken bir şirin bir yer Bozkurt... 
Kurt ,Bozkurt'ta beklerim. 
Sayın Hüseyin Eken bey aklıma getirmişken geçen hafta Horna Kanyonunda yaralanan arkadaşım Rehber Aydın Gökmen'e de geçmiş olsun dileklerimle
Yazan coskun, 06-08-2008 16:36
Ben bütün ilçelerine gittim. Yanlızca Pınarbaşı şelalelerini gezemedim. Gezemediğime yazıyı okuyunca bir kere daha üzüldüm. Çok güzel aktarmışsınız. Ağzınıza sağlık.  
 
İlk fırsatta Pınarbaşı'ndayım.
Yazan coskun, 06-08-2008 16:45
Futbol ounadığım dönemlerden bazı ilçeleri görme şansım olmadı ama ilk fırsatta bütün ilçeleri ve güzelliklerini gezeceğim, göreceğm inşallah!  
 
Bu yazı sonrası Pınarbaşı ilk sırada olacak sanırım!  
 
Hakan ERTAŞ
çok sıcak buralar yaylarımızı özledim be
Yazan hucu_zade, 15-08-2008 08:21
çok sıcak buralar yaylarımızı özledim beeen,şimdi dipsizgölde,gavur dağinda yada ne bileyim eküncüğün yaylasın da olmak vardı  
sıcaklık 39derece nem %75 satat 09:20

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım