Hüseyin Eken
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
"Tosya?mızda son zamanlarda sohbet ortamlarında sıkça kullandığımız bir iki cümle dikkat çekmektedir: Tosya artık değişmeli, Tosya?ya yeni bir soluk lazım? Bu cümlelerin özellikle altını çizer olduk ve bu doğrultuda atılan adımlar konunun ehemmiyetinin hemşerilerimiz tarafından kavranması açısından az da olsa umut verici gibi görünüyor. Yalnız, biz bu konu üzerinden yoğunlaşmışken unuttuğumuz bir nokta var ki bence, benimsetmeye çalıştığımız konudan daha da mühim; Tosya?mızı değiştirirken bunun paralelinde Tosya halkını da değiştirmek. Bu nokta daha önemli diyorum çünkü yaptığımız değişimlerin günü kurtarmaya yönelik değil de uzun vadeli bir ilke haline gelmesi için halkın yapılanları benimsemesi ve onları bir ödev gibi görmesi gerekir. İşte halk içinde de öyle stratejik bir kesim var ki hem geleceğimizi aydınlatmak ve Tosya?yı geliştirmek hem de bu güzide şehrimize geçmişteki parlak günlerini mumla arattırmak ve zaten çok sayıda olan problemleri çözmek bir yana dursun yepyeni problemlerle gerilemeyi hızlandıracak bir nitelik kazandırmak bu kesimin elinde. Hepimizin hemfikir olduğu gibi bahsettiğim bu kişiler Tosya?nın gençleridir. Dolayısıyla gençliğimize yapılan yatırımlar bir nevi iyi ya da kötü istikamette Tosya?mızın geleceğinin rotasını belirleyecektir. Bu bağlamda ?Tosya Gençliği Nereye Koşuyor?? başlıklı yazımda âcizane ortaya koyacağım problemleri göz ardı etmemek; hep beraber Tosya gençliğinin iyi ve kötü yönlerini araştırıp kötü yönlerini düzeltmeye çalışırken iyi yönlerinden de faydalanmayı amaçlamak, belki de en önemlisi, genç kuşağımıza yaptığımız yatırımları kat kat artırmak yukarıda saydığım sebeplerden ötürü hayati önem arz etmektedir.
Paylaşmak istediğim ilk problem Türkiye?nin de kanayan yarası olan eğitimdir. Türkiye geneline ayak uydurarak Tosya?da görülen bu akıl almaz eğitim sorunu alt başlıklar halinde birkaç konuya daha bölünerek irdelenmelidir. Bu doğrultuda Tosya?daki eğitim sorununda eğitim yuvalarımızın sahip olduğu pay ilk değinilmesi gerekendir. Tosya?mızdaki okulları yüzeysel dahi incelediğimizde ilk göze çarpan maddi imkânsızlıklardır. Yer sıkıntısı olduğundan gerek derslikler, gerek sportif faaliyetler ve kültürel faaliyetler için yeterince alan ayırmakta zorlanan okullarımızın çoğu artık ya beklentilere cevap verememekte ya da bu yola doğru hızlı adımlarla ilerlemektedir. Sağlam karakterli, hem ruhsal hem zihinsel hem de fiziksel açıdan dengeli bireylerin yetiştirilmesinin amaçlandığı günümüz çağdaş eğitim sisteminde, eğer yukarıda saydıklarım için ayrı ayrı önem verilip, hepsinin de sağlam temellere oturtulması sağlanamıyorsa, o zaman binanın temelinden malzeme çalmış oluruz. Bu yüzden okullarımızın maddi imkânlarının geliştirilmesi öncelikli hedefler arasında yerini almalıdır. Bu çerçevede Tosya AÖL?nin kapalı spor salonu isteği atılacak ilk adım olabilir. Hatta keşke imkânlar el verse, Tosya?nın ihtiyacı olan iki tane daha kapalı spor salonu yapılsa, bunlar gibi öğrencileri sportif ve kültürel faaliyetlere yönlendirecek yapıların inşası, kanımca zor gibi görünse de, büyük bir boşluğu doldurabilir.
Diğer bir alt başlık ise ailedir. Ne yazık ki hemşerilerimiz çağın gerektirdiği şekilde tabi ki manevi değerlerini kaybetmeden değişim sürecini gerçekleştiremediğinden eğitimimiz de eski şeklinden soyunmayı başaramamıştır. Ailenin çocukları üzerindeki etkisi görmezden gelinemeyecek derecede önemli olduğundan aile bilinçlendirme çalışmaları yapılmaya başlanmalıdır. Başlanmalıdır diyorum çünkü gördüğüm kadarıyla böyle faaliyetlere neredeyse hiç başvurulmuyor.
Üçüncü belki de en çok bizim kontrolümüzde olan alt başlık ise okullarımız ve aile dışında kalan etmenlerdir. Yani gençlerin yönlendirilmesi, teşviki, okul dışı sunulan olanaklar vs? Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki ben de Tosya?da 8 yıl eğitim görmüş biri olarak Tosya?da öğrencilerin kritik noktalarda yapacağı tercihler için önceden yapılması gereken doğru ve yerinde yönlendirmeler çok az. Örneğin, düzenlenmesi çok kolay olmasına ve insanlar üzerinde büyük etkiler bırakmasına rağmen Tosya?mızda yapılan konferans, seminer, sohbet gibi etkinlikler yok denecek kadar az düzenleniyor. Periyodik şekilde yapılacak kişisel gelişim konferansları, öğrencilere hitaben düzenlenecek OKS ve ÖSS gibi sınavlar için motivasyon amaçlı seminerle, ya da gençlerin iş hayatına atılırken daha bilinçli davranmasını bir nebze de olsa sağlayacak çeşitli etkinlikler hayat geçirildiği takdirde inanıyorum ki çok faydalı olacaktır. Özellikle bire bir ilgilenilerek, periyodik gözlemlerle yapılan ve bireylere kendisi hakkında bilgi verip daha da cesaretli olmasına katkıda bulunan rehberlik çalışmaları yaygın hale getirilmesi durumunda, bireylerin gerçek ilgi alanları, yönelimleri ve ilerde yapacağı branşlaşma daha da bilinçli bir yapıya dönüştürülebilir.
Başka bir sorunumuzda; zamanın yanlış ve amaçsız kullanımı olduğunu düşünüyorum. Çağımız insanının paralelinde Tosya gençliğinde de zamanı kullanırken onu belli bir amaç çerçevesinde, bir program dâhilinde ve bu süre içinde gerçekten ne yaptığını bilerek harcamak ne yazık ki büyük bir problem haline gelmiştir. Bunun en basit ve en kolay elde edilebilir örneği Tosya sokaklarında bir tur atıldığında görülebilir. Sadece vakit geçsin diye sembolik işler bulmak, kendi amacına sadece araç olabilecek kadar basit işleri amacı haline dönüştürmek, çevresindeki olaylara ve problemlere kayıtsız ve ülke meselelerinden bihaber bir nesil gelişiyor ne yazık ki. Bugün Tosya?da internet kafeleri belli bir amaç doğrultusunda kullanmayan bireyler tıklım tıklım dolduruyorsa ve her saniyesi paha biçilmeyecek derecede kıymetli olan zaman hep bize bir şeyler katmak yerine bizden çok şeyler götürecek nitelikte kullanılıyorsa, o zaman tüm tablo gözler önüne serilmiş demektir. Bu konuda hep beraber düşünülmesi ve acil önlemlerin alınması kaçınılmaz bir hal almıştır.
Bir şekilde zamanını iyi değerlendirmiş, kendini yeterince geliştirmiş, sürekli öğrenme süreci içinde bulunmuş bireylerin karşısına da başka bir sorun çıkmakta İdealist olamama. Evet, idealist insan sıkıntısı kendini ciddi derecede hissettirmektedir, yapabileceğinin en iyisine ulaşan, kendisine bir hedef koyup o doğrultuda varını yoğunu ortaya koyabilen ve yeri geldiği zaman maddiyatı elinin tersiyle itebilen bireylerin yerini, günü kurtarmayı amaçlayan, cep endeksli çalışan ve bulunduğu mevki ile yetinen bireylere bırakmıştır. Bizim tarihimiz idealist çınarlarla nam salmışken geldiğimiz bu durum içler acısıdır.
Değinmek istediğim son konu ise manevi değerlerden uzaklaşmadır. Maalesef kültürümüzün mirasçısı olması gereken biz gençler, ona sımsıkı yapışamadık ve geçmişimizi unutmak yolunda hızlı adımlarla ilerliyoruz. Yüzlerce destana konu edilebilecek kadar köklü ve şerefli olan kültürümüzden uzaklaşmak, zannettiğimiz gibi bizi yükseltmek yerine, alçaltacak hatta ve hatta yerlerde sürünmemize sebebiyet verecektir. Tarihimize, milli mirasımıza sarılmamız gerekirken büyük buhran içinde olan ve derdine deva bulmaya çalışan batının oyuncaklarıyla avunmaya çalışmak insanlık tarihinde de birçok örneklerinin olduğu gibi sonu hüsrana doğru koşan bir hatadır.
Tosya gençliğinin birkaç temel sorununa değinmeye çalıştım. Umarım faydalı bir çalışma olmuştur ve yetkililer tarafından dikkate değer bulunur. Tosya gençliğini şahlanmış bir at gibi koşturmak ya da onu emekleyen bir bebek gibi süründürmek bizim elimizde. Tüm bu sorunlara, aksaklıklara ve yanlışlara rağmen milletimizin hepsinin üstesinden geleceğinden hiç şüphem yok. Ne de olsa bu millet umulmadık anlarda tarihe sığmayacak çok büyük işler yapmıştır. Ne demiş şair; ?Yarınlar elbet bizim, elbet bizimdir; gün doğmuş gün batmış, ebed bizimdir.?
Sevgi, saygı ve muhabbetlerimle??
Yukarıdaki yazı bana ait değil, özellikle ülkemizin geleceği olarak baktığımız, büyükşehirlerde alkol, uyuşturucu ve suç batağına saplanmış, ortalıkta kol gezen pisliğe lise çağlarında bulaşmış gençliğimizi haberlerden ibretle izliyor ve kendi çocuklarımızı bu tehlikeden korumak için daha bir sıkı sarıp sarmalarken, onları milletine, devletine, vatanına bayrağına, dinine kitabına bağlı bir nesil olarak yetiştirmeye gayret ediyoruz. Çocuklarımızı ?sizlere güveniyoruz ama çevrenize, çevrenizde olup bitenler güvenmiyoruz? diyerek sokağa salıyoruz. Ankara?da doğmuş, ama birisi yüksek öğrenimini Ankara dışında bitirmiş, yine diğeri Ankara dışında bitirmeye çalışan iki çocuk babası olarak aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.
Bu mektubu yazan genç kardeşimle yani Sayın Musa DİLSİZ ile TOSYA-DER tarafından düzenlenen geleneksel hemşeri yemeklerinden birinde tanıştım! Yanında liseyi Tosya?da okumuş ama üstün bir başarı göstererek Ankara?daki üniversiteleri kazanmış diğer üniversite öğrencisi hemşerileriyle mütevazi, mahçup ve özellikle gençlerde görmeyi özlediğimiz saygılı bir ifadeyle konuşmalara iştirak ettiklerini, aldıkları terbiyeyi gösterir şekilde fikirlerini yaşça kendilerinden büyüklerden izin almadan ortaya koymadıklarını gördüm. Ülke gençliği adına umutlandım, ilçe gençliği adına gururlandım ama taki yukarıdaki mektubu okuyana kadar. Bu mektubu ve yine bu sayfada köşe yazan Hakan kardeşimin son yazısında ilçemizdeki bazı projelerde gençlik adına endişelendiğini okuduk. Bunlar gençlerimizin yaşadıkları ve de yaşamak istedikleri ortamlara ilişkin şimdilik sessiz çığlıkları. Bu çığlıklara kulak vermeliyiz. Bu mektubu okuduktan sonra özellikle ilçe gençliğimiz için devletimizle, belediyemizle, meslek odalarımızla, eğitimcilerimizle ve sivil toplum kuruluşlarımızla el ele vererek bu mektupta yazılanlara tedbir olabilecek ne varsa bunu hayata geçirmeli, gençliğimizi de içinde çalıştığımız ortamlara dahil etmeli, fikirlerini sormalı, hatta onlardan yapılacak projeler için danışma kurulları oluşturmalı, görevler vermeli, heyecanlarını olumlu katkı sunmaları doğrultusunda paylaşmalıyız.
Buna ilk adımı atarak bu günlerde olağan ikinci genel kurulunu yapacak olan TOSYA-DER ve sonrasında yapılacak diğer dernek genel kurullarında bu gençlerimizi yönetim kurullarına seçmeliyiz. Gençliğimizi böyle daha iyi anlar ve dinleriz, onlara kendilerini ifade etmek için fırsat veririz düşüncesindeyim, bu görevden kaçarsak vebalini ağır ödeyeceğimizi belirtmeden geçemiyeceğim.
Evet, ben bu mektubu bir baba olarak tam üç kez okudum, sizlere de birer ana baba olarak okumanız ve düşünmeniz için takdim ediyor, sorumluluk duygusu içerisinde yaşadıklarını ve görüşlerini bizimle paylaşan kardeşime teşekkür ediyorum.
Esenlikler dilerim.
Görüntüleme sayısı: 4049
Yorumlar (13)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.