Bu gün 11 Aralık 2008, bu sayfalarda sizlerle buluşmamızın ikinci yıldönümü, tam iki yıl önce buradan hemşerilerime merhaba demenin tadını yaşadım. Günahıyla sevabıyla otuz iki yazı yazmışım.
Beş yaşında gurbeti gören, halen özlem çektiğim memleketime bunca zamandır olan ahde vefa duygularını dile getirmeye çalıştım.
Başka iyi örnekleri alarak ilçemize, hemşerilerimize uyarlamaya çalışırken fakirliğe, geçim kaygısına değişik açılardan bakılsın istedim.
Babamın kuşağıyla başlayan ve üçüncü kuşağı saran göç belasının zorluklarını, doğduğumuz topraklarda doymanın çarelerini işaret etmek istedim.
İlçenin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi yapısıyla ilgili söylenebilecekleri söyleyerek hemşerilerimi bilinçlendirmeye, haklarını aramaya teşvik etmek istedim.
Komşu ilçelerdeki kalkınmanın olmazsa olmazı birlik ve beraberliğe vurgu yaparak, hemşerilerim arasındaki her türlü ayrılığa, gayrılığa son verilmesine ilişkin mesajlarımın ve çabalarımın olumlu sonucunu gördüm.
Anlayanlar oldu, anlayıp ta teşekkür edenler, takdir edenler oldu; anlayıp ta minderini tehlikede görerek tehdit edenler, eleştirenler hatta belden aşağı vurmak isteyenler oldu.
Hırsıza hırsız, uğursuza uğursuz demenin en zor olduğu günlerde bunu açık yüreklilikle söyleyerek bu kesimin düşmanlığını kazandık.
İki paragraflık yoruma fırtına koparanların, haklarında yazılan sayfalar dolusu iddialara suskunluklarını gördük.
Ancak asıl hedef kitlemiz olan, dürüst, namuslu, itibarlı karşılıksız memleketini sevenlerin gönüllerini kazandığımızı gördük.
Zaman zaman huzurumuz kaçtı, sivri kalem, keskin söz ve tavizsiz duruşumuza verilen olumsuz tepkileri ailece göğüsledik. Dik durduk.
Aslında bu duruşumuzu yanlış yorumlayanlar oldu. Siyasi ikbali var diyenler, şu olacak bu olacak diyenler oldu; ama yanıldılar. Üzülmedik yanıldıklarına, sevindik. Memleket sevgisinin, hemşeri sevdasının karşılıksız olduğunu, olabileceğini, anlatabildiğimize sevindik. Kaldı ki karşılıksız sevginin daha çok sahibi var, Ankara’da, İstanbul’da, Kastamonu’da ve Tosya dışında. Ama küsmüşler, kan kusup gucuk acısı içtik diyen çok hemşeri sevdalısı var gurbette.
Yönlendirmek isteyenler oldu, bedel ödeyelim diyenler oldu, ayar çekelim diyenler oldu, sonuçta hayal kırıklığı yaşadılar. Kimseye göbek bağı ile bağlı olmadığımızı bir kez daha anladılar.
Siyasi, maddi, manevi beklentisi olan çok yakınlarımız, menfaat beklentisi içerisinde olanlar etrafımızdan çok çoook azalır oldular. Ancak gerçek akrabalar, gerçek dostlar, nokta kadar çıkar beklentisi olmayanlar da artar oldular. Ne mutlu bize, taşıdığımız epey safradan da kurtuluverdik böylece. Sözümüz devleti soyanlara oldu, kendi köylüsünü, kendi hemşerisini soyanlara oldu, haksız çıkar sağlayanlara oldu, bulundukları makam ve mevkileri kendi ikbal ve çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışanlara oldu.
Uyarmaya çalıştık, uyandırmaya çalıştık, iyi örneklerle örneklemeye çalıştık, vazifesini hakkıyla yapmayanları ikaz ettik, ilçemizi yok sayanlara da buradayız mesajları verdik.
Bütün bunları yaparken elbette yalnız değildik, okuyucularım vardı, sizler vardınız, yazdığınız her yorumda, açtığınız her teşekkür telefonunda biraz daha heyecanlandık, biraz daha azmimiz artar oldu. Doğru yolda, doğru cümlede, doğru kelimede olduğumuz işaret eden sizler vardınız yanımızda, teşekkür ediyorum artan teveccühünüze, artan ilginize.
Patronlarım vardı arkamda, genç patronlarım, bana katlanan, bana sahip çıkan, yazdığım her yazıdan sonra yapılan baskıları göğüsleyen, sonsuz destek veren genç kardeşlerim vardı. Yoksa buralarda değil otuz iki, iki yazı bile yazdırmazlar adama. Ama bu gençler daha bozulmamış, bu gençleri besleyen kaynaklarda pırıl pırıl, o yüzden kirliliğe taviz vermiyorlar, o yüzden toplum vicdanını rahatsız eden konularda yazılanlara “kaldırın, çıkarın, kovun” diye feryadı figan edenlere aldırış etmiyorlar. Ama bana parada vermiyorlar ha… Şükranlarımı sunuyorum sizlere de, verdiğiniz omuz için, gösterdiğiniz anlayış ve nezaket için.
Birde ailem vardı bu karenin içerisinde, zaman zaman kendilerine yansıyan olumsuzluklar için özür diliyorum onlardan, yanlışımı yüzüme söyleyen, doğrularımı ise teşvik eden ailemden özür diliyorum. Bukalemunlarla, sefil toplumcularla, nankörlerle, bilumum toplum değerlerinden uzak, kalitesiz ve liyakatsız insanlarla benim yazılarım yüzünden muhatap olmak zorunda kaldıkları için özür diliyorum.
İyilere iyi haber yazmaya devam edeceğim, dertlerimizi, kederlerimizi, sevinçlerimizi yazmaya devam edeceğim. Bedelsiz, ayarsız çıkarsız yazılar yazmaya devam edeceğim.
Kötülere kötü haber, şahsımı tanıyanların beni rahatsız edeceğini bildiği her şeyi yazacağım, gölgede, karanlıkta, hiçbir şey bırakmadan yazacağım. Görevini hakkıyla yapmayanı, oturduğu makamın mevkinin hakkını vermeyenleri, liyakatsızları, ehliyetsizleri, iş takipçilerini, sömürücüleri, hırsızları, yolsuzları ve bilumum kötüleri ve kötülükleri yazmaya devam edeceğim.
Sizlerle birlikte olduğum için çok mutluyum. Hayattan alacak çok ders olduğu kadar, söylenecek çok söz, verilecek çok derste var. Yeter mi, yetmez elbette…
İyiler hep iyilikte, kötüler de hep kötülükte buluşur.
İyiliklerde buluşmak ümidiyle esen kalın... Dip not: Bayramınızı tekrar kutlarken, lütfen varacağınız yere geç varın ama asla güç varmayın, özellikle KATİL E-80 yolunda çok dikkatli gidin, trafik kurallarına aşırı dikkat ederek sevdiklerinizi üzmeyin.
Görüntüleme sayısı: 1613
Yorumlar (1)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.