Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Anasayfa Haber Arsivi Ana Sayfa Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt
Duyurular: Forum anasayfasında, sayfanın en altında en son gönderilen mesajlar linki olduğunu gördünüz mü?
+  Tosya.Gen.TR
|-+  Diğer Konular
| |-+  Dini Yazılar
| | |-+  RAMAZAN''I ŞERİFİN FAZİLETİ VE KADİR GECESİ !
« önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 3 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: RAMAZAN''I ŞERİFİN FAZİLETİ VE KADİR GECESİ !  (Okunma Sayısı 45266 defa)
admin
Forum Delisi
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: Ben bir tuhafım!


Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez!...


Üyelik Bilgileri
« : »










RAMAZÂN-I SERÎF!



24 Eylül Pazar günü idrâk edecegimiz mübârek Ramazân-i serîf ayi, 11 ayın sultânıdır. Ümmet-i Muhammed?in ayıdır.

Gündüzleri oruçla, geceleri terâvîh namazlarıyla ihyâ edilir. Ramazân-ı şerîf Kur?ân ayıdır. Bu itibarla, Kur?ân okumasını bilen herkes, bu ayda hatim yapmalıdır.

Ramazân ayının evveli rahmet, ortası magfiret, sonu da cehennemden âzâddır.

Ramazân-ı şerîfte yapılması tavsiye edilen ibâdetler:

 Birinci on gün içinde, mümkünse, tesbih namazı kılınır .

 İkinci on gün içinde, mümkünse, yine tesbîh namazı kılınır .

 Üçüncü on gün içinde ise tevbe-istigfâr,  ve 7 salât ü selâmdan sonra mümkünse hatm-i istigfar yapılıp, yani 1001 defa, ?Estagfirullâhe?l-aziym ve etûbü ileyk? denilip, bittikten sonra da 7 ilâ 70 salât-ü selâm okunur ve duâ edilir.

 İftara yakin, ?Allâhümme yâ vâsia?l-magfiratigfirlî?,



 İftarda da, ?Allâhümme leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü ve savme gadin neveytü? veyâ ?Zehebez zamau vebtelletil urûku ve sebetel ecru insâallâh? duâları okunur.



                                                       


Logged
AtiLLA_41
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : »

Ali teşekkürler, Allah razı olsun.
Logged
admin
Forum Delisi
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: Ben bir tuhafım!


Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez!...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : »

AtiLLA_41   Kardeşim!


Alıntı
Ali teşekkürler, Allah razı olsun.




Bizde Teşekkür ederiz Cümlemizden Mevlam razı olun.
Logged
admin
Forum Delisi
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: Ben bir tuhafım!


Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez!...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : »




RAMAZÂN-I ŞERÎFİN İLK AKŞAMI KILINACAK NAMAZ!




Yarın akşam Ramazan-ı şerîf ayının ilk gecesini idrak edecek, ilk terâvih namazını kılacağız.

Şâban?ın son gününü Ramazânın ilk gününe bağlayan bu gece, Ramâzân-ı şerîfin ilk akşamı olması itibariyle, akşamla yatsı arasında iki rek?at teşekkür namazı kılınır.









?Yâ Rabbi, Ramazân-ı şerîf ile müşerref kıldığın için? diye niyet edip ?Allâhü Ekber? denilerek namaza durulur.



Fâtiha?dan sonra birinci rek?atte 1 İnnâ a?taynâ, ikinci rek?atte 1 İhlâs-ı Şerif okunur.



Namazdan sonra 70 istigfâr-ı şerîf, 70 salavât-ı şerife (Salât-i Münciye efdaldır) okuyup duâ edilir.






Logged
admin
Forum Delisi
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: Ben bir tuhafım!


Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez!...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : »







Duhulu ile müşerref olduğumuz Ramazan-ı şerif ayınızı tebrik eder, bütün İslam alemine hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Bari,den niyaz ederim.














RAMAZÂN-I ŞERÎF?IN iHYÂSI!








Ramazân-ı Şerîf ayı bütün hayır ve bereketleri içinde toplamış bir aydır.

 Bütün sene boyunca her bir mü?minin elde edebildiği bütün hayır ve bereketlerin tamamı bu mübârek ayın bereket denizinden bir damladır.    

Bu ayın hayır ve bereketi için nihâyet yoktur.
















Bu ayda hayrâta ve sâlih ameller işlemeye muvaffâk olan kimse sene boyunca sâlih amel işlemeye muvaffak olur.

Bu ayı dağınıklık içinde ve gafletle geçiren kimsenin bütün senesi böyle geçer. O halde bu ayda farzlardan sonra nâfile ibâdetlere de büyük bir gayretle devam etmek lâzımdır.
 
Hayır ve bereketleri elde etmeye bir vâsıta sayarak Ramâzan-ı şerîf ayını ibâdetle ihyâ eden ve bu ayda Kur?ân-ı Kerîm hatmeden kimsenin bu ayın hayır ve bereketlerinden mahrum olmaması umulur. Bu ay ile Kur?ân-ı Kerîm arasında çok sıkı bir münâsebet vardır.










Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ?Kim inanarak ve sevâbını Allâhü Teâlâ?dan bekleyerek Ramâzan-ı Şerîf gecelerinde kâim olursa (ibâdetlerle meşğul olursa)    günâhları aff olunur.? buyurmuştur.
Logged
AtiLLA_41
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : »

Bu şükür namazını daha önce bilmiyordum sayenizde öğrenmiş oldum
Logged
admin
Forum Delisi
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: Ben bir tuhafım!


Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez!...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : »

AtiLLA_41  Kardeşim!



Alıntı
Bu şükür namazını daha önce bilmiyordum sayenizde öğrenmiş oldum




Teşekkür ederim öğrendiklermizi paylaşmak boynumuzun borcu faideli olabilirsem Mevlamın rızasını kazana bilirsek ne mutlu bizlere. Mevlam razı olsun.
Logged
admin
Forum Delisi
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: Ben bir tuhafım!


Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez!...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : »





RAMAZAN-I ŞERÎF’İN FAZILETİ!


Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Selmân-ı Farisi’nin (r.a.) rivâyet ettigi bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurmuşlardır:


قال سلمان الفارسي رضي الله عنه : خطبنا رسول الله صلى الله عليه وسلم آخر يوم من شعبان ، فقال : (أيها الناس : قد اظلكم شهر عظيم مبارك ، شهر فيه ليلة خير من ألف شهر .. شهر جعل الله صيامه فريضة ، وقيام ليله تطوعاً .. من تقرب فيه بخصلة من الخير ، كان كمن أدى سبعين فريضة فيما سواه ..


 “Ey insanlar sizi büyük ve mübârek bir ay gölgeledi. Bu ay içinde bin aydan daha faziletli kadir gecesi vardır. Bu ayda Allâhü Teâlâ (gündüzleri) orucu farz kıldı. Gece ibâdetini de nâfile kıldı. Bu ay içerisinde (farz ve vâcip olmayan) nâfile bir hayır işleyen kimse diğer aylarda bir farz işlemiş gibi (sevâp ve ecir kazanır). Bu ay içerisinde bir farzı işleyen kimse diğer aylarda yetmiş farz işlemiş gibi sevâp ve ecir kazanır.”


وهو شهر الصبر ، والصبر ثوابه الجنة .. وشهر المواساة .. وشهر يزداد رزق المؤمن فيه .. من فَطر فيه صائماً ، كان مغفرة لذنوبه ، وعتق رقبته من النار ، وكان له مثل أجره ، من غير أن ينقص من أجره شئ)


“Bu ay sabır ayıdır. Sabrın sevâbı cennettir. Bu ay yardımlasma ayıdır. Bu ayda mü’minin rızkı artar ve bereketlenir.

 ”Bu ayda kim bir oruçluya iftar ettirirse günâhları bağışlanır. Cehennemden âzâdına sebep olur. Oruçlunun sevâbından hiçbir şey eksilmeksizin oruçlunun sevâbı kadar sevap kazanır.”









قالوا : يا رسول الله ! ليس كلنا يجد ما فَطر الصائم ! فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : ( يعطي الله هذا الثواب ، من فطر صائماً على تمرة ، أو على شربة ماء ، أو مذقة لبن .. وهو شهر أوله رحمة ، وأوسطه مغفرة ، وآخره عتق من النار .. من خفف عن مملوكه فيه غفر الله له ، واعتقه من النار ..


”Ashâb-ı kirâm “Yâ Rasûlallâh, hepimiz oruçluya iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz.” dediklerinde şöyle buyurdu.

 “Allâhü Teâlâ bu sevâbı oruçluya bir hurma, bir için su veya bir yudum süt ile iftar ettirene de verir.”

Ramâzan-i şerîf’in evveli rahmet, ortası mağfiret sonu cehennemden kurtuluştur. Kim bu ayda hizmetçi(isçi)sinin yükünü hafîfletirse Allâhü Teâlâ onu affedip cehennemden kurtarır.



.. فاستكثرو فيه من أربع خصال ، خصلتين ترضون بهما ربكم ، وخصلتين لا غناء لكم عنهما ، فأما الخصلتنان اللتان ترضون بهما ربكم ، شهادة أن لا إله إلا الله ، وتستغفرونه ..  :  .. .


Ramâzan ayında dört şeyi çok yapınız. Bunlardan ikisini yapmakla Rabbinizi râzı edersiniz. Diğer ikisini yapmaktan da müstağni olmazsınız. (Yâni her zaman bu iki şeye muhtaçsınız.) Rabbinizi râzı edeceğiniz iki haslet şudur.

1- Kelîme-i şahâdeti çok söylemek,

2- Allâhü Teâlâ’ya çok istiğfar edip tevbe etmektir.
                                                     


واما الخصلتان اللتان لا غناء لكم عنهما : فتسألون الله الجنة ، وتعوذون به من النار .. ومن سقى صائماً ، سقاه الله من حوضي ، شربة لا يظمأ حتى يدخل الجنة )
رواه ابن خزيمة في صحيحه .




Müstağni olmadığınız iki haslet ise:


1- Allâhü Teâlâ’dan rızasını ve cennetini istemeniz,

2- Allâhü Teâlâ’nın gadabından ve cehenneminden ona sığınmanızdır.

“Kim bir oruçluya su verirse Allâhü Teâlâ onu benim havzımdan sular. Bir daha cennete girinceye kadar hiç susamaz.”



Logged
admin
Forum Delisi
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: Ben bir tuhafım!


Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez!...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : »






بسم الله الرحمن الرحيم
السلام عليكم ورحمة الله وبركاته
عن جابر بن عبد الله
ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال0









اعطيت امتى فى شهر رمضان خمسا لم يعطهن نبى قبلى




RAMAZÂN-I ŞERÎF?DE VERİLEN BEŞ ŞEY!



Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki;


?Allâhü Teâlâ, benim ümmetime Ramazân-ı Şerîf?te bes sey ihsân eder ki, bunları hiçbir    peygambere vermemiştir:






اما الاولى
فانه اذا كان اول ليلة من شهر رمضان ينظر الله عز وجل اليهم
ومن نظر الله اليه اى نظرة حب لاستعداده ونشاطه لم يعذبه ابدا0





1- Ramazân-ı Şerîf?in birinci gecesi, Allâhü Teâlâ müminlere rahmet eder. Rahmetle baktığı kuluna hiç âzâp etmez.






واما الثانيه
فان خلوف افواههم حين يمسون اطيب عند الله من ريح المسك
ويقصد ان تغير رائحة الفم من الجوع مستحبة عند الله .
وعرق العامل اشرف من رائحة العطر التى يضعها العاطل 0



2- İftar zamanında oruçlunun ağız kokusu, Allâhü Teâlâ?ya misk kokusundan daha güzeldir.






واما الثالثة
فان الملائكة تستغفر لهم كل ليلة
اى ان ملائكة الرحمة تحفهم داعية لهم بالمغفرة .
والله سبحانه وتعالى يستجيب دعاء ملائكته0




3-Melekler, Ramazân-ı Şerîf?in her gece ve gündüzünde, oruç tutanların afvolması için duâ ederler.






واما الرابعة
فان الله عز وجل يامر جنته فيقول لها :
استعدى وتزينى لعبادى.
اوشكوا ان يستريحوا من تعب الدنيا الى دارى وكرامتى 0



4- Ramazân-ı Şerîf?de Allâhü Teâlâ, oruç tutanlara, cennette yer tayin eder ve: ?Ey cennet! Yakında dünyâ mihnet ve sıkıntılarından kurtarıp, ikrâm ve rahmetime kavuşturacağım kullarım için süslen ve hazır ol.? buyurur.






واما الخامسة
فانه اذا كان اخر ليلة غفر الله لهم جميعا .
فسال رجل من القوم اهى ليلة القدر ؟
فكانت اجابته عليه الصلاة والسلام
لا.. ولكن الم تر الى العمال يعملون . فاذا فرغوا من اعمالهم وفوا اجورهم 0




5- Ramazân-i Serîf?in son günü gelince, ?Ramazân-i Serîf?de oruç tutan bütün ümmetimi afveder.?


Eshâb-i Kirâm?dan birisi ?Ya Rasûlallâh, o gece Kadir Gecesi midir?? diye sordugunda ?Bilmez misiniz ki, is yapanlara isi bitirdiklerinde ücretleri verilir.? buyurdu.









http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=436

http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=443

http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=439
Logged
admin
Forum Delisi
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: Ben bir tuhafım!


Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez!...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : »





RAMÂZAN-l ŞERÎF?TE ORUÇUN MÜKÂFÂTI!



Rasûlüllâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki; ?Ramazân-ı Şerîf?in ilk gecesinde Allâhü Teâlâ kullarına rahmet nazarı ile bakar.

Allâhü Teâlâ rahmet nazarı ile baktığı kuluna, asla azâp etmez.

Bu ayın her bir gününde, Hak Teâlâ bir milyon âsiyi, cehennemden âzâd eder.

Ramâzan-ı Şerif?in yirmi dokuzuncu gecesi olunca, bütün bir ay boyunca magfiret ve âzâd olunan kadar daha magfiret ve âzâd olunur.

Bayram gecesi ve bayram sabahı müslümanlar, namaz için câmîlere toplanınca Allâhü Teâlâ tecellî eder ve meleklere;

?Ey melekler, işini bitirenin karşılığı nedir?? diye sorar. Melekler; ?Ücretini tam vermektir.? derler. Allâhü Teâlâ ?Ey meleklerim, şâhid olun. Ben ki, Allâh?ım, onları magfiret ettim.? buyurur.









ORUCU BOZUP KAZÂ VE KEFFÂRET İCÂB ETTİREN ŞEYLER!



1) Bilerek yemek-içmek,
2) Bilerek cinsî münâsebette bulunmak,
3) Bilerek siğara içmek,
4) Yemeyi adet edindigi bir çamuru yemek,
5) Giybet ettikten sonra (orucum bozuldu diye) bilerek orucu bozmak,
6) Hanımının veya sevdiği bir kimsenin tükrüğünü yutmak,


Yukarıda sayılanlardan birini yapan kimse bozdugu orucu kazâ eder ve keffâret olarak da ara vermeden iki ay oruç tutar.












ORUCU BOZUP SADECE KAZÂ ÎCÂP ETTİREN ŞEYLER!



1) Oruç hatırında iken boğazına bir sey kaçmak,
2) Agzına aldığı, burnuna çektiği su boğazına kaçmak,
3) Niyetin vakti geçip öğleden sonra niyet etmek,
4) Unutarak yedikten sonra, orucu bozulmadığı halde herhanği bir şeyi kasden yemek,
5) Agzına giren kar veya yagmur suyunu yutmak,
6) İgne vurdurmak, burnuna ilâç çekmek,
7) Kulağına yag akıtmak,
Cool Fecr-i sâdık doğmadığı zannı ile sahur yemek,
9) Güneş battığı zannı ile iftar etmek,
10) Kusmuğunu agzından çıkarmayıp yutmak,
11) Arkadaşı veya eşinden baskasının tükürügünü yutmak,
12) Kendi tükürüğünü dışarı çıkarıp sonra yutmak,
13) Dişi kanayıp kanı, tükürüğünden fazla veya tükrüğü ile müsâvi olduğu halde yutmak,
14) Buhur dumanını boğazına kaçırmak.












http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=436

http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=443

http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=439
Logged
AtiLLA_41
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : »

Ali Bey birkere daha teşekkürler. Enerjinize hayranım...
Logged
admin
Forum Delisi
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: Ben bir tuhafım!


Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez!...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : »

AtiLLA_41   Kardeşim!



Alıntı
Ali Bey birkere daha teşekkürler. Enerjinize hayranım...





Teşekkür ederim Maksadım sadece öğrendiklerimizi öğrenmek isteyen lerle en iyi bir şekilde faideli olabilmek için paylaşmak. dolayısı ilede Mevlamın rızasını kazanmak İnşAllah temennilerimizi Mevlam kabul buyururda Rızasını kazanan Kullar-ından eyler bizleri.










http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=436

http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=443

http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=439
Logged
admin
Forum Delisi
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: Ben bir tuhafım!


Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez!...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : »






 O Ramazan ayı ki, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak, Kur''an''ın indirildiği aydır. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah''ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz.

(Dinde güçlük yoktur. Allah orucu emretmiştir. Oruç tutma şartları bulunan kimseler oruç tutarlar. Hastalık, yolculuk gibi geçici bir engelden dolayı oruç tutamayan, sonra kaza eder. İhtiyarlık ve iyileşmeyen müzmin hastalık gibi devamlı özrü olanlar fidye verirler. Her türlü zahmete rağmen kendi arzusu ile gönülden oruç tutan ve hayır yapanlar övülmüştür.)


Oruç

Oruç, ibâdet niyetiyle imsaktan güneş batıncaya kadar, yemekten, içmekten ve cinsî münâsebetten kendini men etmektir.






Orucun Farzları



1-Niyet etmek
2-Niyetin ilk ve son vaktini bilmek,
3-İkinci fecirden itibaren güneş batıncaya kadar, orucu bozan şeylerden kendini tutmaktır. Oruca başlama zamanına "imsak", orucu açmaya da "iftar" denir.







"Orucun Kısımları"

Oruç altı kısımdır:

1-Farz,
2-Vâcip,
3-Sünnet,
4-Mendûp,
5-Nâfile,
6-Mekruh.







Farz Oruç: Ramazan orucunun edâ ve kazâsı ve keffâret orucu.
Vâcip Oruç: Bozulan nâfile orucun kazâsı ve adak orucu.  
Sünnet Oruç: Muharrem ayının 9''uncu günüyle beraber Âşûre günü yâni 10''ncu günü tutulan oruçtur.

Mendûp Oruç: Her aydan tutulan 3 gün oruç. O üç günün "eyyâm-ı biyz" yani Arabî ayın 13,14,15 inci günleri olması da mendûptur.
Nâfile Oruç: Şu zikrettiğimiz oruçlardan başka mekruh olmayan oruçlar nâfiledir.
Mekruh Oruç: Yalnız âşûre gününde (dokuzuncu veya onbirinci günü ile beraber olmadan) tutulan oruçtur.

Ramazan bayramının birinci, kurban bayramının 1, 2, 3 ve 4''üncü günleri oruç tutmak tahrîmen mekruhtur.










"Oruç Ayrıca İki Kısımdır"


1-Geceden niyet icap eden oruçlar: Ramazanın kazâsı, nâfileden bozulan ve gününe gün tutulan oruç, keffâret oruçları, zamanı belli olmayan nezir oruçları. Bunlarda mutlaka geceden niyet şarttır.
2-Geceden niyet icap etmeyen oruçlar: Ramazan ayında tutulan oruç, zamanı muayyen olan nezir ve nâfile oruçlar. Bunlara geceden niyet şart değildir. Gece niyet yapılabildiği gibi, gündüzün kaba kuşluğa kadar da niyet yapılabilir. Ramazan günlerinde ister mutlak oruca niyet edilsin, isterse nâfileye veya başka bir vâcipe niyet edilsin, oruç ramazan orucu olur.








"Orucu Bozup Sadece Kazâ İcap Ettiren Şeyler"

1-  Oruç hatırında iken boğazına birşey kaçmak,
2-  Ağzına aldığı veya burnuna çektiği su boğazına kaçmak,
3-  Niyetin vakti geçip öğleden sonra niyet etmek,
4-  Unutarak yedikten sonra, orucu bozulmadığı halde herhangi birşeyi kasden yemek,
5-  Ağzına giren kar veya yağmur suyunu yutmak,
6-  İğne vurdurmak,
7-  Burnuna ilâç çekmek,
8-  Kulağına yağ akıtmak,
9-  Fecr-i sâdık doğmadığı zannı ile sahur yemek,
10-Güneş battığı zannı ile iftar etmek,
11-Kusmuğunu ağzından çıkarmayıp yutmak,
12-Arkadaşının veya zevcesinden başkasının tükrüğünü yutmak,
13-Kendi tükrüğünü dışarı çıkarıp sonra yutmak,
14-Su veya yağ ile ıslanmış parmağını ayıp yerlerine sokmak,
15-Dişi kanayıp kanı, tükrüğünden fazla veya tükrüğü ile müsâvi olduğu halde yutmak,
16-Buhur yakıp, dumanını boğazına kaçırmak.








"Orucu Bozup Kazâ ve Keffâret İcâbettiren Şeyler"


1-Bilerek yemek-içmek
2-Bilerek cinsî münâsebette bulunmak,
3-Bilerek sigara içmek,
4-Ermeni kili denilen toprağı veya çamurunu yahut yemeyi adet edindiği bir çamuru yemek,
5-Gıybet ettikten sonra (orucu bozuldu diye) bilerek orucu bozmak,
6-Hanımının veya sevdiği bir kimsenin tükrüğünü yutmak,

 
Yukarıda sayılanlardan birini yapan kimse bozduğu orucu kazâ eder ve keffâret olarak da ara vermeden iki ay oruç tutar.







"Oruçluya Mekruh Olan Şeyler"


1-Zaruretsiz bir şey tatmak,
2-Zaruretsiz bir şey çiğnemek,
3-Önceden çiğnenmiş ve tadı kalmamış bir sakızı çiğnemek,
4-Öpmek,
5-Kişinin eşiyle sarılması ve kucaklaşması,
6-Tükrüğünü ağzında biriktirip yutmak,
7-Kan aldırmak.







"Orucu Bozmayan Şeyler"


1-  Unutarak yemek, içmek ve cinsî münasebette bulunmak,
2-  Dokunmak ve oynaşmak veya öpmek ile değil de sırf bakmak veya düşünmekle meni gelmesi,
3-  Uyurken ihtilam olmak,
4-  Meni gelmeksizin öpmek,
5-  Delirmiş olarak sabahlamak,
6-  Ağza gelen balgamı yutmak,
7-  Burnuna inen akıntıyı yutmak,
8-  Kulağına su kaçmak,
9-  Dişleri arasında kalan nohuttan küçük bir şeyi yemek,
10-Elinde olmayarak çok dahi olsa kusmak.
11-Sürme çekmek,
12-Gıybet etmek,
13-Göze ilaç damlatmak.





















http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=436

http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=443

http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=439
Logged
admin
Forum Delisi
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: Ben bir tuhafım!


Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez!...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : »




"MALIN HAKIKÎ SÂHİBİ VE iNFÂK"


Mü’minlerin ibâdetlerinden biri de, Allâhın fazlı ile ihsan buyurduğu mallarından, hikmetiyle fakir kildigi kullarına, onun rızâsını kazanmak için vermek, onların meşrû ihtiyaçlarını karşılamaktır.

Nitekim, Allahü Teâlâ;





وَأَنْفِقُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلَا تُلْقُوا بِأَيْدِيكُمْ إِلَى التَّهْلُكَةِ وَأَحْسِنُوا إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ

 “Ve Allâh yolunda infâk ediniz. Ve kendi nefislerinizi tehlikeye düşürmeyiniz ve ihsanda bulununuz. Şüphe yok ki Allâhü Teâlâ muhsin olanları sever.” (Sûre-i Bakara, âyet 195) buyurmuştur.


Hadîd Sûresi’nin 7. âyet-i kerîmesinde ;




آمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَأَنفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَالَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَأَنفَقُوا لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ

“Allâh’a ve onun Peygamberine îman edin” çünkü onun tebligatini, emirlerini, nehiylerini o getirecek, o beyan edecektir.

 “Sizi istihlâf buyurduğu şeylerden infâk eyleyin ki iman edip de infak eyleyenleriniz için büyük bir ecir vardır.” buyrulmuştur.

Yâni, hakikatte mülk onun olduğu gibi sizin sâhip olduğunuz şeyler de onundur. Ancak size salâhiyet verip onlarda tasarruf etmek için sizi vekil kılmıştır.
Burada fukâraya, sırf Allâh (c.c.) rızâsı için infâk etmenin, Allâh’a ve Resûlü’ne îmandan hemen sonra zikredilmesi, bu infâk isinin îmâna en yakin amel ve îmân ettikten sonra islenecek sâlih amellerden en mühimi olduğuna açık delildir.
Fahruddin Râzî ve Ebûssuud merhûmların tefsîrlerine göre, insanin elindeki mallar hakîkatte Allâh’ındır. Meşrû şekilde faydalanmak için kullarına teslim etmiş, kendi emrince kullanmakta kulunu mali üzerine vekîl kılmıştır.

Şu halde insanların elinde bulunan mallardaki tasarruf, vekîlin tasarrufu gibidir. Mal sâhibi ne emrederse ona uyması lâzımdır. Binaenaleyh malların hakikî sahibi olan Allâhü Teâlâ muhtaç olanlara sadaka ve nafaka vermekle emredince o emre itâat icap eder. Kul, yed-i emîndir. Bu yüzden emre muhâlif hareket etmesi câiz değildir.

İnsanin elinde bulunan mal, ya verâset yoluyla öncekilerden intikal etmiş veya başka suretle kazanılmıştır. Bu halde her mal sâhibinin kendisinden evvel geçenlerden ibret alıp onlar nasıl bu dünyâdan her şeyi terk edip gitmişlerse kendisinin de ayni âkıbete uğrayacağını düşünerek lâyık olanlara sadaka, emrine riâyetleri icâp eder.

Bu infâkla murat, öncelikle zekât ve sadaka-i fitr ise de lafzin mutlak olarak zikredilmesi farz, vâcib ve nâfile bütün hayrât ve hasenâtı içine almaktadır














http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=436

http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=443

http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=439
Logged
admin
Forum Delisi
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: Ben bir tuhafım!


Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez!...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : »



"ZEKAT"


Zekat lügat itibariyle bereket, medih, güzel senâ, temizlik, nema’ ve nazar manalarına gelir.  İstilahta ise: Müslüman bir mükellefin, Cenab-ı Hakk’ın emrini yerine getirmek maksadıyla, fakir için  malından vermiş olduğu muayyen miktardır.
 
   Cenab-ı Hak bir ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyorlar: Namazınızı kılın, Zekatınızı verin, Allah’ın Rasülüne itaat edin, taki rahmet olunasınız.”  Bu ayet-i kerime ile Yüce Mevlamız,  rahmetine mazhar olabilmek için, yapılması icabeden üç vazifeyi beyan buyurmuşlardır. Bu vazifelerden ikincisi  zekat mükellefiyetidir.

   Kur’an-ı Kerimde, zikrettiğimiz ayet-i kerimede olduğu gibi,  otuz iki yerde, zekat ile namaz ibadetleri beraberce zikredilmiştir. “Nazımdaki yakınlık hükümdeki yakınlığı icab ettirmez”,  kaidesi mâlum olmak ile berâber, bu zikredilme tarzı, namaz ile zekat arasında kuvvetli bir bağ olduğuna delalet eder. Hatta bazıları tarafından denilmiştir ki: “Biri, diğeri olmaksızın makbul olmaz”.





"ZEKÂTIN VERİLECEGI YERLER"



Masârif-i zekât, zekâtın verilip sarf olunabileceği yerler demektir ki, sekizdir.


Tevbe sûresinin 60. âyetinde açıklanmıştır.



بسم الله الرحمان الرحيم



إِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَاِبْنِ السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِنَ اللَّهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ



1) Nisâb(miktarı mal)a sâhip olmayan fakirler,
2) (Hiçbir şeyi bulunmayan) miskinler,
3) Zekât toplama memurları,
4) Müellefe-i kulûb,
5) Kölelikten kurtulacak kimseler,
6) (Borcuna karşılık malı olmayan) Borçlular,
7) (Fi sebîlillah) Allâh yolunda hizmet edenler,
Cool Yolda kalmış ve harçlığı olmayanlar.


Zekâtın verilmesi en faziletli olanı, hiçbir şeyi olmayan miskinler ve fîsebîlillâh (Allâh yolu)dur.









“İSLÂM’IN SARTLARINDAN ZEKÂT”



Zekât, hicretin ikinci yılında emredilen farzlardandır. Nisâb miktarındaki nakitlerin veya ticâret mallarının üzerinden bir sene geçtiği zaman zekât vermek icâbeder.

Zekâtın alenî, açıktan verilmesi daha fazîletlidir. Bunda başkalarına nümûne olmak ve sûi zandan kurtulmak vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şerîflerinde (meâlen) “Mallarınızı zekât ile koruyunuz, hastalıklarınızı sadaka ile tedavi ediniz, belâ dalgalarını duâ ile karşılayınız.” buyurmuşlardır.

Zekâtla mükellef olacak kişi hür, akıllı ve bâliğ olmalıdır.

Zekât mükellefi, asli ihtiyaçlarından ve borcundan baıka nisâb miktarı veya daha fazla bir mala mâlik, sâhib bulunmalıdır.

Zekâtta altının nisabı 20 miskal(=80.18 gr)dır. Bu miktarda altını veya bu değerde nakit parası olan müslümanın zekâtını vermesi icâb eder.









Lüzûmlu ihtiyaçlar:



Ev ve ev için lüzûmlu eşya, elbiseler, âletler, kitaplar, binek (at veya araba), hizmetçi ve bir aylık diğer bir görüşe göre bir senelik erzâk aslî ihtiyaçlardır. Borç karşılığı    para da aslı ihtiyaçlardandır.

Zekâtta mâlik hakîkaten veya hükmen (nâmı) artıcı olmalıdır. Ticaret ile olan (nemâ) artış hakiki nemadandır.

Altın ve gümüş de hükmen nemâ (artış) vardır. Altın ve gümüş, nakitler, külçeler, zînet takımları bunlarla ticâret yapılmasa dahi nisab miktarına ulaştığı zaman zekât vermek icâbeder.

Zekâtın farz olması için nisaba kavuştuktan sonra malin üzerinden bir yıl geçmelidir.

Nisâb miktarının sene içinde eksilmesi zekât vermeye mânî değildir. Nisab sevîyesinin senenin basında ve sonunda mevcut olması yeterlidir.

Zekât verirken veya vermek üzere ayırırken kalben zekâta niyet edilmesi lâzımdır. Dil ile söylemek lâzım gelmez. Zekât niyeti ile verirken hediye veya borç olarak verdiğini söylemekte bir mahzur yoktur
















http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=436

http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=443

http://www.tosya.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=439
Logged
Sayfa: [1] 2 3 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  



', $txt['smf52'], '
'; } // Don't show a login box, just a break. else echo '
'; // Show the "Powered by" and "Valid" logos, as well as the copyright. Remember, the copyright must be somewhere! ?>
Pagerank
Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com