Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Anasayfa Haber Arsivi Ana Sayfa Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt
Duyurular: Forum anasayfas?nda, sayfan?n en alt?nda en son gönderilen mesajlar linki oldu?unu gördünüz mü?
+  Tosya.Gen.TR
|-+  Diğer Konular
| |-+  Güncel Gelişmeler
| | |-+  Haklar yasalardan önce gelir...
« önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Haklar yasalardan önce gelir...  (Okunma Sayısı 5321 defa)
Fahri
Profesyonel Forumcu
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 131



Üyelik Bilgileri
« : »

           Haklar yasalardan önce gelir
         Uzunca bir süredir sendikal hak ve özgürlükler başta olmak üzere, emekçilerin en temel haklarına yönelik saldırılar fiili bir şekilde hayata geçiriliyorken, Anayasa değişiklikleri ile söz konusu fiili saldırıların hukuki çerçevesi çizilmeye çalışılıyor.
             Tarihsel süreç içinde sınıf mücadelesinin gelişim süreci, kimi zaman bir hakkın kazanılması ve egemenler tarafından tanınması, kimi zaman da hakların yasal güvenceye alınması talebi üzerinden gerçekleşti.
               İşçi sınıfının yıllarca süren mücadelesi ve ödenen bedeller üzerinden elde edilen kazanımların egemenler tarafından yasa haline getirilmek zorunda kalınması, mücadelenin sonraki aşamalarında en önemli dayanak noktalarından birini oluşturdu.
                Hakların yasa haline gelmesinin tek başına yeterli olmadığı, bir hakkın kazanılması kadar, o hakkın korunması ve geliştirilmesinin de önemli olduğu gerçeğini emekçiler, yaşam ve mücadele deneyimleri içinde yaşayarak öğrendiler.
               Sınıf mücadelesinin yükseldiği, emekçilerin en geniş kesimlerinin hak ve çıkarları için harekete geçirilebildiği dönemlerde kazanımlar artarken, emek mücadelesinin durgunluk yaşadığı dönemlerde eldeki haklar çok daha hızlı bir şekilde geri alındı. Hükümetler, fırsatını her bulduğunda emekçileri daha çok yıkıma uğratacak, onların mevcut yasal haklarını bile kullanmalarını engelleyecek uygulamalar içine girmekten çekinmediler.
              Referandum gündemini oluşturan anayasa değişiklikleri içinde sendikaları yakından ilgilendiren ve neredeyse tamamı emek hareketinin geleceği açısından ciddi olumsuz düzenlemeler içeren değişiklikler var.
             Ama ilginçtir anayasa değişikliklerinin mimarı olan AKP ve onun demokratikleşme masalına inanan kimi sendikalar ve sendikacılar gerçeğin tam tersi yönünde açıklamalar yaparak, değişiklik paketine “Evet” denilmesi için çalışıyorlar.
              Türkiye’de işçiler, mevcut Anayasal haklarını kullanarak bir sendikaya üye olduklarında bile hemen kapı önüne konuyorken “Birden fazla sendikaya üye olma” hakkının tanınması kadar saçma ve komik bir durum olamaz.
             Yine işçilerin bir işyerinde greve çıkması için uzun bir yasal süreci uygulaması gerekirken ve çoğu zaman greve çıkmak bile fiilen mümkün olmuyorken, bazı grev yasaklarının kaldırılmasının da pratikte hiçbir anlamı yok. Ama bütün bunlar ve benzeri düzenlemeler neredeyse “Devrim niteliğinde” değişiklikler olarak pazarlanıyor.
                Sendikal haklarla ilgili Anayasa maddeleri ve halen yürürlükte olan sendikal yasalar, büyük ölçüde tepeden inmeci, baskıcı otoriter bir zihniyetinin bir ürünü olarak, sendikaların iç işleyişlerine kadar müdahale eden bir içerikte oluşturuldu. Anayasa değişiklikleri ile bu yasakçı içeriği değiştirmeye yönelik getirilen yeni bir şey yok. Bir taraftan sanki yasaklar kaldırılıyormuş gibi yaparlarken, arkasından yeni yasak ve kısıtlamalar getiriyorlar.
                Gerek 12 Eylül Anayasası, gerekse yapılması düşünülen anayasa değişiklikleri ile sendikalar tamamen devlet/hükümet güdümlü hale getirilmeye çalışılırken, emek hareketi de mutlak anlamda denetim altına alınmaya çalışılıyor. Kimi sendikalar ise kendilerini doğrudan ilgilendiren maddeleri değerlendirirken “Hakların yasalardan önce geldiği” gerçeğini atlayarak, boyunlarına geçirilmeye çalışan zincire kafalarını uzatmayı marifet sayıyorlar.
                Sınıflar arasındaki güç mücadelesinin etkisiyle biçimlenen yasaların içeriği, tek başına emek hareketinin sınırlarını çizmek açısından kuşkusuz tek ölçüt olamaz.
                 Bu nedenle tek başına yasalar üzerinden işçi sınıfı lehine düzenlemelerin yapılması mümkün olmadığı gibi, eğer olacaksa da bunun işçi sınıfının birleşik ve örgütlü mücadelesi ile olabileceğini göremeyecek kadar kör olanlara ise bu saatten sonra ne söylesek az olur.
Logged

İnsan hayal ettigi müddetce yaşar.
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  



Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Pagerank
Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com