Online Sayaci 2







Kayıp Parola?

Kim Online

Şu anda 2 misafir bağlı

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

ıncıklanmak

( üzülmek )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz
Anasayfa arrow YAZARLAR arrow Mehmet ÇİLOĞLU arrow Gönüllü Mankurtluk
Gönüllü Mankurtluk Yazdır E-posta
Saturday, 10 January 2009

Active Image

 

 

Mehmet Çiloğlu
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


 


Eski çağlarda Çinliler köle yapmak istedikleri Türk çocuklarını alıp uyguladıkları bir yöntemle ebedi köle olarak kullanırlarmış.

Çocuk, ailesinden zorla alındıktan sonra önce başı bir güzel tıraş edilir, taze manda derisi takke biçiminde kesildikten sonra kafaya oturtulur ve çocuk güneşte bekletilerek manda derisinin kuruması ve kafatasını iyice sıktırması beklenirmiş. Kafatası, dolayısı ile beyni iyice sıkıştırılıp büzüştürülen çocuğun beyin gelişmesi durur, dumura uğrar, yaşı ilerlemesine rağmen beyin gelişmesi durduğu ve dumura uğradığı için düşünme melekesini ve beyin faaliyetlerini önemli ölçüde kaybedermiş. Bu çocuk fiziksel olarak gelişip otuz, kırk, elli yaşlarına gelse bile yedi yaşındaki bir çocuğun zihinsel ve bilişsel faaliyetlerini gösterebilecek düzeyde kalırlarmış.

………………………………………………………

Tarih aslında sadece yaşanılan süreç içinde bir kavimler mücadelesi olmanın yanında etkin bir yol göstericidir. Şayet tarih bu görevini yerine getiremiyorsa sıradan bir hikâyeler demeti olmanın ötesinde gerçek işlevini yerine getirememiş demektir. Tarihten ibret almamak aymazlıktır, bilişsel ve ruhsal körlüktür.

Günümüzde çağdaş mankurtlar üretmek için şekil ve yöntem değiştirdiler. Artık dünya efendileri yeni roller, yeni biçimler kullanıyorlar. Tek tek yorulmak istemiyorlar mankurtlar yaratmak için. Daha etkili yollar keşfettiler. Daha verimli araçlar kullanıyorlar alabildiğince.

İçimizden yardakçılar ve taraftarlar oluşturuyorlar düzenlerinin devamını sağlayacak ve sürekli onlar için çalışacak. Aydın, fikir adamı, siyasetçi diye bize sunularak benimsememiz, inanmamızı sağlamak için. Bu konuda ellerinden ne gelirse yapıyorlar, yaptırıyorlar. Toplumun gözünden gerçeği gizlemek için kullandıkları argümanlar aslında etkili de olmuyor değil.

Yaşamı bir bütün halinde sorgulayan düşün adamları maalesef yetiştiremiyoruz ya da popülist kültür ya da sığ modernitenin tatlı sularında gösteri yapan kuklaların gösterilerinden gözlerimizi alıp gerçek değerlerin nefeslerini, soluklarını duyamıyoruz...

Şarlatanların hedefi günlük laf cambazlıkları ile düzeni yüceltmek ya da üretilmiş düzene rahatlıkla angaje olarak konumlarını korumaktır. Bir müddet sonra bunlar toplumu da kendilerine benzetmeye özen gösterirler. Yoksa yaşam alanları biter. Gündelik bilgi felsefi bilginin; kaba ve anlık davranışlar toplumsal kuralların yerine geçer. Toplumsal kuralların ve köklü öğretilerin ağır yükünü taşıyamayan ve geleneklerin ve tarihin yüklediği yükü kaldıramayanlar daha kolaycı yaklaşımla ellerinden geldiğince toplumun bilinçaltı kaba dürtülerini hitap etmeye başlarlar.

Yapacakları şey artık toplumun beynine ya da ferasetine değil daha çok anlık kaba algılarına hitap etmektir. Dedikodudan öte geçmeyen politik yaklaşımlar, küfürleşmeye varan tartışmalar. Artık toplumun gerçeği haline getirilir. Köksüzlük kökleştirilir, bayağılık ambalajlanarak cicileştirilir. Yeni bir dünya inşa edilir, toplumun direnç noktaları törpülenerek, hafızası ve geleneği silinerek.

Düşünmüyorsak eğer hep sorar; ama cevabını yine başkalarının vermesini bekleriz.. Başkalarının belirlediği biçimde duyar, düşünür ve davranırız. Kültürel kökler, gelenek, görenek adı olan; ama içeriği ve anlamı olmayan sözlükteki kelime kalabalığıdır artık.

Böyle toplumlarda yetişen gençler, toplumda yüceltilen değerlerinin ne olduğuna bakarlar. . Kendini ispat etmek ve delikanlılık enerjilerini gösterebilmek için de toplumsal rol-modellerini de bu kaynaklardan seçeceklerdir. Zaten onlar yaşları gereği popüler olmuş, günlük hayatın ışıltılı dünyasında öne çıkmış kişilerin değerlerinin gerçek değerler olduğu gibi bir yanlışa inandırılmışsa geçmişinden koparılmış, dünya sömürü düzenin kollarına emanet edilmiş tüketim toplumunun rezervleri olarak dünya efendilerinin istediği kıvamda hazır edilmiş demektir.

Gelenekler, adetler, töre bir biçimde sürekli topa tutulup küçümsenir, yerin dibine batırılır. Alt düzey bir yaşantının kırıntıları gibi algılanması sağlanır magazin ortamında, günlük hayatımıza egemen olan egemen çevrelerde. Bu bilinçli bir çabadır. Evrensel beyin yıkamanın gereğidir.

Tüm araçlarını kullanır dünya efendileri; beyin yıkama araçlarının hepsini seferber ederler, kendi değerlerini benimsetip kabul ettirebilmek için eski değerlerin önce küçük düşürülmesi, kaba ve yersiz olarak algılanması için.

“ Dikkat edin lütfen “Töre-cinayet; Gelenek-eski, eskimiş; yeni yıl-eğlence, içki; aşk-sürekli değiştirilen kadın erkek arkadaş; eşcinsellik-cinsel tercih kılıfları içinde bilinçaltımıza pompalanmıyor mu?”

Gençlik gelecek ise; işte günümüz gençliğini ancak böylesi şekillendirebiliyoruz demektir; yani dünya efendilerinin istediği biçimde..Ya da yetiştirmekten aciziz ve başkalarına emanet ettik demektir…

Kendisi olmayı bilemeyecek kadar güdük bırakılan bir toplum artık mankurttur.

… Mankurtların yaşları otuz elli olabilir, ama gerçek düzeyleri on yaşı geçmez…

Mankurtların hep yedeni, güdeni, besleyeni vardır; ama mankurt normal bir birey sayılır mı varın siz hesap edin..


Düşün üretemeyen, felsefi sonuçları yaratamayan toplumlar şarlatanların önderliğinde dünya efendilerinin egemenliğine girerler. Felsefe tarihinin en önemli filozof ve öncülerinden sayılan Sokrates'e göre; bilgi doğuştan gelir. Ona göre doğru bilgi; kesin ve değişmezdir ve yine ona göre doğru bilgi ancak diyalektik yolu ile oraya çıkarılabilir.....

Doğru bilgi insanın özünde gizlidir. Küllenmiş, üzeri örtülmüş olabilir. Zahmet edip ve açık yüreklilikle yeniden kendinizle yüz yüze gelmek zorundayız; gerçek, zaten yüreğimizde beynimizde bir yerlerde kendiliğinden duruyordur. Sadece üzerindeki külü üfleyin.

Külü üfleyin……………………………………………..

Yeryüzünde yeryüzü efendileri tarafından esir edilmiş adaletin, yüceliğin, eşitlik kavramlarının soysuzlar elindeki acıklı halini görün.

Üzerine düşen öncelikli görevin kendimizle olan diyalogumuz ve toplumsal diyalektik olduğunu görebilmek için sadece doğru bir bakışın yeterli olduğunu görmek yeterlidir bence……..


Görüntüleme sayısı: 2319

  Yorumlar (6)
Yazan neminarin, 12-01-2009 08:17
çok güzel bir tespit olmuş. Mankurtları duymuştum ama bu bilgi ile tarihten ders çıkartmanız çok ama çok hoşuma gitti. Ayrıca, sadece Tosya'nın değil tüm Türkiye'nin hatta tüm dünyanın sorunlarına değinmmenizde gerçekten çok güzel.  
Başarılar.
Yazan gülsüm, 13-01-2009 08:43
mehmet bey benım felsefe ögretmenımdı derslerınde onu dınlemek gercekten zevk verıyor ınsaana fakat ben mehmet beyın hayat hıkayesını yazmasınıda ıstıyorum emınım kı sızlerde hayran kalacaksınız bukadar ıradelı bır ınsann aklına koydugunu yapan bır ınsan tanımadım daha once her neyse bu yazıya gelınce ınanılmaz begendım her genc okusun bence gercekten guzel bıryere degınmıssınız hocam bın turlu seyler cıkarıyorlar bızım dusunmemızı engellemek ıcın ellerınden gelını yapıyorlar bızde artık o kafalarımızda kı derılerı cıkartmalıyızzz turk soyuna yakısır sekılde davranıppp aartık dusunmelıyız bence... tebrık edıyorum guzel bır calışma olmus fakat mankurtlarla ılgılı derın bır arastırma yapan bırı olarak bı yanlıslıgı duzeltmek ıstıyorum.. mankurtlar sadece cocuk yasta alınmıyorlardı her yastakı kolelerı mankur t yapabılıyorlardı cunku onların kafalarını tras ettıklerınde taktıkları derı manda derısı degıl devenın cenesının altından alınan derıdır bu da dunyadakı en kalın derıdır. bu derıyı kafalarına yapıstırıp kızgın gunesın altında bekletıyorlar ve o derı ıyıce beyınlerıne yapısıyor sac cıkmasını engellıyor cıkamayan saclar ıcerı kıvrılıyorrr ve beyıne zarar vererek hafıza kaybına nden oluyor dusunmeyı ve akıl yurutmeyı engellıyor... bu bılgıyı paylasayım dedım.. eee kımın ogrencısıyız degılmı yanı:)
Yazan ANADOLUM, 13-01-2009 14:38
Mehmet Bey, 
Yazınızı keyifle okudum.Bizim kafamıza yorumcu arkadaşımızın söylediği gibi ne deve,sizin bahsettiğiniz gibi ne de manda derisi geçirmeden,sadece çuval geçirerek amaçlarına ulaştılar. 
Ülkemizde yağcı,yalaka,dalkavuk,ahlaksız,hırsız ve onursuzlar itibar görmeye ve efendi rolü oynamaya başladılar.Bu toplumsal çürümenin,kokuşmanın ve yozlaşmanın dışa vurumuydu. 
Bütün deger yarğılarımızın merkezine parayı koyarak,bencilliği,acımasızlığı ve çıkarcılığı bir yaşam biçimine dönüştürerek Ulusal Kimliğimizi ve Kişiliğimizi aşındırdılar.Birlik ve dayanışma duygularımızı yok ettiler.Bu yüz yıl öncesinin projesiydi.Uyguladılar ve başardılar.Biz de seyrettik.Bu nedenle 
bizi ne Kurtuluş Savaşımızın o büyük kahramanları ne de gelecek nesiller asla affetmeyecekler.Sevgi ve sayğılarımla! 
Yaşar Türker
Yazan gülsüm, 14-01-2009 08:17
kesınlıkle sıze katılıyorum yasar bey cok guzel bır yere degınndınız. butun deger yargılarımızın tamda merkezıne parayı koymusuzzz.. halbukı osmanlı devletınde komsusu siftah etmedı dıye kendı musterısını komsusuna yollayann bır anlayısa sahıptık. sımdıyse kım kımın kuyusunu nasıl kazacak dıye dıdınıp duruyoruz.. ne hale geldıkk allah ıslah etsın. bazen dusunuyorum fahıh sultan gıbı mustafa kemal gıbı bırısı daha cıkar mı_???
Yazan hido, 27-03-2009 15:53
bende mehmet hocamın eski öğrencilerindenim 
 
ben bu yıl son sınıftayım.kendisinden gercekten ben ve tüm arkadaşlarım çok şey öğrenmiştir eğitim adına hayat adına.bize hep başarabileceğimizi bize hep zorun yapılamayacak bişey olmadığını başarmak için çalışmak gerektiğini söylerdi.onun hayat felsevesini kendime rehber olarak görüyorum ve nerde zorda kalırsam onun sözleri aklıma geliyor.(yukarıda ardaşlardan biri daha belirtmiş ama bende tekrar vurgulamak istedim.mehmet hocamın hayatını anlatmasını istiyorum.)hidayet kara
Yazan Havva, 13-09-2009 23:27
Mehmet abi, bu yazini merakla okudum, ilgincti, bilgilendirmek icin iyi oldu, lakin biraz noksan gibi... :) 
Gülsüm ögrencinizin yaptigi düzeltme gibi "mankurtlar sadece cocuk yasta alınmıyorlardı her yastaki köleleri mankurt yapabiliyorlardı cünkü onların kafalarını tras ettiklerinde taktıkları deri manda derisi degıl devenin cenesinin altından alınan deri dünyada en kalın deridir. Bu deriyi kafalarına yapıstırıp kızgın günesin altında bekletiyorlar ve o deri iyice beyinlerine yapısıyor sac cıkmasını engelliyor cıkamayan saclar iceri kıvrılıyor ve beyine zarar vererek hafıza kaybına neden oluyor düsünmeyi ve akıl yürütmeyi engelliyor." 
Tesekkürler her ikinize de :) 
Sözü gecmisken... TR de Cin esyalarini boykot etmek de yerinde olur ama ne yazikki ucuz oldugu icin iyi satiliyorlar dünyanin her bi yerinde.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2018 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım