Mehmet Çiloğlu
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
ÖKSÜZ CEMİL
Bir gün sordum Mustafa Öğretmene - Hani senin ……….. bir öğrencin var ya o nerede? - Hocam hangi öğrenciden söz ediyorsun? Biraz anlat hele - Dağınıktı saçları üst baş hak getire….. Sararmış suratı, Çocuk yaşta gözler çökmüş içine. Yorgun yüzünde mahcup bir gülümseme donmuş. Hani hiç arkadaşı yoktu, Duvar dibini kendine mesken tutmuştu. Herkes top oynarken o, kaçan topları bulur, İzin verirlerse diğerleri, bir kere de o vurur. - Ya şimdi anladım hocam, o benim Cemil’ im Cekette hiç düğme yok, Boyna asılan bezin adı kravat. Garibim hiç giymedi yeni alınmış iskarpin; Ya komşunun verdiği ya başkasının eskittiği. Beklerdi Cemilim bir yaz gelse, Bir gün bile kapıdan kuru çoraplarla girebilse. Kışları hayal ederdi sobayı yanarken delicesine, Islanmış ayaklarını şöyle bir uzatıp gönlünce ısıtabilse. Hocam; Onun babası yoktu, İki çocuklu annesi uzun zamandır duldu; Tak edince yoksulluk canına, Eş dost girdi de araya Aldı da çocuklarını, vardı bir pazarcıya Geçen gördüm Cemil’ i, boya sandığı sırtında Pantolon yırtık, baldır meydanda. Göz göze geldik; Beni görünce döndü öbür tarafa Yaklaştım yanına, Sordum, Sen niye gitmedin okula? Mahcup, - Hiç…………… Hocam sorma, - Öksüz güler mi sanıyorsun Meğer ki; yanıla Kolay mı sanıyorsun hocam dört boğaza bakmayı, Babalığım bıraktı artık pazarda öteberi satmayı. Gitmeliyim hocam bu akşam hastayım zaten, Babalığın sigara parasını denkleştireyim gideceğim hemen. ……………………………………………………….
Bana bunları söyleyen o çocuğun adı Cemil’ di Senin sorduğun çocuk hocam, O, Cemil’ di Her gün sokakta gördüğün çocuklardan biriydi.
Görüntüleme sayısı: 1772
Yorumlar (7)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.