Bazen hayattan çok şey bekliyoruz sanırım... Büyümek istiyoruz, büyüdüğümüz zaman da çocuk olsaydım keşke diyoruz... Aşık olmak istiyoruz, aşık olunca da "keşke sevmez olaydım" diye söyleniyoruz. "Tanımasaydım seni, tanıdığım güne lanet olsun" diye beddua edip, lanet okuyoruz bir de...
Tekamül edemiyoruz! Çok sabırsızız... Yeni çağın hastalığı bu sanırım. Çabuk tüketim (fast food) çağı... Olgunlaşmayı bekleyemiyoruz. Hep acelemiz var, hep geç kalıyoruz sanki bir şeylere, bir yerlere... Her konuda az bilgi sahibi olup, çok iş beceriyormuş gibi hava atıyoruz bir de... Konuşmayı marifet bilip, susmayı küçük düşmek diye adlandırıyoruz...
Mutluluk arayışı içinde tuzaklara düşüyoruz. O tuzaklarda kırılan hayallerimize bakıyoruz gözümüz yaşlı... Bazılarımız o kadar kör oluyor ki; parçalanan şeyi görmeden umarsızca o tuzağın içinde yaşamaya başlıyor. Pembe gözlüklerle baktığı, yaşadığı hayatı kusursuz belliyor.
Oysa hayat kusurlarıyla gözümüze sokuyor bir çok şeyi... Ama görmezden geliyoruz ne yazık ki... Kusursuz sandığımız hayatla, hatalar inşa edip; inşa ettiğimiz şeylerin altında can veriyoruz sonunda...
Sevgiyle...
Görüntüleme sayısı: 880
Yorumlar (4)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.