Ne kadar acı çektiğimi ancak bir gün benim kadar sever ve sevdiğinizi kaybederseniz anlarsınız.
İçimde korkak, gözü yaşlı bir kız çocuğu var. Sen bilmezsin belki ama ben biliyorum seni ne çok sevdiğini. Çünkü o küçük kız çocuğunu hayatı boyunca kimse senin gibi sevmedi. Sen o çocuğun kahramanıydın onu kötülüklerden kurtaran. Sen o çocuğun kahramanıydın her düştüğünde el uzatan...
Öyle sahici bakarmışsın ki ona, içi titrermiş. Gözlerini hiç kapama istermiş. Gözlerin okşarmış sanki onun inatçı saçlarını. Öyle bir tutmuşsun ki mesela elini, o çocuk umutlarını kelepçelemiş sana. Bırakmak istememiş kalbini sana. Çok savaş vermiş ama sonunda olan olmuş. Senin için deli divane aşık oluvermiş. Hani derler ya aşk önce insanın gözünde, sonra gönlünde büyür diye; sen önce kahramanlıklarınla gözünde büyümüşsün onun... Engelleyememiş sana olan sevgisini, zaten engellemek de istememiş.
Gitmeden bir gece önce sen, çocuk anlamış son kez geldiğini eve. Oysa sen bir daha gelecekmişsin, girecekmişsin gibi o kapıdan rahatmışsın. O gece çocukla hiç konuşmamışsın, uzun uzun öpmüşsün vedalar gibi. Ve sarılmışsın, son kez hissetmek ister gibi. Kız çocuğum kollarında uykuya dalmış bir ara. Rüyasında beyaz bir kefenle atılıyormuş toprağa. Tam da nefes nefese toprak üstüne atılırken uyandırmışsın onu. Artık herşey belliymiş, çocuk gideceğinden eminmiş. Ağlamış çocuk o gece sana duyurmamaya çalışarak. Ama sen görmüşsün uyugezer halde onun köşeye sinmiş ağlamaklı halini. Tutmuş elinden kaldırmış, yanına yatırmışsın sarılarak.
Biliyor musun? O gece sabaha kadar hiç uyumamış çocuk. Seni seyretmiş. Kapalı gözkapaklarının ucundaki kirpiklerin minik kıpırdanışını, hafif aralık dudaklarının mırıldanışını, çökmüş yüz hatlarının hoyratlığını, uzun ince parmaklarının sıcaklığını... Her hareketini hafızasına kazımış, ezberler gibi. Sonra sabah olmuş. Sen; görüşmek üzere, deyip çıkarken tutmuş ellerini. Gözlerine bakmış uzun uzun ve dudaklarından içeri hep mutlu ol, diye bir dilek üflemiş. Gülümsemişsin... İyi bak kendine, demişsin. Çocuk; hoşçakal, demiş sana. El sallamış ardından gözyaşlarıyla sana. Ve gitmişsin, gittiğin yerden bir daha dönmemişsin. Biraz önce toprağını attım. Sensizliğe dayanamadı, rüyasında gördüğü kefenle içimdeki çocuk şimdi gömüldü. Sen yoksun, o da yok şimdi... Ne kadar acı çektiğimi ancak bir gün benim kadar sever ve sevdiğinizi kaybederseniz anlarsınız.
www.solmazakca.net
Görüntüleme sayısı: 911
Yorumlar (5)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.